Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında bir araya geldi. Komisyonun gündeminde, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkarılması ve çeşitli istihdam teşviklerini içeren kanun teklifi bulunuyordu. Görüşmeler sırasında iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında emekli maaşları ve kamu harcamaları üzerine tartışmalar yaşandı.
Muhalefet refah payı verilmediğini savundu
Teklif üzerine söz alan CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, düzenlemenin TÜİK'in yüzde 17,76'lık enflasyon oranına dayandığını belirtti. Akay, CHP olarak en düşük emekli aylığının net asgari ücrete endekslenmesi gerektiğini ifade etti. Yılbaşından bu yana asgari ücrette 5 bin, en düşük emekli aylığında ise 3 bin 552 liralık bir kayıp yaşandığını söyleyen Akay, mevcut artışın sadece bu kaybı telafi ettiğini, bir refah payı içermediğini dile getirdi.
Akay, ortalama emekli aylığının 24 bin 200 lira seviyesinde olduğunu ve bu durumun en düşük aylıkla tabanda bir birleşmeye yol açtığını söyledi. Cevdet Akay, konuyla ilgili şunları söyledi: "Çalışanlarla emekliler arasındaki uçurum zaten giderek artmıştı, şimdi devam ediyor. Çalışanlara verilen o 8 bin liralık seyyanen zam emeklilere verilmemişti. Seyyanen zammın da gerekli olduğunu, bütçe imkanlarının nerelere aktarıldığını biz biliyoruz. Emekliler için de mutlaka kullanılması gerektiğini ifade ediyoruz. Altı aylık faiz gideri 1 trilyon 429 milyar lira olmuş. Hazinenin dışarıya ödediği borçla ilgili faiz tutarı 24,5 milyar dolar olmuş. Bunlar çok ciddi tutarlar."
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ise düzenlemeyle en düşük emekli maaşının açlık sınırının yüzde 65'ine denk geldiğini belirtti. Türkiye'deki yaklaşık 17 milyon emekliden 5 milyon 100 bininin en düşük aylığı aldığını ifade eden Bakırlıoğlu, emekli aylıklarının gayrisafi yurt içi hasıladaki payına dikkat çekti. Bakırlıoğlu, değerlendirmesini şu verilerle aktardı: "Emekliliğin maaş ödemelerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranlarına bakalım: 2020 yılında yüzde 6,7'ymiş. Emekli nüfusunun toplam nüfus içerisindeki payı yüzde 14,9. Yıl 2025, emekli maaşlarının gayrisafi milli hasıladan yani milli gelirden aldığı pay yüzde 6,7'den yüzde 5,9'a düşmüş. Emeklinin nüfusu da bütün nüfus içerisindeki oranı da yüzde 14,9'dan yüzde 18,8'e çıkmış. Emekli nüfusu artmış ancak emeklinin pastadan aldığı pay azalmış."
Bakırlıoğlu, hükümetin yaklaşımını eleştirerek ifadelerini kullandı: "Siz şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: 'Bugün 20 milyon emekli de olsa benim için fark etmez. 17 milyon emekli var, benim için fark etmez. İsterse bu sayı 19 olsun, 20 olsun, 21 olsun, benim pastadan emekliye vereceğim pay bu kadar'. Yaptığınız şey esasında emeklinin maaşını diğer emeklilere ödetmek."
"Biz 'emekli maaşı yeter' demiyoruz”
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, partisinin ek madde önergesi sunduğunu belirterek taleplerini dile getirdi. Kaya, şunları kaydetti: "En düşük emekli maaşı derhal ve gecikmeksizin en az yoksulluk sınırının yarısına yani asgari insani yaşam düzeyine eşitlenmelidir. Sadece emekliler değil, çalışanlar da benzer şekilde darboğazda. Yılda tek bir kez belirlenen asgari ücret yüksek enflasyon karşısında daha ilk aylarda tamamen eridi gitti. Bugün asgari ücretle çalışan milyonlarca yurttaş işe gidecek yol parası dahi bulamıyorlar, ayın sonunu getirmekte zorlanıyorlar, kredi kartlarının birine borçlanıp diğerinin asgarisini ödeyerek günü kurtarmaya çalışıyorlar."
CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, teklifin en düşük emekli aylığına odaklanmasının iki farklı alanda adaletsizliğe yol açtığını savundu. Özlale, şu ifadeleri kullandı: "Partinizin isminde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nde 'adalet' ve 'kalkınma' terimleri var, oldukça önemli ama 2 şekilde adalete ve kalkınmaya aykırı işler yapıyorsunuz." Özlale, sadece en düşük emekli aylığının artırılmasının emekliler arasında bir adaletsizlik yarattığını belirterek, "Birincisi, devamlı en düşük emekli maaşını artırıp diğer emekli maaşlarını artırmazsanız emekliler arası bir adaletsizlik yaratıyorsunuz. Düşünün, sadece 15-20 yıl çalışmış ve en düşükten prim ödemiş bir emekli ile 35-40 sene boyunca çalışmış ve yüksekten prim ödemiş bir emeklinin maaşları giderek birbirine yakınlaşıyor" dedi.
Özlale, bu durumun sosyal güvenlik sistemine daha fazla katkı yapanlar için adaletsizlik olduğunu savunarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Çalışma koşullarında sizler daha fazla çalışmışsınız, daha fazla prim ödemişsiniz, sosyal güvenlik sistemine daha fazla katkıda bulunmuşsunuz ve ondan sonra görüyorsunuz ki en düşük emekli maaşıyla aranızdaki fark giderek azalıyor. Birincisi, böyle bir adaletsizlik var. İkinci adaletsizlik de nesiller boyu yani nesiller arası bir adaletsizlik var. O da şu: Benim babam 44 yaşında emekli olduğu için oğlum, Allah uzun ömür versin, 74 yaşında belki de en düşük emekli maaşı alacak. Bugün en düşük emekli maaşını konuşuyorsak ve bütün emekli maaşları da artık açlık sınırının altında bir emekli maaşına indirgeniyorsa burada 80'li yıllardan beri izlenen yanlış ekonomi politikalarının rolü büyüktür."
Eleştirilere yanıt veren AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yeğin, emekli aylıklarının yeterli olduğunu iddia etmediklerini belirtti. Yeğin, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Biz 'Emekli maaşı yeter, şudur, budur' demiyoruz, artırmak için, sabit gelirli kesimlerin de emeklinin de bu ülkede yaşayan herkesin de, etnik köken ayrımı yapmadan, mezhep ayrımı yapmadan, yaşam tarzı ayrımı yapmadan herkesi ülkenin vatandaşı görüp herkesin refahını artırmaya çalışıyoruz. Bunu başardık, son birkaç yıldır hem bölgesel sorunlar hem küresel sorunlar, birtakım sorunları fazlaca yaşadık, pandemiden bugüne birçok sorun oldu. Bugün biraz hassasiyet var, hayat zor, geçim zor, kabul ediyoruz ve bunu kolaylaştırmak için büyük bir mücadele veriyoruz."
Yeğin, muhalefetin kamu harcamalarına yönelik eleştirilerine de değinerek Cumhurbaşkanlığı programındaki bir yemek ikramı üzerinden yapılan hesaplamanın doğru olmadığını savundu. Orhan Yeğin, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Yok Cumhurbaşkanı bir yere ziyarete gitmiş, orada gelen polislere, başka illerden gelen polislere, korumalara, oradaki güvenlik görevlilerine yemek ikram edilmiş, bunun rakamı 13 milyon tutmuş. O 13 milyonun hesabına yapan, 'O 13 milyon üzerinden 16,5 milyon emekliye ayda 55 milyon lira para verirdiniz' diye hesap yapan arkadaşa ben de şunu söyleyeyim: Yaptığı çok ayıp. Ama illa bir hesap yapacaksa otursun Muş'tan sipariş ettikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki 95 milyon liralık doğrudan teminle alınmış baklavanın hesabını yapsın. O da yetmiyorsa yine belediyelerinde imar artışlarını imar rantına dönüştürerek yaptıkları o imar artışlarından belediyenin kasasına değil kurdukları ekosisteme aktardıkları paraların hesabını yapsın. O da yetmediyse başkan yardımcılarının baklava kutularında odalarında sergiledikleri dövizlere, dolarlara, avrolara baksın."