Gaziemir Kooperatif soruşturmasında iddianame iade edildi: Mahkeme eksikleri tek tek sıraladı

İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 şüpheli hakkındaki iddianameyi; isnatların somutlaştırılmadığı, zarar ve para hareketlerinin netleştirilmediği gerekçesiyle iade etti.

GERÇEK HABERCİ/ İzmir’de Sınırlı Sorumlu İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi’ne ilişkin soruşturmada 17 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iade edildi. Mahkeme, iddianamede yer alan suçlamaların şüpheli ve eylem bazında yeterince somutlaştırılmadığına, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin kasa ve bakiye farklarının hangi işlemlerden kaynaklandığının ortaya konulmadığına, zarar miktarlarının kesinleştirilmediğine ve para hareketlerinin nihai yararlanıcılarına kadar incelenmediğine işaret etti.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen 2026/3502 sayılı iddianame, 28 Eylül 2026 tarihinde İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme, 2026/34 iddianame değerlendirme numarası üzerinden yaptığı incelemenin ardından 6 Ekim 2026 tarihinde iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine oy birliğiyle karar verdi. Kararda, CMK’nın 170 ve 174. maddelerinde iddianamenin içermesi gereken unsurlar ile suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut delillerin toplanmasına ilişkin hükümler esas alındı.

İddianamede Anıl Demirci, Ayşe Cansu Ayhan, Ebubekir Yılmaz, Emine Numan, Emre Pınar Kılıç, Heval Savaş Kaya, İsmail Alkan, İsmail Atagün, Mustafa Saim Uysal, Mustafa Tunç Soyer, Pakize Kavak, Salih Taşcı, Serdar Deniz, Sıtkı Şükürer, Şenol Aslanoğlu, Ümit Erkol ve Yaren Zeynep Erdal şüpheli olarak yer aldı.

Başsavcılığın iddianamesinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, zimmet, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na aykırılık, ticari faaliyet sırasında nitelikli dolandırıcılık ile denetim görevini ihmal ederek zimmet veya irtikaba neden olma suçlarına ilişkin isnatlara yer verildi. Suç tarihi ve yeri ise 2022, İzmir/Merkez olarak gösterildi.

Mahkeme 12 Başlıkta Genel Eksiklik Belirledi

Mahkeme, iddianamenin iadesine ilişkin değerlendirmesinde öncelikle suçlamaların kişi ve eylem bazında somutlaştırılmadığını belirtti. Kararda, iddianamede farklı şüpheliler yönünden aynı yıllara ilişkin kasa ve bakiye farklarının tekrar edildiği, ardından diğer şüphelilerle birlikte eylem ve fikir birliği içerisinde hareket edilerek zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlendiği sonucuna varıldığı aktarıldı.

Mahkeme, buna karşılık her bir şüphelinin hangi tarihte, hangi ödeme, transfer, tahsis, hakediş, muhasebe kaydı veya belge düzenleme işlemine ne şekilde katıldığının; hangi talimat, imza, onay veya fiili tasarrufunun bulunduğunun açık biçimde ortaya konulmadığını kaydetti. Toplu anlatım yerine her şüpheli açısından maddi fiil ile fiilin suçla bağlantısının delilleriyle gösterilmesi gerektiği belirtildi.

Kasa Farkları İçin 2022, 2023 Ve 2024 Yılları Ayrı Ayrı İncelenecek

Kararda üzerinde durulan başlıklardan biri de kooperatif hesaplarında bulunduğu ileri sürülen kasa ve bakiye farkları oldu.

Mahkeme kararında 2022 yılı için 178 bin 535 lira 19 kuruş, 2023 yılı için 14 milyon 128 bin 424 lira 19 kuruş, 2024 yılı için ise 14 milyon 178 bin 459 lira 92 kuruş farktan söz edildiğini belirtti.

Ancak bu farkların hangi tekil işlemlerden oluştuğunun, önceki yıldan devreden bakiyelerin sonraki yıl hesabına nasıl etki ettiğinin, aynı zararın birden fazla yıl hesabında tekrar edilip edilmediğinin ve hangi şüphelinin hangi tutardan sorumlu tutulduğunun açıklanmadığı belirtildi.

Mahkeme, zimmetin maddi konusu olduğu ileri sürülen mal veya para ile elde etme fiilinin somutlaştırılabilmesi için yıllık toplam farkların alt kalemleriyle eşleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Zararın Her Şüpheli İçin Ayrı Hesaplanması İstendi

Dosyada kasa farklarının yanı sıra villa tahsisleri, Casamar’a yapılan avanslar, bağlantılı şirketlere gerçekleştirilen transferler ve çeşitli ticari işlemler bakımından farklı zarar tutarlarının bulunduğuna dikkat çekildi.

