Reklam
Reklam
AKP'NİN SAKLANAN YÜZÜ
Reklam
Azimet GÜRBÜZ

Azimet GÜRBÜZ

AKP'NİN SAKLANAN YÜZÜ

14 Mayıs 2020 - 15:44

AKP Türkiye’de onsekiz yıldır kesintisiz iktidarda. Yaptıklarına baktığımızda, partinin yalnız sosyal politikaları gündeme taşınarak tartışılıyor. O da gerçek anlamda laiklik ve “aydınlanma” ekseninde değil. Tabanındaki  dinci eğilimlerin, asıl  örgütlenme nedenini oluşturan, çağdaş davranışlara karşı, körüklenen söylemlerine, sert eleştiriler getirilerek öz gözden kaçırılıyor.  Anayasay Mahkemesi’nin AKP’yi “ laiklik karşıtı olarak” bir oy farkla kapatmayıp, para cezasıyla cezalandırması, Partinin sosyal politikalarına karşı eleştirilere güç verdi.  AKP’de  durumu avantaja dönüştürüp, eleştirileri “insan hak ve özgürlükler karşıtı” sayarak propaganda alanını evrensel değerlere yaslayıp genişletti.  Parti’nin ekonomik politikaları, analitik bir mantıkla hala eleştirilmiyor. Sadece yıllık bazda enflasyon, dolar kuru, emeklilere ve çalışanlara yıllık bazda verdiği zamlar az/çok bağlamında eleştiriliyor. Bu tür yüzeysel gördüğüm eleştirileri, yazan, çizen takımı, parti sözcüleri halka karşı görev yaptıkları savıyla geçiştirdiklerine şahit oluyoruz. İş çevrelerinde, hele hele bizim şahit olduğumuz, 1978 Ecevit Hükümetine karşı , gazete ilanlarıyla halkı galeyana getiren, TÜSİAD’ın tavrına baktığımızda, bugün “süt dökmüş kedi” gibiler. Bu suskunluğu hemen hemen tüm partilerimiz, “korkuyorlar” diyerek suskunluğa destek vermeleri de işin cabası. Şüphesiz bu durumu, AKP iktidarı ilk yıllarında, “Uzan Gurbu” olarak nam salmış, sanayi, banka, telekom ve medya gurubunu tabir caizse “kedinin bacağını ayırır” cinsten  bir sertlikle dağıtıp, sahiplerini yurt dışına  kaçırınca, diğerlerine de gözdağı verdi diyebiliriz. Peki konu gerçek anlamda bu mudur? Göz dağıyla birlikte bir konsesyüs sağlanmadı mı dersiniz? Yani Türkiye’de işverenlerin kitlesel sessizliğinin arkasında AKP’nin yürüttüğü ekonomi politikalarındaki memnuniyetin rolü yok mudur?  Aslında, AKP’nin, ülke kaynaklarını, “ verimlilik” ilkesine uygun değil de, tek boyutlu “beton ekonomisine” yönlendirmesine bazı ekonomistler kitleler adına karşı oldu ama, bunun bilinçli bir politika olabileceği ihtimalini, balon 2018 de patlayana kadar, çok fazla kimse dilendirmedi.

 Sayın Oğuz Oyan’ın ABC Gazetsindeki makalesinde, şöyle çarpıcı , bir tespite işaret ediyor. “Yıl 2002, Türkiye nüfusunun yüzde 1’i Türkiye’deki bütün servetin yüzde 39’una sahipti. Şimdi Türkiye nüfusunun yüzde 1’i toplam servetin yüzde 54,3’üne sahip.” Devamla, “Türkiye son dönemde muhafazakar zenginlerin yaptığı, gösterişli ve şatafatlı etkinlikleri gündem olmuştu. Muhafazakar zenginlerin bekarlığa veda, kına gecesi, düğün, mevlid, doğum, halilelik, hoş geldin partisi gibi organizasyonlarda, lüksün ön plana çıkarılması tartışmalara neden oluyor.”

Aslında bu veriler konuyu açıklamaya yeterli ama, olsun, uluslar arası kuruluşlar günümüzde “gelir dağılımının” tartışılmasını çok anlamlı bulmuyorlar. Önemli olan servet dağılımının nasıl olduğu durum. Credit Suisse’in “Küresel Servet Raporu” başlığıyla her yıl yayınladığı çalışma dünyadaki tüm ülkelerle beraber Türkiye’deki servet birikimi ve dağılımına dair de kapsamlı veriler üreten az sayıdaki periyodik araştırmadan biri. Buna göre AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında toplam servetin %67.7’sine sahip olan en zengin %10’luk kesim, 2018 yılı itibariyle ülkedeki toplam servetten aldığı payı %81.2’ye çıkarmış durumda. Buna karşın 2002 yılında Türkiye’deki toplam servetten %32.3 oranında pay alan geriye kalan %90’lık nüfusun bu payı 2018’de %18.8’e düşmüş. Türkiye’deki mevcut servetin büyük çoğunluğu (%75 civarı yani dörtte üçü) ev, arsa, konut, iş yeri, yani gayrimenkullerden oluşmaktadır.  banka mevduatı, devlet tahvili, hazine bonosu, emeklilik fonları, hisse senedi ve dolaşımdaki nakit para biçiminde Türkiye’deki toplam servetin ancak %25 yani dörtte biri kadarını oluşturmaktır.  Şimdi bu gerçekler ortadayken hangi işveren ayağına kurşun sıkar. Hayır benim payıma düşen fazla diyebilir! Zaten AKP’nin de İşverenler tarafından eleştirilmeme nedeni korkudan çok bu tür gerçekler olsa gerek.

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Robert Pekoz
    2 hafta önce
    Erdoğan eski zengin sınıftan çok, kendi özel zenginin yarattı. Türkiye deki servet dağılımında daha çok, dindar görülen kesimler etkin bir şekilde faydalanıyorlar...TÜSİAD’ın zaman zaman demokrasi ve adalet çıkışları elbete etkisiz. Bunun nedeni korkuyorlar. Erdoğan'ı az çok tanıyanlar bilirler ki, işverenlerin muhalefetine etik değerler içinde bakmaz. Onları iflasa götürmek için onlarca yalan senaryo üretir... Erdoğan yeni İslamcı zenginler yarattı...
  • Memet Al Açık
    3 hafta önce
    Yureğine ve kalemine sağlık.
  • Tacettin Bayır
    3 hafta önce
    Azimet hocam ülkemiz sermaye gurubunun (bana dokunmayan yılan çok yaşasın nasılsa servetim büyüyor)suskunluğunun aslında kendi nesillerinin geleceğini esir alacağından habersiz gibiler.kaleminize sağlık
  • Yusuf Eroğlu
    3 hafta önce
    Yüreğinize sağlık üstad, kendi amaçlarına ulaşınca demokrasi aracından indiler artık.
  • Zeynel kayaturan
    3 hafta önce
    Teşekkürler azimet abi

Son Yazılar