"Dini değerleri aşağılama" ve "cumhurbaşkanına hakaret" iddialarıyla tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın ardından, babası Kemal Göktaş da bazı medya organlarının hedefi haline geldi. İktidara yakın yayınlarda, Kemal Göktaş'ın terör örgütü Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi olduğu ve 1980 yılında Çorum'da polis memuru Muzaffer Yeşilyurt'un şehit edildiği saldırıyla ilgisi bulunduğu öne sürüldü. Ancak davanın avukatı, bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu açıkladı.
"Kemal Göktaş davada sanık değildi"
Söz konusu davanın avukatlarından Sadık Eral, Odatv'den Orçun Ak'a yaptığı açıklamada, yayılan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Eral, olay dosyasında Kemal Göktaş'ın isminin kesinlikle yer almadığını ve davada yalnızca iki sanığın bulunduğunu belirterek suçlamaları yalanladı. Eral, saldırıda yaralanan polis memuru Mehmet Bektaş'ın ifadesi olduğunu düşündüren şu detayları paylaştı:
"Trafikteki servisler kaldırılmış olduğu için, sabahları işe değişik vasıtalarla gidiyorduk. O sabah Muzaffer ile Milönü'nden geçerken boş bir arsadan üzerimize dört el ateş edildi. 'Durun, teslim olun, silahlarınız atın!' diye bağırdılar."
Saldırı anı ve sonrasında yaşananlar
Açıklamada olayın devamı şu şekilde aktarıldı: "Muzaffer silahını çekip ateş etmeye başladı. Benim Kırıkkale tutukluk yapmıştı. Onlar ateş etmeye devam ediyorlardı. O sırada Muzaffer vuruldu ve düştü. Düşünce ateş edenler uzaklaştılar."
Vurulan meslektaşının son anlarına tanıklık eden memurun ifadesi şöyle devam etti: "Muzaffer 'Hemşerim beni kurtar!' dedi. Eğilip baktığımda ölmüştü. Onun tabancasını aldım ve kaçanların arkasından iki el ateş ettim. Bu sefer 100-150 kişi olarak bana doğru geliyorlardı."
Canını kurtarmak için bir apartmana sığındığını belirten memurun yaşadıkları şu sözlerle anlatıldı: "Yapacak bir şey yoktu, kaçarak bir apartmana girdim. Bu arada attıkları bir tuğla alnıma gelmişti. Ev sahibi 'girecek benim evimi mi buldun, defol!' dedi. Beni kovalayanları da içeri aldı. Üzerime atladılar ve beni sürükleyerek sokağa çıkarttılar. O sırada kendimi kaybetmişim. Eşim Günay beni oradan alarak, hastaneye götürmüş."