Atlas Okyanusu'nda İzlanda'nın beş katı büyüklüğünde kayıp ada keşfedildi

Güney Atlas Okyanusu'nda sular altında kalan devasa bir tropikal adanın varlığı tespit edilirken, bölgede geleceğin teknolojisi için kritik öneme sahip zengin maden rezervleri bulundu.

Onedio'nun haberine göre Brezilya kıyılarının açıklarında yürütülen jeolojik araştırmalar, milyonlarca yıl önce okyanusa gömülen ve yüzölçümü İzlanda'nın beş katına ulaşan antik bir kara parçasını gün yüzüne çıkardı. Sao Paulo Üniversitesi araştırmacılarının on yılı aşkın süredir devam eden çalışmaları, Rio Grande Yükseltisi olarak bilinen bölgenin yalnızca volkanik oluşumlardan ibaret olmadığını kanıtladı.

Deniz tabanından alınan mineralojik örnekleri inceleyen ekip, adanın geçmişte atmosferle doğrudan temas halinde olduğunu doğrulayan kırmızı kil tabakalarına ulaştı. Kaolinit, hematit ve goethit içerikli bu toprak yapısının, sıcak ve nemli tropikal iklim koşullarında meydana gelen karasal ayrışma sonucu oluştuğu belirtildi.

Deniz jeologları, volkanik faaliyetlerin yavaşlaması ve tektonik hareketlerin hız kazanmasıyla dev kütlenin Güney Amerika yönüne doğru sürüklenerek zamanla sular altında kaldığını ifade etti.

Stratejik maden rezervleri

Keşif, barındırdığı yeraltı kaynaklarıyla da büyük yankı uyandırdı. Bölgede yapılan derinlemesine analizler sonucunda yenilenebilir enerji sistemleri, batarya üretimi, elektrikli araç imalatı ve yüksek teknoloji cihazlarında hayati rol oynayan lityum, nikel, kobalt ve tellür gibi kritik mineral rezervleri saptandı. Uzmanlar, söz konusu stratejik madenlerin küresel ekonomi ve sanayi açısından yüksek değer taşıdığına dikkat çekti.

Stratejik alanın uluslararası sularda yer alması nedeniyle Brezilya hükümeti, bölgeyi kendi karasularına dahil edebilmek için kıta sahanlığını genişletme talebiyle Uluslararası Deniz Tabanı Otoritesi'ne resmi başvuruda bulundu. Başvurunun onaylanması için çevresel etki değerlendirmelerinin ve sürdürülebilirlik şartlarının eksiksiz karşılanması koşulu getirildi.

Bilim insanları ise olası madencilik faaliyetlerinin bölgedeki mercanlar, süngerler ve hassas deniz canlıları üzerinde yaratabileceği ekolojik tahribatın titizlikle incelenmesi gerektiği uyarısında bulundu.

İLGİLİ HABERLER