Mahkeme, hangi tutarın hangi suçun konusu olduğu ve hangi şüpheliye ne kadarının isnat edildiğinin açıkça ortaya konulmadığını belirtti.

Zararın netleştirilmesinin zimmet suçunun konusu, suça iştirak biçimi, yapılabilecek mahsuplar ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi açısından doğrudan önem taşıdığı ifade edildi.

Kararda, mevcut bilirkişi ve MASAK raporlarının değerlendirilmesi, gerektiğinde kamu maliyesi, muhasebe, kooperatif işlemleri ve denetim alanlarında uzman kişilerden, somut olayın niteliğine göre Sayıştay denetimi konusunda mesleki tecrübesi bulunan uzmanlardan oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığıyla her şüpheli ve her isnat edilen eylemin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği belirtildi.

Hazırlanacak raporun denetime elverişli olması ve gerçek zarar miktarını tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya koyması gerektiği kaydedildi.

Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumlulukları Ayrılacak

Mahkeme, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin icrai karar ve tasarrufları ile denetim kurulu üyelerinin denetleme yükümlülüklerinin aynı genel anlatım içinde değerlendirildiğini de tespit etti.

Denetim kurulu üyesine zimmet suçundan asli veya iştirak eden olarak sorumluluk yüklenebilmesi için yalnızca sıfatının yeterli olmayacağı, zimmete konu somut eylemde kastının ve katkısının gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

Denetim görevinin ihmali iddiası söz konusuysa hangi denetim yükümlülüğünün, hangi tarihte ve hangi işlem yönünden ihlal edildiğinin ve bunun asıl suç üzerindeki etkisinin açıklanması istendi.

Sahtecilik Suçlamasında Belgelerin Tek Tek Gösterilmesi İstendi

Mahkeme, birçok şüpheli hakkında resmi belgede sahtecilik suçlamasının bulunduğunu ancak hangi belgenin sahte olduğu, belgenin kim tarafından düzenlendiği, imzalandığı veya kullanıldığı, sahtelik yönteminin ne olduğu ve şüphelinin belge üzerindeki icrai katkısının nasıl gerçekleştiğinin ortaya konulmadığını belirtti.

Kooperatifte düzenlenen evraklardan bir kısmının sahte olduğu şeklindeki genel ifadenin olay ve delil ilişkisinin kurulabilmesi bakımından yeterli olmadığı kaydedildi.

11 Villa İçin Bağımsız Bölüm Bazında İnceleme

Kararda, projede bulunmadığı ileri sürülen 11 villa bakımından da incelemenin tamamlanmadığı belirtildi.

Mahkeme, her bağımsız bölümün oluşturulma dayanağının, ilk tahsis tarihinin, tahsis kararının, tahsis edilen kişinin, sonradan gerçekleştirilen devirlerin, kooperatife fiilen ödenen bedelin, ödeme yapan kişinin, rayiç veya şerefiye değerinin ve net zararın villa bazında ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

Tahsis edilen kişi ile şüpheli arasındaki akrabalık veya ticari bağın tek başına cezai iştirak sonucunu doğurmayacağı, her şüphelinin tahsis sürecindeki somut katkısının delilleriyle açıklanması gerektiği belirtildi.

Casamar Ödemeleri İçin Net Hesap İstendi

Mahkeme, Casamar’a yapılan toplam avans, düzenlenen hakedişler ile kooperatif tarafından yüklenici adına karşılandığı ileri sürülen demir, kereste, kalıp, vinç, şantiye güvenliği, su ve elektrik gibi giderlerin aynı hesap içerisinde değerlendirildiğini belirtti.

Bilirkişi raporlarında fazla ödeme konusunda farklı tutarlara ulaşıldığına dikkat çekilirken, mahsup edilmesi gereken imalat, malzeme ve diğer giderlerin tek tek belirlenmesi ve denetlenebilir bir net zarar hesabının yapılması gerektiği kaydedildi.

Hangi ödeme talimatının hangi şüpheli tarafından verildiğinin de ortaya çıkarılması istendi.

