Reklam
Yağlıdere; “Roman halkı üzerine araştırmalar hala yeterli...

Yağlıdere; “Roman halkı üzerine araştırmalar hala yeterli düzeyde değil”

Konak Kent Konseyi Genel Sekreteri, Araştırmacı-Yazar Alper Yağlıdere, Roman halkının sorunlarının dünyanın her yerinde hala benzerlik taşıdığını söyledi

19 Ekim 2020 - 12:46

Kıymet OCAK-Helin UZUNGET/GERÇEK HABERCİ- Alper Yağlıdere, Konak Kent Konseyi Genel Sekreteri olarak İzmir kamuoyunda tanınan bir isim. Roman halkı üzerine yaptığı çalışmalarla da yer yer gündeme gelen bir araştırmacı. “Kentlerin Mekânsal Kullanımında Sosyal Kategori Olarak Romanlar Konak İlçe Belediyesi Ege Mahallesi Örneklemi”, “İzmir Romanları” gibi kitaplara imza atan Yağlıdere ile özellikle Ege Mahallesi örneğini konuştuk. Yağlıdere, “Romanların bugüne kadar gelmiş, geçmişte yaşanan Cumhuriyet’ten itibaren yaşanan sorunları aşmak amacıyla yazdık” dedi.

Kitabın basımı 2008 yılında gerçekleşti ve aradan 12 sene geçti. Ege Mahallesiyle irtibat halinde miydiniz bu dönem içerisinde?

12 sene geçti; ama Romanlara baktığımızda şunu söyleyebilirim: Ben Roman mahallesinde, Agora- İkiçesmelik’te doğdum, büyüdüm. Dedem muhtardı. Daha sonra Gültepe’ye taşındık. Orada da roman arkadaşlarım vardı. Yani bu tezi yazarken hem teorik hem de pratik; okulda ve alanda gözlemlediğim bilgimi kullandım. Ege Mahallesi’ni seçmemin nedeni; zaten tezimin adı da “Kentlerin Mekânsal Kullanımında Sosyal Kategori Olarak Romanlar Konak İlçe Belediyesi Ege Mahallesi Örneklemi”.  O zamanlar da kentsel dönüşüm gündemdeydi şuanda da gündemde. Dezavantajlı kesimin yaşadığı mahalleler genelde rantı yüksek bir yere yakınsa Alsancak gibi, hep kamusal alanlarla sıkıştırılıyor. Tren yolu geçmesi, hastanelerin yapılması, köprülerin yapılması gibi. Mahalleyle irtibat halindeyim. İlk kurulan dernekte yönetim kurulu üyesiydim. Ege Mahallesi’nde de Ege Mahallesi Selanikliler Kültür ve Dayanışma Derneği üyesiyim. Orada Kentsel Dönüşüm Derneği de açıldı. Gündemden de takip ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi, Dünya Bankası’ndan kredi çekmiş. O krediyle burada düşündüklerini yapmaya çalışıyorlar. Derneğin baskılarıyla burada mülk sahibi ve kiracıların da bir hakkı doğdu. 12 yıl geçse de Romanların yaşadığı sorunlar İzmir’de, Ege Mahallesi’nde de aynı. İspanya’da İngiltere’nin herhangi bir mahallesinde de aynı. Biz zaten bu sorunları aşmak için bu kitabı yazdık. Yani amacımız şuydu: Romanların bugüne kadar gelmiş, geçmişte yaşanan Cumhuriyet’ten itibaren yaşanan sorunları aşmak amacıyla yazdık. Eğitim sorunu, barınma sorunu, istihdam sorunu, sağlık sorunu ve önyargıları aşmak için 2005 yılından beri dernekte bunları yaptık. Einstein’ın bir sözü var, “Önyargıları kırmak atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur”. Yüksek lisansa 2004 yılında başladım. 2006 yılında bitti. Kitabım güncel. Dernek sayıları arttı. Türkiye’de ilk defa 2 tane vekil birden çıktı Romanlardan. Hem ana muhalefetten hem iktidar partisinden. Hatta Güzel Parti adı altında kendi partilerini kurdular.

Yaptığınız araştırmaların ortaya koyduğunuz problemin çözümünde katkısı oldu mu? Merkezi hükümet ve yerel yönetimlerden somut bir gayret gözlemleme adına soruyoruz bunu…

Kesinlikle katkısı oldu. Şöyle söyleyeyim, deyim yerindeyse, ben tezimin ekmeğini çok yedim. Sahada yaptığım anket çalışmalarıyla bir sürü proje aldım. Yaptığım çalışma Türkiye’de Romanlar hakkında ilk çalışma, ilk yüksek lisans. Benden önce bir doktora tezi vardı. Ondan sonra benim yüksek lisansım çıktı ve ben bu tezimi yazdıktan sonra tabii ki yerel yönetimler, dernek olarak, merkezi yönetim, kaymakamlık, valilik, MEB, bu soruna el attı. Bu tezden sonra özellikle sosyologlar, psikologlar, tarihçiler bu alana girmeye başladı. Yani bu alan Amazon Ormanları gibi keşfedilmemiş yerler olarak düşünülebilir. Çalışmalar hala yeterli düzeyde değil. O zaman kimse Romanlarla çalışmak istemiyordu. Şimdi herkes Roman çalışıyor, herkes kendi bakış açısından bir şeyler yakalamaya çalışıyor. Ben bu kitapta şunu anlattım: Romanların günümüze kadar gelen sorunlarını nasıl çözebiliriz, nasıl bir kentsel dönüşüm yapılabilir, eğitim sorununu nasıl aşabiliriz? Bunu yerel yönetimle, valilikle, kaymakamlıkla, MEB ve halkla yapabiliriz.

