Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Uçum: 7595 sayılı kanun olağan terörle mücadele düzenlemesi değildir

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un sistematik terörü sona erdirmeyi hedefleyen özel bir nitelik taşıdığını ve sürecin aşamalı işleyeceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen 7595 sayılı Kanun’a ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Uçum, söz konusu düzenlemenin rutin bir terörle mücadele yasası olmadığını, aksine sistematik terörü kökünden kazımaya yönelik genel bir amaca hizmet ettiğini belirtti.

Uçum, Anadolu Ajansı’nda yayımlanan yazısında, Türkiye’nin içeride ve bölgede sistematik terör tehdidinden kurtulması ile demokratik siyaset üzerindeki terör vesayetinin tasfiyesi amacıyla devlet tarafından topyekun bir geçiş süreci başlatıldığını ifade etti. Bu sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin destekleriyle ilerlediğini kaydeden Uçum, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanunun tarihi bir misyon üstlendiğini savundu.

Kanunun niteliği ve amaçsal yorum zorunluluğu

Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanun’un analiz edilirken sadece pozitif hukuk metni olarak değil, genel amacı gözetilerek yorumlanması gerektiğine dikkat çekti. Rutin dışı dönemlerin rutin dışı yöntemlerle yönetilmesi gerektiğini belirten Uçum, konunun parti siyaseti ajandalarından ziyade ülke ihtiyaçları üzerinden ele alındığını vurguladı. Kanundaki "terör örgütünün fiilen sona ermesi" gibi ifadelerin hukuksal bir sona ermeden ziyade pratik süreçleri işaret ettiğini belirten Uçum, şunları söyledi:

“7595 sayılı Kanun olağan bir terörle mücadele kanunu değildir. Bu kanun sistematik terörü bitirmeye matuf genel bir amaca sahiptir.”

Uçum, devletin milli ve kamusal bir üstün yarar için muhataplara şarta bağlı bir yeniden başlama imkanı tanıdığını ifade ederek, bu politikanın başarısına bağlı olarak farklı hukuki sonuçların doğacağını anlattı. Kişisel şartların gerçekleşmesi halinde pozitif, gerçekleşmemesi durumunda ise negatif hukuki sonuçların ortaya çıkacağını belirten Uçum, şu ifadeleri kullandı:

“Bu politikanın başarısına bağlı tali sonuçlar olacaktır. Diğer deyişle devlet, pozitif hukuk yoluyla bir milli ve kamusal üstün yarar politikası uygulamaktadır. Tamamlandığı zaman muhataplarla ilgili kişisel şartlar da gerçekleşmişse kanundan kaynaklı bazı pozitif hukuki sonuçlar doğacaktır. Kişisel şartlar gerçekleşmezse negatif hukuki sonuçlar doğacaktır.”

Sürece uyum sağlayanlar kazanacak, direnenler kaybedecek

Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin Cumhuriyet tarihinin en önemli rutin dışı dönemlerinden biri olduğunu vurgulayan Uçum, sürecin aktüel siyasetin ötesinde genel siyaset yaklaşımıyla yönetildiğini dile getirdi. Sürecin aşamalı yapısını göz önünde bulunduran ve bu dinamiğe uyum sağlayanların Türkiye’nin kazanımına katkı sunduğunu belirten Uçum, buna direnç gösterenlerin ise süreç sonunda kaybeden taraf olacağını kaydetti. Uçum değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“Görüldüğü üzere sürecin aşamalı niteliğini görenler ve bu zorunlu aşamalar dinamiğine uyumlu davrananlar Türkiye’nin hep birlikte kazanmasına katkı yapmaktadır ve yapacaktır. Buna direnenler ise kaybedecek ve Türkiye’nin demokratik siyasi geleceğinde yeri olmayacaktır.”

İLGİLİ HABERLER