Astrolog Ege'yi işaret etti, Girit'te deprem oldu! Helen Yayı için bilim ne diyor?

Astrolog Tuğba Sun'un Türkiye'nin batısı ve Ege Denizi'ne yönelik deprem açıklamaları, Girit açıklarında meydana gelen sarsıntının ardından yeniden gündeme geldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde 31 Ekim tarihi ile Ege'ye uzanan bir hat gösterilirken, Zonguldaklı bilim insanı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu'nun daha önce Helen Yayı hakkında yaptığı açıklamalar da merak konusu oldu. Peki, Ege'de gerçekten yeni bir deprem dönemine mi girildi?

Astroloji alanındaki açıklamalarıyla tanınan Tuğba Sun'un son günlerde yaptığı deprem değerlendirmeleri sosyal medyada tartışılıyor. Türkiye'nin batısında yaşanabilecek sismik hareketliliğe ilişkin öngörülerini paylaşan Sun'un, 31 Ekim 2026 tarihli yayınına ait olduğu belirtilen görüntülerde Ege Denizi'ni işaret etmesi, 6 Kasım'daki Girit depremiyle birlikte yeniden gündeme taşındı.

Paylaşılan videoda Türkiye ile Yunanistan'ı gösteren harita üzerinde "Ege Koridoru" ifadesi yer alıyor. Girit'ten İzmir'e doğru uzanan bir çizginin kullanıldığı görüntülerde "Uranüs + Admetos" başlığı da bulunuyor.

Sun'un astrolojik değerlendirmelerinde depremler açısından yeni bir döneme girildiği yönündeki söylemleri öne çıkarken, söz konusu görüntüler bir soruyu beraberinde getirdi: Depremlerin zamanı gerçekten önceden bilinebilir mi?

6 Kasım'da Girit Açıklarında Deprem Oldu

6 Kasım 2026 Cuma günü saat 18.26'da Girit Adası açıklarında deprem meydana geldi. AFAD sarsıntının büyüklüğünü 4,1, derinliğini yaklaşık 7 kilometre olarak açıkladı. Kandilli Rasathanesi ise aynı depremi 4,4 büyüklüğünde kaydetti.

Görüntülerde yer alan Ege ve Girit vurgusuyla sarsıntının konumu arasındaki benzerlik, astrolojik öngörülerin yeniden konuşulmasına neden oldu.

Ancak bir bölgede deprem meydana gelmesi, o deprem için daha önce yapılan astrolojik yorumun bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmiyor. Ege ve Doğu Akdeniz, tektonik hareketliliğin yoğun olduğu bölgeler arasında bulunuyor. Bu nedenle geniş bir coğrafyada deprem yaşanabileceğine ilişkin açıklamaların gerçekleşen bir sarsıntıyla örtüşmesi, tek başına başarılı bir deprem tahmini sayılmıyor.

Zonguldaklı Profesör Helen Yayı'na Dikkat Çekmişti

Astrolojik tartışmalarda adı geçen Ege Denizi'nin güneyinde, bilim insanlarının uzun yıllardır araştırdığı Helen Yayı bulunuyor.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu da Şubat 2025'te Santorini Adası'ndaki sismik hareketlilik üzerine yaptığı açıklamada bu bölgeye değinmişti.

Kutoğlu, Helen Yayı'nı Yunanistan'dan başlayarak Akdeniz'in güneyine uzanan bir dalma-batma zonu olarak tanımlamış, bu sistemde 8'in üzerinde büyüklüğe ulaşabilecek depremler meydana gelebileceğini söylemişti.

Olası büyük bir depremde Türkiye'nin Ege kıyılarında tsunami oluşabileceği ihtimalini de değerlendiren Kutoğlu, Avrupa'da hazırlanan tsunami tehlike haritalarına göre İzmir Körfezi'nde yaklaşık 5 metre, Bodrum ve Muğla çevresinde ise 3 metreye ulaşabilen dalgaların mümkün olduğunu aktarmıştı.

Kutoğlu'nun değerlendirmeleri, 10 bin yıllık geniş bir zaman aralığına ilişkin olasılıkları içeriyordu. Açıklamalarında yakın zamanda kesinlikle deprem olacağına ilişkin bir tarih vermemişti.

Helen yayı nedir, Türkiye'yi nasıl etkileyebilir?

Helen Yayı, Afrika levhasının Ege bölgesindeki levhanın altına doğru ilerlediği tektonik sistemin bir parçası. Girit ve Rodos'un güneyinden uzanan bu kuşakta levhaların hareketi nedeniyle yer kabuğunda gerilim birikiyor.

Bu gerilim faylar boyunca kırılmalar meydana geldiğinde deprem olarak açığa çıkabiliyor. Deniz tabanında oluşabilecek büyük yer değiştirmeler ise uygun koşullarda tsunamiye neden olabiliyor.

Helen Yayı'nın bilimsel açıdan izlenmesinin nedeni gezegenlerin konumu değil, yer kabuğundaki bu hareketler. Depremin olası büyüklüğü ve etkileri konusunda jeolojik verilerle senaryolar hazırlanabiliyor ancak kırılmanın hangi gün gerçekleşeceği kesin olarak belirlenemiyor.

Girit çevresinde yaşanan her deprem de Helen Yayı'nın tamamının kırılacağı ya da sarsıntıların İzmir'e doğru ilerleyeceği anlamına gelmiyor.

Uranüs ve Admetos depremi haber verebilir mi?

Tuğba Sun'un paylaşımındaki "Uranüs + Admetos" ifadesi, astrolojinin Uranyen olarak adlandırılan yorum sisteminde kullanılan kavramlardan oluşuyor.

Uranüs, Güneş Sistemi'nde varlığı gözlemlenmiş bir gezegen. Admetos ise aynı sistemde kullanılan varsayımsal bir astrolojik nokta; astronomik gözlemlerle doğrulanmış bir gezegen değil.

Astrolojide bu kavramlar çeşitli olayları yorumlamak amacıyla kullanılsa da gezegen konumlarından hareketle bir depremin tarihini, merkez üssünü ve büyüklüğünü belirleyebilen bilimsel olarak doğrulanmış bir yöntem bulunmuyor.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) da depremlerin kesin zamanının önceden tahmin edilemediğini açıklıyor. Bilim insanları fayların özellikleri, geçmiş depremler ve tektonik hareketler üzerinden uzun vadeli tehlike ve olasılık hesaplamaları yapabiliyor.

Peki, gerçekten deprem yılına mı girildi?

Sosyal medyada kullanılan "deprem yılı" ifadesi, sismoloji alanında başlangıç ve bitiş tarihi bulunan bilimsel bir dönem tanımı değil.

Bir bölgede art arda depremler meydana gelebilir. Bazı sarsıntılar aynı deprem dizisinin parçası olabilirken bazıları farklı fay sistemlerinden kaynaklanabilir. Bu hareketlilikten yola çıkarak Türkiye'nin batısında belirli bir yıl boyunca büyük depremler yaşanacağını kesin biçimde söylemek mümkün değil.

Tuğba Sun'un 31 Ekim tarihli yayınına ilişkin paylaşılan kesitlerde Ege'ye yönelik astrolojik değerlendirmeler görülse de bu görüntüler, 6 Kasım'daki depremin yerinin, saatinin ve büyüklüğünün önceden doğru biçimde açıklandığını kanıtlamıyor.

Helen Yayı'nın deprem ve tsunami üretme potansiyeli bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuş durumda. Ancak bu jeolojik gerçek, astrolojik deprem tahminlerinin doğruluğuna kanıt oluşturmuyor.

İLGİLİ HABERLER