Reklam
GENEL BAŞKAN KİMİ İSTİYOR?
Azimet GÜRBÜZ

Azimet GÜRBÜZ

GENEL BAŞKAN KİMİ İSTİYOR?

15 Aralık 2019 - 10:43 - Güncelleme: 15 Aralık 2019 - 11:32

Bilindiği gibi CHP’de kongreler süreci yaşanıyor. Partilimiz bu kongrelerde hep yeni bir umudun doğmasını hayal eder.  Kim ne derse desin, demokrasinin kurallarından saydığımız “toplumsal dönüşüme yönelik söz söyleme hakkı” ülkede şahit olamadığımız özgürlük düzeyinin fersah fersah üstündedir. Peki bu söylemlerimiz derlenip toparlanıp örgütsel yapımıza yansıyor mu? Hayır! Örgütümüzde iki ayrı amaca hizmet eden, 12 Eylül politikalarının eseri, bazen bir arada, bazen yan yana, bazen kol kola yürüyen, bazen de birbirlerine çok acımasız tavır takınan adı konmamış ama bilinen iki eğilimin de aynı zamanda en bariz yarış alanlarıdır kongreler.  Birinci eğilim siyaseti “toplumsal değişim” amacıyla yapmayı arzulayan, ülkedeki ekonomik sosyal değişimi, parti programına uygun, kendi bilgi ve deneyimleriyle elde ettiği birikimin, topluma yansımasını isteyen geniş bir kesim.  İkincisi ise, “siyasete bireysel yükselişini öne koyan,” bu amaçla oluşturulan “ekip”,” yandaş”, “tayfa” “hizip” “klik” tanımlarıyla parti içinde çok anılan, partideki sayıları birkaç yüz kişi olduğu bilinen diğer bir eğilim. Bu sonuncular elde ettikleri makamların etkisini iyi bildiklerinden, siyasetin gizli hücrelerinden haberdar, en mahrem siyasi bilgilere vakıflarmış gibi, algı oluşturma çabaları en büyük güçleridir. Ne yazık ki; partide söz ve karar sahibi olanların büyük çoğunluğunu da bunlar oluşturur.

Ben İzmir örgütünün üyesi olduğumdan İzmir ile ilgili yaptığım genellemelerin diğer illerdeki uygulamalarla da uyum gösterdiği hemen anlaşılacaktır. Hatırlayın yaklaşık dokuz ay önce yerel yönetim seçimleri yapıldı. Bu süreden iki ay öncesinde de adaylar belirlendi. Bugün İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Tunç Soyer’in, ne il başkanımız, ne herhangi bir ilçe başkanımız ve ne de herhangi bir milletvekilimiz Büyükşehir Belediye Başkanı olsun diye, ne Parti Genel Merkezi yetkililerine, ne de Genel Başkan’a her hangi bir istek ve telkinleri olduğunu söyleyemez. Fakat partideki toplumsal değişimi savunan “eğilim” olarak tanımladığım kesim hatta parti üyesi olmayan insanlar nezdinde Tunç Soyer’in aday olacağı genel olarak kabul görmüştü.  Aynı şekilde; Ekrem İmamoğlu için, Mansur Yavaş için aday olmaları konusunda bırakın bir istemlerini, Genel Başkan’ın bu yöndeki eğilimi konusunda bir telkinleri oldu mu? Hayır. Peki nasıl oluyor bu? Örgüt dediğimiz yapının, toplum içinde yaygın olması nedeniyle, toplumsal eğilimleri bilmesi ve hissetmesi gerekmez miydi? Toplumda böyle bir eğilim var ise, Genel Başkan’a yansıtmaları bu yapının görevi değil miydi? Soruları çoğaltmak mümkün. Toplumdaki, hatta partililerdeki genel kanı, Genel Başkan’ın aday belirleme yönteminde özel bir maharet sergilediği yönündedir.  Başarı elde edilince tavırlar da yön değiştirdi. Bu nedenle bakıyorum tüm il başkanlarımız kürsüye çıktıklarında “iktidar yolunun görüldüğünü” müjdeliyorlar.

Oysa yerel yönetim seçimleri öncesi hala görevde olan il ve ilçe başkanlarımızın, Büyükşehir ve İlçelerde önerdikleri adayları vardı. Fakat Genel Başkan saydığım illerdeki o adayları belirlemedi. Peki bugün Genel Başkan’ın önerileri başarı getirmişse, farklı aday adayları önerenlerin özeleştiri yaptıklarını duyanımız var mı? Kongreler sürecinde yeni bir yapıya şans tanıyalım diyeni duyanımız var mı? Tam tersine; yazının girişinde tanımlamaya çalıştığım bu “ekip”ler, Genel Başkan’ın parti tabanındaki çoğunluk nezdinde yarattığı bu “beğeniyi” nakde dönüştürme,  tahsil etme gayretleri partide işe yarayacak en önemli propaganda yöntemi olduğunu gözlüyorum.  Şimdi GENEL BAŞKANIN BU ÖNGÖRÜSÜNÜN” etinden sütünden yararlanmanın tam zamanı!!!

Genel Başkan’a en yakın siyasi kadrolarımız olan milletvekillerimizin bir kesimi, ilçe kongrelerinde kürsüye çıkıp Genel Başkan İl Başkanı olarak Ahmet’i istiyor. Hangi Ahmet? Mevcut il başkanımız Ahmet. Peki neden kongre yapılıyor o zaman? Bir değişim yaşayalım istenmiyor mu? Genel Başkan parti tabanımızın genel eğilimlerini merak etmiyor mu? Toplumun partilinin değişim isteyebileceği hiç mi akla gelmiyor?

Senaryoyu biraz da biz hayal edelim. Bir milletvekilimiz Genel Başkan’a gitti; “efendim kongreler başladı, il başkanlığı konusunda bir düşünceniz var mı? Diye sormuş olsun. Soru abes elbette. Demokratik geleneğe aykırı. Genel Başkan’da memnunum bir sorun yaşamıyoruz diyebilir.  “Efendim kongreler sürecinde sayın delegelerimiz de sizin bu taktirinizi elbette değerlendirecektir.  Ancak parti içindeki demokratik yarışlara gölge düşmesin” der ve o konuşma aranızda kalır. Genel Başkan bir milletvekiline ben bu İl Başkanını istemiyorum demiş se dahi bunun özel kalması amacıyla söylendiği akla gelmiyor mu? Siyasi makam uğruna kendi aklınızı istediğiniz gibi kullanabilirsiniz, ama partililerin aklıyla alay etmeyin!  Geleneklere uygun iki kişi arasında geçen bir konuşmanın kongrelerde “parsa toplamak” için kullandığınızda sözün güvenilirliği ve değeri kalır mı? Kongrelerde delegelerin özgür iradelerini sağlamak için gerekli demokratik tavır herkesin görevi değil mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar