Ahbap Derneği soruşturmasında tutuklanan avukat Ece Güner, MASAK raporunun kendisini doğruladığını savunarak “Artık toz duman dağıldığına göre somut gerçeklere bakalım” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Güner, Haluk Levent’e 2023 yılında kişisel borç verdiğini, ödemeyi yaklaşık bir yıl sonra parça parça geri alabildiğini belirtti.
Para transferlerinin bankacılık sistemi üzerinden ve açıklama yazılarak yapıldığını ifade eden Güner, devlete bu zamana kadar Levent'e verdiği paranın 9 katı kadar vergi verdiğini belirterek; "Bu ülkede ne fazla vergi ödeyen avukatlar arasında olduğum bilinen bir gerçek. Böyle bir miktar borç için 'karışık işlere' tenezzül etmemin en ufak bir mantığı olabilir mi? Bugün öğrendiklerim o gün bilseydim (kumar sorunu) elbette ki 1 lira bile borç vermezdim" dedi.
Tutukluluğuna 29 Temmuz 2026’da itiraz ettiğini belirten Güner, dilekçesine MASAK raporunu da eklediğini açıkladı. Raporda yer alan tespitlerin ilk günden bu yana verdiği ifadeleri doğruladığını savundu.
Haluk Levent’e 2023 yılında kişisel borç verdiğini, ödemeyi yaklaşık bir yıl sonra parça parça geri alabildiğini belirten Güner, para transferlerinin bankacılık sistemi üzerinden ve açıklama yazılarak yapıldığını ifade etti.
Güner, MASAK raporundaki para hareketlerini şöyle anlattı:
“Borç vermişim; alacağımı büyük zorluklarla, peyderpey yaklaşık 1 yıl sonra geri alabilmişim. Borç miktarını bankacılık sistemi üzerinden ‘Dolar karşılığı borç’ kaydı ile göndermişim; geri ödeme de bankacılık sistemi üzerinden ‘Borç iadesi’ olarak geri ödenmiş. Dolar bazında (kur farkından dolayı) zaten zarar etmişim.”
Güner, borcun 2024 yazında büyük ölçüde ödenmesinin ardından Haluk Levent ile iletişimini tamamen kestiğini söyledi.
“Bir kişiye 2023 yılında borç vermişim; zararına da olsa, büyük ölçüde, 1 yıl sonra borçlu, alacağımı ödemiş. Sonrasında ise borçlu Haluk Levent’e bana yaşattığı stresli 1 yıldan dolayı kızdığım için alacağımı 2024 yazı tahsil eder etmez Haluk Levent’in telefonunu engellemiştim ve tam 2 yıldır (24 aydır) hiçbir temasım olmamış.”
Haluk Levent’in, 2023’te yaptığı deprem bağışlarının ardından kendisine yaklaştığını ileri süren Güner, kişisel borç talebiyle karşılaştığını ifade etti.
“2023 yılında depremde yaptığım önemli bağışlar üzerine Haluk Levent bana yanaştı ve kişisel borç istedi" diyen Güner, yaklaşık bir yıl boyunca parasını geri almak için uğraştığını belirterek “O yüzden 2024 yazı benim açımdan bu kötü kâbus ‘’bitti’’ ve bir daha asla Haluk Levent’le görüşmedim” ifadelerini kullandı.
"9 KATINI VERGİ OLARAK ÖDEDİM"
Güner, kendisine yöneltilen “Bu kadar borç verilir mi?” sorusuna da yanıt verdi.
Borç verdiği paranın yasal ve vergilendirilmiş kazancı olduğunu belirten Güner, tüm vergi beyannamelerini soruşturma dosyasına sunduğunu açıkladı.
Güner, “Borç verdiğim para benim yasal, resmi, vergilendirilmiş paramdır. 30 yıl boyunca günde 12-14 saat çalışarak kazandığım paradır. Kaldı ki, borç vermek Türk Ceza Kanunu’na göre suç değildir" dedi.
Güner, Haluk Levent’e verdiği borcun dokuz katı tutarında vergi ödediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede en fazla vergi ödeyen avukatlar arasında olduğum bilinen bir gerçektir. Haluk Levent’e borç verdiğim miktarın 9 KAT FAZLASINI Devletimize VERGİ olarak ödemişim! Böyle bir miktar borç için ‘’karışık işlere’’ tenezzül etmem en ufak bir mantığı olabilir mi? Olamaz!”
Hayatı boyunca kumar veya bahis oynamadığını da vurgulayan Güner, “57 yaşıma geldim; hayatım boyunca büyük bir disiplin ve titizlikle kurallara ve etik değerlere uygun yaşadım” dedi.
"HATA ETTİM FAKAT SUÇ İŞLEMEDİM"
Haluk Levent’e borç vermenin hata olduğunu kabul eden Güner, o dönemde Levent’in kumar sorunu bulunduğunu bilmediğini savundu.
“Bugün öğrendiklerimi o gün bilseydim (kumar sorununu) elbette ki 1 lira bile borç vermezdim!” diyen Güner, yaptığı davranışın hata olarak değerlendirilebileceğini ancak suç olmadığını belirterek şunları söyledi:
“O yüzden, hata mı ettim? Elbette ki hata etmişim! Ancak suç mu işledim? Hayır, işlemedim. Ben suç işlemedim! Tam tersine benim sıfatım ‘Mağdur’dur. Ben ve ailem zaten benim iyi niyetle yaptığım ‘hatanın’ bedelini tüm o süreçte büyük üzüntüler yaşayarak misliyle ödedik.”
Güner, borç verme kararı nedeniyle ailesinden özür dilediğini ancak başka hiç kimseye zarar vermediğini söyledi.
Ece Güner'in cezaevinden yazdığı yazının tamamı şöyle:
"En somut gerçek nedir? MASAK raporları…
Tutukluluğuma itiraz dilekçemi 29.07.2026’da sundum, MASAK raporunu da ekledim ve
dilekçemde ayrıntılı olarak ele aldım.
MASAK raporu tam da ilk günden beri söylediklerimi teyit ediyor:
-Borç vermişim; alacağımı büyük zorluklarla, peyderpey yaklaşık 1 yıl sonra geri alabilmişim.
-Borç miktarını bankacılık sistemi üzerinden “Dolar karşılığı borç” kaydı ile göndermişim; geri
ödeme de bankacılık sistemi üzerinden “Borç iadesi” olarak geri ödenmiş.
- Dolar bazında (kur farkından dolayı) zaten zarar etmişim.
Somut, basit, hukuki gerçek şu:
Bir kişiye 2023 yılında borç vermişim; zararına da olsa, büyük ölçüde, 1 yıl sonra borçlu, alacağımı
ödemiş. Sonrasında ise borçlu Haluk Levent’e bana yaşattığı stresli 1 yıldan dolayı kızdığım için
alacağımı 2024 yazı tahsil eder etmez Haluk Levent’in telefonunu engellemiştim ve tam 2 yıldır (24
aydır) hiçbir temasım olmamış. İlk günden, ilk saniyeden beri hep aynı şeyi söylüyorum çünkü
2023 yılında depremde yaptığım önemli bağışlar üzerine Haluk Levent bana yanaştı ve kişisel borç
istedi. Tüm ifadelerimde ve itiraz dilekçemde beni borç vermeye hangi gerekçelerle İKNA ETTİĞİNİ
ayrıntılı olarak anlattım. Sonrasında 1 yıl boyunca paramı geri alana kadar gerçekten büyük stres
yaşadım. Ama biraz zararına da olsa; alacağımı sonunda ödedi. O yüzden 2024 yazı benim açımdan
bu kötü kâbus ‘’bitti’’ ve bir daha asla Haluk Levent’le görüşmedim.
Bu arada, o 1 yılın sonunda sinir sistemim o kadar sarsılmıştı ki, kanser ve bu borcu tahsil etme
endişesi sebebiyle ilaç tedavisine başlamak zorunda kaldım. Türkiye’nin önde gelen doktorlarından
biri olan doktorumun raporunu sundum. Rapor her şeyi samimiyetle açıklıyor. Bunları asla
paylaşmak istemezdim ancak yaşadıklarım beni buna mecbur bıraktı.
Bu kadar. Mesele bundan ibarettir.
Şimdi ekranlarda tartışılan sorulara gelelim:
“Bu kadar borç verilir mi?
Borç verdiğim para benim yasal, resmi, vergilendirilmiş paramdır. 30 yıl boyunca günde 12-14 saat çalışarak kazandığım paradır. Kaldı ki, borç vermek Türk Ceza Kanunu’na göre suç
Tüm vergi beyannamelerimi sundum.
Bu ülkede en fazla vergi ödeyen avukatlar arasında olduğum bilinen bir gerçektir. Haluk Levent’e borç verdiğim miktarın 9 KAT FAZLASINI Devletimize VERGİ olarak ödemişim! Böyle bir miktar borç için ‘’karışık işlere’’ tenezzül etmem en ufak bir mantığı olabilir mi? Olamaz!
57 yaşıma geldim; hayatım boyunca büyük bir disiplin ve titizlikle kurallara ve etik değerlere uygun yaşadım. Hayatımda bir kez bile kumar veya bahis oynamadım, hayatımda bir kez bile sigara içmedim, her türlü ‘’kötü alışkanlıktan’’ hayatım boyunca özenle uzak durdum.
Peki Haluk Levent’e bu kadar borç vermek hata mıydı?
Bugün öğrendiklerimi o gün bilseydim (kumar sorununu) elbette ki 1 lira bile borç
O yüzden, hata mı ettim? Elbette ki hata etmişim! Ancak suç mu işledim? Hayır, işlemedim. “Hata” insana mahsustur, her insan hata yapar. Ancak “suç” kavramını “hata” dan ayrı olarak değerlendirmek gerekir. “Suç” kanunun çiğnenmesini gerektirir, usulsüzlük gerektirir, başkalarına zarar verilmesini gerektirir,kasıt gerektirir.
