Reklam
OYNAMIYORUM BOŞANALIM
Reklam
Filiz BAHÇIVAN

Filiz BAHÇIVAN

OYNAMIYORUM BOŞANALIM

23 Kasım 2019 - 10:23 - Güncelleme: 23 Kasım 2019 - 12:45

Her evlilik mutlu mesut evlilik midir?
Hayır değildir. Yani bildiğimiz manada, hani masallardaki gibi "sonsuza kadar mutlu ve mesut" yaşamak üzere yola çıkılmış. Her evlilik için "onlar ermiş muradına" denilemez. Ortada "murat" yoktur çoğu zaman. Varsa da tek taraflıdır. Bazı kadınlar ve erkekler vardır, evlense de "evlenmez" onlar. Yeryüzündeki bütün kağıtları imzalatın isterseniz. Nafile!

Son zamanlarda evcilik oyunu gibi başlayan ama "sıkıldım artık oynamıyorum" şeklinde biten çocuk oyunu zannedilen evliliklerin sayısı gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

Yaşlılardan duyarız sık sık, "eski evlilikler böyle değildi" eşler arasında daha çok saygı vardı. "Görücü usulü ile evlendik ama çok mutluyuz"

Peki günümüzde flört edip, yıllarca çıkıp daha sonra evlenen insanlar neden kısa süre sonra ayrılıyorlar?

Ne değişti de dünyada, bunlar oldu?

Neden son yıllarda boşanan çift sayısında artış oldu?

İşte başlıca sebepler.
Ekonomik zorluklar,
Kültürel uyumsuzluk,
Ruhsal uyumsuzluk,
Cinsel uyumsuzluk,
Aile içi şiddet,
Aldatma.

Kadının beklentilerinin artması, sabır etmemesi, katlanmaması, ekonomik olarak özgürlüğünün olması ve buna güvenmesi.

Bunların hepsi birer belirtidir aslında. Gerçek sebep ise sevgi, saygı ve güven bağlarının zayıflamasıdır. Sevgi, saygı, ilgi ve güven, eşleri bir arada tutan, evliliği yürüten yapıştırıcıdır.

Evli barklı okurlarım, senin başından hiç evlilik geçmedi ki,"Sen ne biliyorsun da, ahkam kesiyorsun diyecektir haklı olarak.

Evet başımdan evlilik geçmedi fakat bu evlilik denen hadise ne menem bir şeyse insan kendini doğuştan "uzman" olarak görüyor. Direkt kurumun içine doğduğumuzdan mıdır artık. Yoksa çiftlerin ağzının gevşekliğinden midir.

Neyse ne diyordum?

Evlilik, oldukça önemli bir müessesedir. Özellikle yeni evlenenler veya bazı küçük ipuçlarına dikkat etmeyip de yıllarca acı çekmek zorunda kalan evli insanlar aslında bazı hususlara dikkat ederlerse daha mutlu bir hayat yaşayabilirler.

Mutluluk öyle gökten zembille inmez. Hak etmesini bilenler, mutluluk için çaba harcayanlar mutlu olabilirler.

Peki gerçekten mutlu bir evlilik için çaba harcıyor musunuz?

Evet hanımlar! Gerçekten bu çabayı harcıyor musunuz?
Kocanıza ne kadar sahip çıkıyorsunuz? Ya da kocalarınıza beklediği ilgi ve alakayı gösteriyor musunuz?

Salon, misafir odası, yatak odası, mutfak. Bunların her biri bakıma muhtaç. Peki ya kocan?

Odadan odaya geç, koltukların tozunu al, kapıyı bacayı sil, halıları süpür. Buzdolabına koş. Dünden kalanlar, yarına pişecekler derken enine boyuna keşifler başlar. Ya kocanı ne kadar keşfettin?

Mutfağa gidince orada kaybol. Bir de çocuğu ilave ederseniz, artık koca devrede yok! Hele hele kırk yaşını aşmışsa, o kadın yalnız evini ve çocuklarını bilir. Kocası umurunda değil.

