Tutuklu bulunan Gökce, 15 ay sonra hakim karşısına çıkacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) görev yaptığı döneme ilişkin ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve suç örgütü üyeliği iddialarıyla 15 aydır tutuklu bulunan Doç. Dr. Buğra Gökce, mahkemedeki savunmasında hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddetti. Savunmasını üç temel başlık altında toplayan Gökce, iddianamedeki iddiaların somut delillerden yoksun olduğunu ve iddia makamının kurgusunun dayanaksız olduğunu savundu.

"Kendim Teslim Oldum, 'Yakalandı' Diye Servis Edildi" 

Ömrünün büyük bir bölümünü akademide ve kamuda "kamu yararı" gözeterek geçirdiğini, rant amaçlı uygulamalara her zaman karşı çıktığını belirten Gökce, MASAK raporlarıyla da sabit olduğu üzere mal mülk peşinde olmadığını vurguladı. Gözaltı sürecindeki uygulamaları "trajikomik" ve "açık bir hak ihlali" olarak nitelendiren Gökce, "Kendi irademle Vatan Emniyet’e giderek teslim oldum. Emniyete girişim herkesten ayrı olduğu için, sağlık kontrolü sonrası emniyete girişimiz tekraren kurgulandı. Emniyete 3 kez polis marifetiyle sokulduğuma yönelik görüntü alındı ve bu görüntüler yandaş yayın organlarında 'yakalandı' şeklinde servis edildi. İtibarımla oynandı." ifadelerini kullandı.

"Suç Tarihinde İBB'de Değil, İzmir'de Görevliydim" İddianamede 61 ve 62 numaralı eylemler kapsamında suçlandığı ihalelerin 2020 yılı Haziran ve Temmuz aylarında gerçekleştiğini hatırlatan Gökce, bu tarihlerde İBB'de değil, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak görev yaptığını vurguladı. Gökce, "2020 yılındaki ihale süreçlerinde İBB içinde hiçbir görevimin, imzamın ve dolayısıyla sorumluluğumun bulunması söz konusu değildir." dedi. Ayrıca 110 ve 115 numaralı ihalelerin de İBB'deki görevinin sona erip memuriyetten istifa ettiği 2023 Kasım ayı sonrasında gerçekleştirildiğine dikkat çekti.

"Bilirkişi Raporları Hatalı, Kamu Zararı Yok Gelir Var" 

İdare hukukundaki "zincir işlem" kavramına atıfta bulunan Gökce, tarafına isnat edilen eylemlerdeki imzalarının tek başına sonuç doğurmayan ve sonucu encümen kararına bağlı rutin işlemler olduğunu ifade etti. Belediyenin para harcamayıp gelir elde ettiği kiralama ve satış ihalelerinde, 4734 sayılı kanun kapsamında bir kamu zararından söz edilemeyeceğini savunan Gökce, "Bilirkişi raporlarındaki kamu zararı hesabı sanki mal-hizmet alımı gibi hesaplanmıştır. Gelir elde edildiğini değil para harcandığını düşünerek yazıldığı izlenimi vermektedir." eleştirisinde bulundu. Gökce ayrıca, İstanbul Valisi Davut Gül imzalı güncel bir kararı emsal göstererek, tek başına sonuç doğurmayan işlemler nedeniyle yöneticiler hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiğini mahkemeye sundu.

"İBB'nin Gelirleri 2019 Sonrasında Katlandı" 

İmamoğlu döneminde kamu malının belirli gruplarca ranta konu edilmesine son verildiğini belirten Gökce, 2014-2019 ile 2020-2025 dönemlerini enflasyondan arındırılmış güncel rakamlarla kıyasladı. 2025 yılı aralık ayı değerlerine göre; 2014-2019 döneminde yaklaşık 3 milyar TL olan kira gelirlerinin 2020-2025 arasında 7 katına çıkarak 21 milyar TL seviyesine ulaştığını, ecrimisil gelirlerinin ise aynı dönemde 500 milyon TL'den 9 kat artışla 4,5 milyar TL'ye çıktığını açıkladı.

"Kararlarda AK Partili Üyelerin de İmzası Var, İddianame Taraflı" 

2019 öncesi ve sonrasında yapılan reklam ihalelerinin şartnamelerinin ve yöntemlerinin tamamen aynı olduğunu belirten Gökce, iddianamedeki çifte standarda dikkat çekti. İddianameye konu olan bazı Encümen kararlarında AK Partili üyelerin de imzası bulunduğunu ve kararların oybirliğiyle alındığını ifade eden Gökce, "İmza atanlar arasında hiçbir fark olmaksızın ayrım yapılarak sadece işaretlenmiş isimler 'suçu sabit' ilan edilmiştir. 2019 öncesinde aynı nitelikteki işlemlere imza atan kişiler bakanlık makamlarına gelirken; 2019 sonrası dönemde benzer imzaları atan bazı kişilerin yaklaşık 15 aydır Silivri’de tutuklu kalması hangi hukuki ilke ile izah edilebilir?" diyerek sözlerini noktaladı.

İLGİLİ HABERLER