Emekli aylığı artışında 4 yeni formül masada

En düşük emekli maaşının altı ayda bir enflasyona göre artırılması uygulaması yerine, yasa temelli ve daha sürdürülebilir dört farklı model üzerinde çalışılıyor.

En düşük emekli aylığının her altı ayda bir enflasyon oranında güncellenmesi pratiğinden vazgeçilerek, taban ücret artışlarının belirli kurallara bağlandığı kalıcı bir sisteme geçiş planlanıyor. Mevcut uygulamanın emeklilik sisteminde yarattığı sorunların çözümü amacıyla yürütülen çalışmalar, Yeni Şafak'ın haberine göre dört ana başlıkta yoğunlaşıyor. Çalışmanın odağında en düşük aylığın belirlenme ölçütü, emeklilere sağlanacak destek mekanizmaları ve kök aylık sisteminin yeniden düzenlenmesi yer alıyor.

İlk alternatif olarak, en düşük emekli aylığının asgari ücrete veya başka bir ekonomik göstergeye endekslenmesi öne çıkıyor. Bu modelde, taban aylığın her altı ayda bir yeni bir kanunla değil, yasada tanımlanacak otomatik bir formülle güncellenmesi hedefleniyor. Böylece emekliler, maaş artışlarının hangi kritere göre yapılacağını önceden bilme imkanına sahip olacak. Ancak asgari ücretin hangi oranının baz alınacağı ve bu düzenlemenin kamu bütçesine getireceği mali yükün nasıl finanse edileceği, modelin uygulanabilirliği açısından kritik unsurlar olarak değerlendiriliyor.

Gelir tamamlama desteği ve kök maaş reformu

İkinci seçenek ise sürekli taban aylık artışı yerine bir gelir tamamlama sistemi kurulmasını öngörüyor. Bu modelde, belirlenen ücret seviyesinin altında kalan emeklilere aradaki fark kadar nakdi destek sağlanacak. Uygulamanın kapsamı genişletilirse, emeklinin hane geliri ve sosyal destek ihtiyacı da hesaba katılarak kamu kaynakları doğrudan düşük gelirli gruplara yönlendirilebilecek. Sistemde, prim karşılığı kazanılan emekli aylığı ile sosyal yardım niteliğindeki destekler birbirinden ayrı tutulacak.

Üçüncü model, sorunun kaynağına inerek kök maaşı düşük olan emeklilerin durumunu iyileştirmeyi amaçlıyor. Aylık bağlama sistemi yeniden ele alınarak; prim gün sayısı, prime esas kazanç ve aylık bağlama oranlarının hesaplamadaki etkisi gözden geçirilebilir. Bu değişiklik, sadece mevcut emeklileri değil, gelecekte emekli olacak çalışanları da ilgilendiren kapsamlı bir reform niteliği taşıyacak.

Dördüncü ve son alternatifte ise en düşük emekli aylığının bütçe dengeleri ve genel ekonomik koşullar dikkate alınarak belirlenmesi gündemde. Taban aylık artışının doğrudan enflasyona eşitlenmesi yerine, ekonomik göstergeler ve kamu maliyesinin imkanları çerçevesinde hareket edilmesi planlanıyor. Emeklilerin gelirlerinde öngörülebilirliğin korunması adına, belirli bir asgari artış güvencesinin getirilmesi de değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor.

Hangi modelin tercih edileceğine bakılmaksızın, mevcut sistemin değiştirilmesi için yasal düzenleme şart. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle taban aylığın belirlenme yöntemi, artış dönemleri ve finansman esasları yeniden şekillendirilecek. Kök aylık sisteminde değişikliğe gidilmesi durumunda ise daha kapsamlı bir mevzuat çalışmasına ihtiyaç duyulacak. Hükümetin nihai kararında, kaç emeklinin etkileneceği, bütçeye ek maliyet ve mevcut hakların korunması yöntemleri belirleyici rol oynayacak.

İLGİLİ HABERLER