Dilek Kaya İmamoğlu: Masumiyet karinesi yok sayıldı, insanlar peşinen cezalandırıldı

Aile Dayanışma Ağı’nın Silivri’deki 43. buluşmasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, yargı sürecindeki usulsüzlükleri eleştirerek adalet arayışının süreceğini vurguladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklananların yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, üyelerini Silivri’de bir araya getirdi. Etkinliğe YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu katıldı. Buluşmada gündem, yürütülen yargılamadaki hukuksuzluk iddiaları ve tutukluluk koşulları oldu.

Süreç iftira at beraat et anlayışıyla yürüyor

Yargılamalarda somut delil yerine beyanlara dayalı bir süreç işletildiğini öne süren Dilek Kaya İmamoğlu, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini belirtti. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Masumiyet karinesi yok sayıldı. İnsanlar daha yargılama başlamadan peşinen cezalandırıldılar. Bugün ise 53 kişi hâlâ tutuklu olarak cezalandırılmaya devam ediliyor. 8 kişi ev hapsinde tutuluyor. Bir tarafta verdikleri yalan beyanlar sayesinde özgürlüklerine kavuşanlar, diğer tarafta bu yalan beyanlar nedeniyle aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakılan insanlar var. Peşinen cezalandırılan bu insanların yalan beyanları sorgulama, çelişkileri ortaya koyma hakları da engelleniyor.”

Savunma haklarının engellenmesi eleştirisi

İddianame hazırlanmadan veya yalnızca beyanlara dayanarak yüzlerce kişinin sanık yapıldığını aktaran İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olan eşinin dahi savunma yapmasına izin verilmediğine dikkat çekti. Konuşmacı, durumu şöyle özetledi:

“Milyonların cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun ve avukatlarının savunma hakları da engellendi. Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını ne zaman yapmasına izin verileceği dahi belli değil. Peki, savunma hakkının engellendiği, yalan beyanların sorgulanmasına ve çelişkilerin ortaya konulmasına izin verilmediği bir yargılamadan adalet çıkabilir mi? Böyle bir anlayışın hukukla ve adaletle bağdaşması mümkün olabilir mi?”

Duruşmaların şeffaflığına talep

Gece geç saatlere kadar uzayan duruşmaları ve sanıklar ile avukatların fiziksel olarak ayrılmasını eleştiren İmamoğlu, davanın televizyonlarda canlı yayınlanmasını istediklerini hatırlattı. İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başka hangi hukuk devletinde gece geç saatlere kadar devam eden duruşmalar görülmüştür? Bu acele neden? Yargılama neye ve hangi tarihe yetiştirilmeye çalışılıyor? Başka hangi hukuk devletinde avukatlarla sanıkların birbirinden bu denli uzak tutulduğu bir duruşma salonunda yargılama yapılmıştır? Televizyonlarda canlı yayınlanmasını talep ettiğimiz bu davanın bugün neredeyse avukatlar olmadan, sanıklar salona getirilmeden, aileler izleyemeden ve basın takip edemeden görülmesi bekleniyor.”

Ailelere yönelik baskı iddiası

Tutuklu yakınlarının da sürekli takip ve tehdit altında tutulduğunu savunan Dilek Kaya İmamoğlu, bu uygulamaların dayanışmayı kırmayacağını belirtti. İmamoğlu, “Tek bir somut delil olmadan haksız ve hukuksuz şekilde sevdiklerimizi şafak operasyonuyla tutsak ettiğiniz yetmezmiş gibi dışarıda kalan aileleri de 17 aydır tehdit altında tutuyorsunuz. Attığımız her adımın takip edildiğinin farkındayız. Çok iyi bilinsin ki özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu ahlak dışı uygulamalar ve saldırılar asla bizi yıldırmayacak. Aksine dayanışmamızı ve mücadele kararlılığımızı daha da güçlendirecek.” dedi.

Siyaset dünyasına da seslenen İmamoğlu, haksızlıklar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayarak “Haksızlığa karşı söz söylemek hepimizin sorumluluğudur.” şeklinde konuştu.

İLGİLİ HABERLER