Ve akıllarda şöyle bir düşünce. Koca olsun başımda olsun. "Gerisi boş"

Şayet böyle bir modelseniz bir an evvel davranışlarınızı ve düşücelerinizi gözden geçirmenizi ve hatalarınızı kabullenerek kendinize çekizdüzen vermenizi öneririm.

Ve beyler! Peki ya siz ne kadar ilgileniyorsunuz eşinizle?

Mesela eşinize, en son ne zaman sevdiğinizi söylediniz? Ya da en son ne zaman eşinizle, uzun uzun sohbet ederek ona, yalnız olmadığını hissettirdiniz?

Siz sorduğum bu soruları düşünedurun. Ben de, bu arada mutlu bir evliliğin kapılarını nasıl açarsınız birkaç tüyo vereyim.

Bildiğim çok önemli bir şey var ki; o da hayat toz pembe değil, geleceğin güllük gülistanlık olacağı da garanti değil. O halde gerçekçi olmak gerekiyor, evlilikten aşırı beklentiye girmemek en doğru olandır.

Kadın "beyaz atlı prens" rüyasından uyanmalı, erkek "melek" beklentisinden vazgeçmelidir. Hepimiz masum olmadığımıza göre, melek olamayacağımıza göre gerçeklerle yüzleşmeli ve eşinizi değiştirmeye çalışmadan olduğu gibi kabullenmelisiniz.

(Şiddet uygulayan, aldatmayı huy edinmiş, ahlak dışı yaşayanları hiçe sayıyorum() içinde)

Evlilik her zaman uyum içinde olmak demek değildir. Bazen sana uymasa da uyum sağlamak, biraz katlanmak, sabretmek, ufak tefek şeyleri görmezden, duymazdan gelmektir.

Devam ediyorum.
Birbirinizi karşılıksız sevin ve sayın.
Sen-ben dilini kullanmayın. Biz olun.
En büyük kavgalarınızda bile küs kalmamaya özen gösterin,
Birbirinize her konuda destek olun,
Asla şüpheci davranmayın,
Eşinizi kıskanın ama dozunu kaçırmayın,

Aşağılama, küçük düşürmek, rencide etme, hata arama ve bulma, değersizleştirme vb gibi davranışlardan kaçının.

Basit bir özürün bir çok şeyi değiştirebileceğini unutmayın.

Eşinize onu ne kadar sevdiğinizi ve ne kadar iyi bir insan olduğunu söylemek sizi öldürmez. Evliliklerinizin kıymetini bilin. Sadece evlilikler değil tabii ki aşklar da buna dahil. E normal olarak aşk olmasa evlilik de olmaz.

Bir şeyi yıkmak, yapmaktan daha kolaydır unutmayın.

Hepiniz sevgiyle kalın.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mehmet Emin ÇELİK
    1 hafta önce
    Evlilik keşfedilmemiş bir yazın türüdür. Bu denklemin iki karakteri var; biri kadın bir de erkek. Kadın, buzul dağı altında gizli bir derya. Erkek, coğrafi bölge gibidir. Kimi yüksekte bir plato kimi de alçakta bir ova. Çağımızda herşey değer kaybediyor. Döviz kuru hariç... Bu hengamede en çok değer kaybeden kurum da ailedir. Değerlendirmeleriniz gayet yerinde. Lakin aile kurumunu ayakta tutmak için herkesin çok iyi çalışması gerekir. Başta eğitim daha sonra da aile ve sosyal politikalar bakanlığı ve daha nicesi. Sizi severek ve merakla takip ediyorum. Okumanın bayağılaştığı ve doğru bilginin seyrekleştiği zamanımızda yazmak ayrı bir iş. Okunmak ise farklı bir meşakkat olmuştur. Yüreğinize ve kaleminize sağlık...

Son Yazılar