Reklam
Reklam
ELEŞTİRİ MERAKI
Reklam
Azimet GÜRBÜZ

Azimet GÜRBÜZ

ELEŞTİRİ MERAKI

21 Mayıs 2020 - 15:35

Sosyal medya,  bir bilgi edinme ve yayma aracı olarak, insanların merakını olağanüstü cezp etmeye başlamadan önce, eleştiri  kavramı da, bu kadar yaygın olarak dile getirilmiyordu. Hatta  bu düzeyde olumsuz, ya da karşıtlık olarak algılanmıyordu.  Eleştiri kavramı; bir olayı, bir konuyu, bir insanı, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla, bir “inceleme” hatta “onarma” amacı olarak görülmeli.  Hatırlayın, genel anlamda eleştiri yapanlara “sanat eleştirmeni”, özel olarak “edebiyat eleştirmeni”, “tiyatro eleştirmeni”, “spor eleştirmeni” “resim eleştirmeni” vb adlarla tanınırdı. Yanılmıyorsam, hiç, “siyaset eleştirmeni” olarak bilinen kimse yok.  Şüphesiz “Sosyal Medya” dediğimiz ortam yokken, toplumu etkiliyecek kadar,  fikir ve bilgi sahibi nice insan, sadece biraz güven eksikliğinden,olan,  kendini ifade etme olanağı bulmadığı için, gündemin gerisine düşmüş hatta kaybolmuş gitmiştir. Oysa bugün , bu alan, insanlara öylesine geniş bir olanak sunuyor ki; artık hemen hemen her istiyen, her konuda düşüncesini, rahatlıkta, herkese ulaştırabiliyor. Konunun ya da olayın olumsuzlukları elbette vardır. Ancak şunu unutmayalım ki; o kafamıza takılan olumsuzluklar olmasa, bu ortam mevcut çoğulculuğa ulaşamaz.  Bazen konu o kadar ilginç boyutlara varıyor ki, birbirlerini tanımıyan insanlar, bu ortamda yazdıklarıyla, ya da söyledikleriyle bakıyorsunuz arkadaş olabiliyorlar. Bir süre sonra arkadaşlıkları belirli konularda yandaşlığa dahi dönüşebiliyor. Bu tür olgular toplumumuzun sahip olduğu kültürel olgunluğun düzeyine bağlı olarak, çok olumlu sonuçlar da yaratıyor. Özellikle, kadın hakları, çevre ve diğer canlı hakları konusunda somut eylemlere dahi önderlik yapmaya dönüşüyor.

 Ancak “eleştiri” benim anlayışıma göre bir karşıtlık olmamalı, “şöyle olabilirdi / olmalı” diye bir amacı olmalı. Halkın “şöyle yapsaydın daha iyi olurdu” şeklindeki tembihi  buna örnektir.  Akşam evinizde bir televizyon filmi izlemeye başlamadan önce, sizden önce izliyenlerin, film ile ilgili düşüncelerine bakarsınız. İzledikten sonra da haklı gördükleriniz eleştirilerle, haksız gördüklerinizi kıyaslar, belki de bir anlam vermez filmin sizde bıraktığı izlenime göre oturur hepsinden farklı olarak bir övgü ya da yergi de siz yaparsınz.  Bu nedenle eleştiri direk kişinin algısıyla ilgili ve subjektiftir.

Şu anımı hiç unutamam. Bir oyuncu ve yönetmen olan Tunç Okan’ın “Otobüs “ adlı filmi 1970 li yıllarda Ankara’da  sinemalarda gösteriliyordu.  Ben,  o filmin üç ay, kapalı gişe oynadığını biliyorum. Söz yerinde ise, film olay olmuştu. Bir gün rahmetli Aziz Nesin’in de aralarında bulunduğu yazar ve eleştirmen gurubunun, filimle ilgili bir açık oturumda, buluşacaklarını gazetede gördüm.  Çok merak ettim, benim çok çok beğendiğim, Sayın Tuncel Kurtiz’in de başrol oynadığı bu filimle ilgili, oturuma gittim.  Oturumda, merhum Aziz Nesin filme muhalif tezler savundu.  Diğer konuşmacıların bir kısmı lehte bir kısmı da aleyhte fikirler ileri sürdüler. Açık oturumdan çıktan sonra yolda yürüyerek konuşulanları değerlendirdiğimde, ne alyhte konuşanların ne de leyhte konuşanların filmle ilgili benim beğenilerime değinmediklerini fark ettim.  Bir sanat eserinin “çok güzel” ya da “çok kötü” oluşu,  beğenisine sunulan toplum belirler. Ayrıca  o eserin, kişinin beğenisi dışında kalması hatta karşı olması,  eseri n değerini  düşürmez.  Nihai hakem halktır.

Sosyal medyada zaman zaman çok beğendiğim hatta etkilendiğim, bilgi ağırlıklı kültürel , ekonomik ve siyasi yazılar da görüyorum. Siyasi yazıların ağırlıklı olarak siyasi karşıtlık içermesi doğrudur. Bunu demokratik geleneğin ve toplumu aydınlatmanın bir gereği olarak görüyorum. Siyasi tartışmaların örgüt içinde karşıtlık düşüncesine dönüşmesiyle, eleştiri boyutu, genel olarak karıştırılıyor.  Karşıtlığın eleştiriden farklı olarak ele alınması gerekir düşüncesindeyim. Hele hele bunu ayni örgüt içinde yer alanların eleştiri yerine karşıtlığa dönüşen fikirleri, sosyal medyanın gücünü anlamamış, içinde oldukları örgütü, kitleler nezdinde kötülemeye dönüştüğünü bilmeliler.  Bu tür eleştiriler olamaz mı? Elbette olur. Ancak Örgüt içinde kalarak değil.

Bu tür eleştirilerin, hatta karşıtlıkların örgüt birimleri içinde yapılması esastır. Her olay sonrası, her atılan adımda, sorumlunun gitmesi gerkir anlayışı zaten eleştiri olmadığı gibi karşıtlık da değil.  Kişi kendisi için doğru bildiği bir düşüncenin yüzlerce örgüt arkadaşı  için yanlış olabileceğini aklına getirmelidir.  Bazı insanlar “aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanmak hefesindedirler. Oysa etkilenmek, mutlaka kabul etmek anlamına gelmez ancak,  düşüncenin gelişmesine yardım eder. Bu da demokrat olmanın bir koşuludur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Abdülkadir Özdemir
    2 hafta önce
    Değerli arkadaşım, yazdıklarına tamamen katılıyorum.Özellikle CHP ve Genel Başkana karşı bizzat partililer tarafından sosyal medya üzerinden yapılan haksız eleştiriler üzücü.Parti yöneticilerinin bu kişileri bir şekilde uyarmaları gerektiğine inanıyorum.

Son Yazılar