Dijital Düşünce
Reklam
Puna GÜLEÇÖZ

Puna GÜLEÇÖZ

Dijital Düşünce

12 Şubat 2018 - 09:58

      Aslına bakarsanız savaşlar, barışlar, havada uçuşan demokrasiler, güç gösterileri ve bunun gibi birçok medyatik haberler, Dijital dünya da devasa bir konu haline getirilip, üzerinde asla düşünülmeyip ve önemsenmeyerek bir benlik yarışından başka bir şey ifade etmiyor benim için. Kendimi bu dijital dünya da en yüksek boyutlu bir gözlük takarak içerisinde beynimi bir köşeye koyup, içini temizlerken ve doğru kelimeleri doğru kodları ve mesajları doğru şekilde yerleştirirken buluyorum. Kabul temeliyiz ki; Tüm çağlardan çok farklı bir çağın içerisindeyiz. Düşündüğünüzden çok daha farklı ve akıl sınırını fazlasıyla zorlayan bir çağın içerisindeyiz. Düşmanlıklarınız, sevgileriniz, ilgileriniz, hayalleriniz  kısaca tüm düşünceleriniz 3d  sanal oyun boyutunda tasarlanmış desem yanılmam sanıyorum. Geçmişte “hadi canım sende” dediğiniz çok şeyin şimdi içerisinde olduğunuzu düşünmenizi isterim. Geleceğe dönüş, Star Wars Tom Cruise’un  o muhteşem filmi Azınlık Raporu gibi bir çok filmler hiç bu günleri düşündürmemişti doğrusu. Çocukluğumuzun hayal kutusunu zaten bunlarla fazlasıyla doldurmuştuk. Azınlık raporunu hatırlarsanız Yüz tanıma yazılımları, kişiye özel tanıtım hizmetleri gibi pek çok teknolojiyi önceden tahmin eden bu öykü, gelecekte işlenecek suçları bilen kahinleri de kurgulamıştı; Lütfen şimdi sadece biraz düşünün; Baş parmakla kimliğini tanıma sistemi çok uzun zaman önce başlamıştı, yüz tanıma gözlükleri henüz yeni kullanılmaya başlandıysa da filmdeki gibi geniş bir tarayıcı bazı üstler ve bazı laboratuvarlarda kullanılmaktadır. Filmdeki kahinleri, hatırlarsanız bütün bu ağların anası Singularity oluşumunun alt taban kaynakları. Singularity hakkında geniş araştırmamı Wordpress  blog sayfamdan öğrenebilirsiniz.

       Her gün sosyal medyalarda, dijital haber sitelerinde Ülkelerin gövde gösterilerine şahit olmaktayız. Mademki tüm hükümetler insanlarla paylaştıkları gibi, savaş robotları, insansız tanklar, İnsansız hava araçları gibi büyük bir gelişme içerisindeler, o halde savaşmak istedikleri bölgelerde neden insan savaştırıyorlar, Üzgünüm ama eğer böyle bir çağın içerisinde birileri savaştırılıyorsa hepimizin bildiği satranç tahtasında aptal piyonların kuklalıkları artık hiç eğlenceli değil ve bu strateji hükmünü 2.dünya savaşından sonra kaybetti oysa, aynı strateji üzerinden yürüdüğünüzde tüm hamleleri ezberleyenler karşısında komik duruma düşeceğinizden emin olabilirsiniz. (Sözüm kendini şah gören Abd ve aptal piyonları ypg gibi satranç oyuncularına ulaşır umarım. Çünkü işid piyonlarıyla başlattıkları oyun, kendilerini şah yapmadı, işid piyonlarının işi bitince çöpe atıldı. Onları görebiliyor musunuz? Ya da onlarla ilgili herhangi bir haber var mı? Oyun yeniden başladı ve piyon olarak  ypg ile aynı hamlelerle devam ediyor işleri bitince elbette onlar çöp kutusuna atılacaklar.Terör amaçlı doğar, onlar santranç  tahtasının piyonlarıdır. Bunu da dip not olarak yazmak istedim.)Aynı strateji dijital olarak da devam ediyor. Sosyal medyalar üzerinde birçok hesaplar bot(robot) hesaplardır. Aynı cümleyi tarattırdığınızda aynı cümleyi kuran bütün robot hesaplara ulaşabilirsiniz. O yüzden öfke duygunuzu kontrol altında tutmanızı öneririm. Dışardan sizi izleyen bu işlerle hiçbir ilgisi olmayan ve dünyadan bir haber olan atalarınızın gözünden nasıl göründüğünüzü eğer bilseydiniz gerçekten onların endişelerini anlayabilirdiniz, çünkü onların karşısında sürekli telefonuyla veya bilgisayarıyla kavga eden yakınları var. Durum onlar için daha da vahim.

        Dijital dünyanın artısı olacağını düşünmüyorum fakat bununla nasıl baş edebilirim şeklinde düşündüğünüzde içine dahil olup gerçekle sanal arasında köprü kurabilirsiniz. Sadece rüzgarı gerçekten hissedip, gökyüzündeki yıldızların orada muhteşem göründüklerini gözlemleyip, kuşların gerçek sesini duyup, insanların gerçek seslerine kulak verip, gerçek bir insanın duygularını anladığınızda, dijital dünya da bunun savaşını gerçekten verebilirsiniz. Çünkü gerçek dünya, hayal dünyasından küçük olmamalı. David Thoreau‘nun dediği gibi; “Neden başarılı olmak için çaresiz bir acele içinde olmalıyız, hem de çaresiz teşebbüslerle? Bir kişi yoldaşlarının yürüyüş hızına uyum sağlayamıyorsa belki de bu farklı bir davulcu duyduğu içindir. Ne kadar ağır veya uzak olsa da, bırakın kendi duyduğu müziğe uysun. Bir elma ağacının mı yoksa çınarın mı hızında olgunlaşacağı önemli değil. Baharını yaza mı dönüştürsün? Olacağımız şey için gereken şartlar daha hazır değilse bunu değiştirebileceğimiz gerçeklik nedir? Beyhude gerçekler yüzünden tuzla buz olmayacağız. Kendi üzerimize mavi camdan bir gök mü yükselteceğiz acıyla, üstelik bittiğinde yine de ötesindeki gerçek uhrevi göğe bakacaksak diğeri hiç yokmuş gibi?”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar