Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ölçme ve değerlendirme süreçlerinde köklü bir değişikliğe giderek okullarda ortak yazılı sınav uygulamasına geçiş yapılacağını duyurdu. Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, İstanbul Ataşehir Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi’nde düzenlenen tanıtım etkinliğinde yeni sistemin detaylarını paylaştı. MEB yetkilileri, ölçme ve değerlendirmeyi sadece eğitim sürecinin sonunda yapılan bir işlem olarak görmediklerini, bunun yerine sürecin niteliğini artıran bir araç haline getirdiklerini belirtti.
Yeni uygulama, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk dönemindeki ilk yazılı sınavlarından itibaren hayata geçirilecek. Sistem, ortaokulların 5, 6 ve 7’nci sınıfları ile liselerin 9, 10 ve 11’inci sınıflarını kapsayacak. Toplam 16 farklı branşta uygulanacak olan ortak sınavlarda, soru dağılım tabloları yıl başında zümre öğretmenleri tarafından belirlenecek. Öğrenme çıktılarına yönelik iki soru zümre öğretmenlerinin ortak kararıyla hazırlanırken, diğer sorular Bakanlık tarafından oluşturulan havuzdan öğretmenlerin seçtiği zorluk seviyesine göre otomatik olarak gelecektir. Soruların güçlük düzeyleri ve puan değerleri de öğretmenlerin mesleki değerlendirmeleri doğrultusunda şekillenecek.
Eğitimci Aydoğan eşitsizlik riskine dikkat çekti
Sistemin duyurulmasının ardından eğitim camiasından gelen tepkilerde, uygulamanın mevcut sorunları derinleştirebileceği endişesi dile getirildi. BirGün yazarı Feray Aytekin Aydoğan, değişikliklerin sınavlara çok kısa bir süre kala yapılmasını eleştirerek, özellikle açık uçlu soruların öznel değerlendirmeye yol açabileceğini vurguladı. Aydoğan, özel okullar ile devlet okulları arasındaki kaynak farkının zaten ciddi bir eşitsizlik yarattığına işaret ederek, yeni sistemin bu kaygıları artırabileceğini ifade etti.
Aydoğan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Öznel değerlendirmeye açık soruların eğitimde yeni eşitsizlikler doğurma riski çok yüksek. Özellikle özel okullar ile devlet okulları arasındaki ölçme değerlendirmede ortaya çıkan farklılık, eşitsizlik liselere ve üniversitelere girişte ciddi bir tartışma konusu iken ‘açık uçlu sorular’la yaşanılan sorunların, kaygıların daha da artma olasılığı temel sorun başlıklarından biri.”
Aydoğan, Bakanlığın "farklı bölgelerde öğrenim gören öğrencilerin benzer özelliklere sahip ölçme araçlarıyla değerlendirileceği" yönündeki açıklamasını da sorgulayarak, altyapı ve imkan farklılıklarının göz ardı edildiğini savundu. Eğitimci, okul türleri arasındaki ayrışmanın yarattığı olumsuz sonuçlar devam ederken objektif bir sonuç beklentisinin gerçekçi olmadığını belirtti.
Aydoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Açıklamada ‘farklı bölgelerde öğrenim gören öğrencilerin benzer özelliklere sahip ölçme araçlarıyla değerlendirileceği’ vurgulanıyor. Özel okullardaki çocuklarla devlet okullarındaki çocuklar eşit olanaklara mı sahipler? Eğitimde eşitsizlik devasa boyuta ulaşmışken tüm çocuklar eğitimde eşit olanaklara sahipmiş algısının bir gerçekliği var mı? Yine aynı açıklamada ortak yazılı sınav uygulamasının ‘okul türleri arasında ölçme ve değerlendirme standartlarının eşitlenmesine, yılsonu başarı puanlarının daha objektif şekilde belirlenmesine katkı sağlayacağı’ vurgulanıyor. Okul türlerinin kendisinin, okulların merkezi sınavla öğrenci alan/adrese dayalı öğrenci alan okul diye ayrıştırılmasının en olumsuz sonuçlarını yaşarken nasıl “objektif, eşit” bir sonucun ortaya çıkması beklenebilir?”