Ege Mahallesi sakinleri eserinizi gördü mü? Gördüyse bu konu hakkındaki geri bildirimler nasıldı?

Sadece Ege Mahallesi’ndekiler değil, bütün Romanlar gördü bu kitabı ve bu kitabı yazdığım için de çok mutlular, olumlu bir geri dönüş aldım. Kendi yaşadıklarını, milli tarihini yazmamızdan herkes mutlu olur. 10’uncu yüzyılda neden Hindistan’dan göç ettiklerini antropologlara soruyoruz, neden diye. Açlık, kıtlık gibi çeşitli nedenlerden dolayı üç kola ayrılarak göç etmişler. Niye gitmişler? Nerelere gitmişler? Biz bunları göç yollarını izleyerek takip ediyoruz. Bu kitaba baktığınızda Romanlar, nereden ülkemize gelmiş? Anavatanları neresi? Nedir, ne değildir;  bunları öğreniyorlar. Kendi toplumlarının yaşadığı sorunları ortaya koyuyor. Romanlarda Cumhuriyetin kurulduğu yıldan itibaren eğitim sorunu, istihdam, barınma, sağlık sorunları var. Bu sorunları aşmak için bu kitap bir amaç değil bir araçtır.

Gettolar genelde demiryolunun sağına ve soluna dizilmiş haldeler, demiryolu gettoyu gizleyen bir yol mu? Ege Mahallesi buna ne diyor?

Ege Mahallesi için çok da getto diyemem. Bu belki bizden tarafa olan bir gettodur. Mahallede böyle bir algı yok. Romanların evlenmesinde öncelikli olarak, “Kızınız veya oğlunuzun Romanla mı evlenmesi gerekiyor?” sorusunu mahalleliye sorduğumda geneli “Hayır, istediği kişiyle evlenebilir” cevabını veriyor. Şehir merkezine 5 dakika, aslında o kavramı biz çıkardık. O bölgede daha önceden tamtamlar vardı. Kimse geçmezdi ilerisine. Geçtiğinde seni kaçırırlar, seni alırlar, sana zarar verirler algısı vardı. Biz bu algıları yok etmeye, kırmaya çalıştık, bu kitap ve dernek çalışmalarıyla. Şuan gitsek bizi ağırlarlar, bize kapılarını açarlar. Siz bir gitseniz Romanlar bin gelir. Dayanışmanın en iyi örneklerinin göründüğü mahallelerdir buralar. Biz kendi kafamızda üretiyoruz. Bu bir önyargı ve biz bu önyargıları kırmak için buradayız.

Romanlar büyük ölçüde kentlerle ayrılık yaşamaktan dikkat çekerler bu tür araştırmaların Romanlar dışındaki halkların, toplulukların Romanları tanımasına somut bir katkısını gözlemlediniz mi?

İlkokul, ortaokul ve liseyi Agora- İkiçeşmelik’te okudum. Mesela 80’lerden itibaren doğu kökenli kardeşlerimiz geliyordu oraya. biz sınıfta 45 kişi Mardinli, 2-3 kişi İzmirli öyle okuduk. Roman’ı, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i birbirimizin evine giderdik otururduk, yemek yerdik. O an hiç bugünkü gibi bir ayrışma yoktu. Diğer topluluklar da Romanları tanıdılar. Kürtler de Romanlardan kız alıp verdiler, bir problem olmadı. Bunlar etkileşimi, kültürü daha da kökenli yapar.  Ben çok meraklıyım. Mesela Roman kültürünü merak ettim, merak ettiğim için araştırdım. Bir eve girdiğinizde, “Aç mısınız?” diye sorarlar. Bu, Romanlar içinde geçerli. Aslında bizde sorun yok. Sistemin getirdiği bir ayrıştırma var. Yerele indiğimizde ben bu sorunu görmüyorum. Kitabımda da belirttim. Hangi topluma, hangi halka ya da kesime yapılırsa karşıyım ben. Ben Karadenizliyim benim ayrı bir kültürüm var. Bana bir Roman’ın dediği şey, “Keşke kendi kültürünü araştırsaydın bizi araştırına kadar”.  Ben de, “Abi ben bu çevrede doğmuş büyümüş, yoğrulmuşum. Neyi araştırayım” dedim.  Öğrendiğim bilgileri kitabıma yazdım bu da bana puan getirmiş. İki baskı olmuş, makalelerim hakemli dergilerde yayımlanmış, projeler almışım daha ne yapayım?

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Lütfiye KADER
    1 ay önce
    Alper Bey kutluyorum. Romanlar hakkında ki araştırmalarımız bilmiyordum. Tesadüfen gördüm okudum. Ülkenin en derin konularından birisi oldu artık ayrımcılık. Misak-i Milliye sınırlarında yaşayan herkes bu ülkenin vatandaşıdır. Bir mozaiktir. Onları değiştirmeden, uyum süreçlerinde, eğitim, sağlık ve vatandaşlık sorumlulukları, yerel yönetimlerin de elbette görevidir. Bunu başlatmak için araştırmalarınız herkese rehber olacaktır. Emeğinize sağlık.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Soğuk hava, nehir ve dereleri dondurdu
Soğuk hava, nehir ve dereleri dondurdu
Makas atarak trafiği birbirine katan otomobil kamerada
Makas atarak trafiği birbirine katan otomobil kamerada