Ben suç işlemedim! Tam tersine benim sıfatım “Mağdur”dur. Ben ve ailem zaten benim iyi niyetle yaptığım “hatanın” bedelini tüm o süreçte büyük üzüntüler yaşayarak misliyle ödedik.
Haluk Levent’e borç vermiş olduğum için ailemden zaten özür diledim: Ailemden başka da hiç kimseye bir zararım dokunmamıştır.
Haluk Levent’e bu kadar borç vermek anlaşılmaz bir durum mu?
Bence hayır. 2023 yazı; depremler sonrası milyonlarca vatandaşın (ve benim) gözümde Haluk Levent bir ‘’iyilik meleği’’ idi, her ankette ‘’Türkiye’nin en güvenilir insanı’’ seçiliyordu. Bütün bir ülkenin esaslı bir kısmının ‘’kahramanı’’ haline gelmişti. Milyonlarca vatandaşı ‘’ikna etmişti’’; beni borç vermeye ikna etmiş olmasının neresi şaşırtıcı?
Üstelik daha önce ayrıntılı yazdım; son derece kırılgan ve hassas bir dönemden geçtiğim sıralardı. Çok ağır kanser ameliyatlarından ve tedavisinden sonra yeni yeni toparlanmaya çalışıyordum. (Tüm raporlarımı sundum.) İnsanın duygularının çok rahat suistimal edilebileceği bir dönemdeydim. Hangi gerekçeleri öne sürerek borç istediğini tüm ifadelerimde ve itiraz dilekçemde ayrıntılı anlattım.
Şimdi görüyorum, birçok insan çıkmış ‘’Haluk Levent’in kumar sorunu vardı vs.’’ diyor. Keşke 2023 yılında da o kişiler bunu yüksek sesle her mecrada söyleseydi! Ben bilmiyordum. Bilseydim; kumar sorunu olan bir insana 1 lira borç vermezdim elbette!
Onlarca kişinin ifadeleri alındı, tüm ifadelerden ortaya çıkan gerçek, ilk günden itibaren söylediklerimi teyit ediyor:
AHBAP Derneği ile en ufak alakam bulunmamaktadır. (On binlerce vatandaşımız gibi bağış yapmış olmak dışında).
AHBAP Derneği’nin hiçbir zaman: yöneticisi, yönetim kurulu üyesi, denetçisi, avukatı, danışmanı, çalışanı veya hatta gönüllüsü bile olmadım!
Ayrıca, AHBAP Derneği’nden bana yapılmış 1 Lira ödeme de yok!
İlk gün dediğimi tüm ifadeler ve belgeler teyit ediyor: Haluk Levent’in ısrarlı ve ikna edici talepleri sonucu kendisine (1 ay içinde geri ödenmek üzere) bir borç verdim. 1 yıl sonunda büyük ölçüde tahsil edebildim. Borcun ödenmesi de avukat olan dayım, Togay Ülkü’nün, devreye girip “borç ödenmezse savcılığa gideceğimizi” söylemesi üzerine gerçekleşmiştir.
2024 yaz aylarında borç ödendikten sonra; bana yaşatmış olduğu ağır stresten dolayı Haluk Levent’in telefonunu engelledim ve son 2 yıldır hiçbir temasım olmadı. Tanışıklığım toplamda sadece 1 yıl sürdü; 1 yılın büyük kısmı da alacağımı tahsil etme mücadelesiyle geçti. Mesele bundan ibarettir.
Neden tutuklu yargılanıyorum?
İlk günlerin ‘’toz duman’’ ortamını anlıyorum; ancak artık toz duman dağıldı. Her kişi için ayrı ayrı somut gerçekleri görme vakti geldi.
Bir insanın hayatı değerlidir: Şu an yaşadıklarımın ve aileme yaşattıklarımın derin üzüntü ve acısını gerçekten de hak etmiyorum. Asla bu ‘’hikâyenin’’ bir parçası olmadım. İyi niyetimden dolayı çok kısa bir süre bir borç verdim, geri aldım ve ilgili kişiyle tüm teması derhal kestim. O kadar.
Son olarak da; tutuksuz yargılama esastır. Masumiyet karinesinin gereğidir. Tutuklu yargılama ‘’SOMUT DELİLLERE DAYALI KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ’’ artı kaçma ve delil karatma şüphesi ve orantılılık gerektirir.
Benimle ilgili somut suç delili olmadığı gibi, bırakın ‘’kuvvetliyi’’ herhangi bir suç şüphesi dahi yok.
Deliller ise zaten benim açımdan toplanmıştır: MASAK tespitlerini kendim itiraz dilekçemin ekinde
Suçsuz olmanın ötesinde: Mağdurum.
Adalet ve vicdana hâla inanıyorum, adalet için dua ediyorum.