Masak Ve Banka Hareketlerinde “Nihai Yararlanıcı” Vurgusu

Mahkeme, MDÇ Demir, Burçin Altıngan, Karen Bilişim, Plato Reklam, Smartstart ve diğer bağlantılı şirket veya kişiler üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen transferlerde paranın ilk çıkışından nihai varışına kadar hesap zincirinin tamamlanmasını istedi.

İşlem açıklamalarının, sözleşme ve faturaların, hizmet veya mal tesliminin bulunup bulunmadığının ve nihai yararlanıcının kim olduğunun somutlaştırılması gerektiği belirtildi.

Kararda, para hareketinin tek başına suç teşkil ettiği varsayımından hareket edilmemesi, her transferin kooperatif malvarlığından haksız mal edinmeyle bağlantısının gösterilmesi gerektiği kaydedildi.

İbb-İzbeton-Kooperatif-Casamar Zinciri De İncelenecek

Mahkemenin üzerinde durduğu bir başka başlık, işin İBB’den İZBETON’a, İZBETON’dan kooperatife ve kooperatiften Casamar’a aktarılmasına ilişkin sözleşme ve yetki zinciri oldu.

Kararda, bu işlemlerle ilgili belediye ve şirket yönetim kurulu kararları, yetki devri belgeleri, protokol ve sözleşmelerin onay süreçleri, imza yetkileri, ihale veya alt yüklenicilik mevzuatı bakımından dayanakların eksiksiz toplanması gerektiği belirtildi.

Hukuka aykırılık iddiasının hangi somut yetki veya yasak hükmüne dayandığının da kişi bazında gösterilmesi istendi.

Lehe Delillerin De Değerlendirilmesi İstendi

Mahkeme, CMK’nın 170/5. maddesi uyarınca iddianamede yalnızca şüphelilerin aleyhine değil, lehine hususların da gösterilmesi gerektiğini hatırlattı.

Şüphelinin görev süresinin kısa olması, işlem tarihinde görevde bulunmaması, imza yetkisinin bulunmaması, ödeme veya tahsis kararına katılmaması, muhalefet şerhi, fiili ödeme veya iade yapılması ya da kooperatif kayıtlarında karşılığı bulunan harcamalar gibi dosyada mevcut lehe olguların kişi bazında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Etkin Pişmanlık İçin Zarar Miktarı Netleştirilecek

Zimmet isnadı bulunan kişiler yönünden TCK’nın 248. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için her şüpheliye isnat edilen zimmet konusu mal veya parayla giderilmesi gereken zararın açık ve denetlenebilir biçimde belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

Mahkeme, belirsiz ve toplu zarar hesabının hangi şüphelinin hangi miktarı gidererek kanuni imkândan yararlanabileceğinin belirlenmesine engel olduğunu kaydetti.

Zimmet ve nitelikli dolandırıcılık isnatlarının birlikte bulunduğu şüpheliler yönünden ise etkin pişmanlık hükümlerinin hangi suç açısından uygulanabileceğinin de kişi bazında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

17 Şüpheli İçin Ayrı Ayrı İade Nedenleri

Mahkeme genel eksikliklerin yanı sıra 17 şüpheli yönünden ayrı ayrı tamamlanması gereken hususları da kararında sıraladı.

Serdar Deniz yönünden, 2022-2024 dönemindeki kasa ve bakiye farklarının hangi somut işlem veya para çıkışından kaynaklandığının ve işlemlerin hangisinin Deniz’in talimatı, imzası veya tasarrufuyla yapıldığının araştırılması istendi.

MDÇ Demir’e gönderildiği belirtilen 5 milyon 992 bin TL ile Burçin Altıngan’a gönderildiği belirtilen 849 bin 999 lira 94 kuruş bakımından para zincirinin anlatılmış olmasına rağmen transferlerin dayandığı sözleşme, fatura veya hizmet ilişkisi, nihai yararlanıcı ve Serdar Deniz’in somut talimat veya menfaat bağlantısının delilleriyle eşleştirilmediği kaydedildi.

Deniz yönünden villa tahsislerine hangi kararla ve ne şekilde katıldığı, bağlantılı kişilere yapılan tahsislerde kooperatif zararının villa bazında ne olduğu, resmi belgede sahtecilik isnadında hangi belgeyi düzenlediği, imzaladığı veya kullandığı ve kendisine isnat edilecek net zimmet zararının da belirlenmesi istendi.

Ayşe Cansu Ayhan yönünden, görev dönemindeki 2022 kasa farkını oluşturan işlemler ile şüphelinin hangi ödeme veya muhasebe işlemine katıldığının gösterilmediği belirtildi.

Smartstart ile bağlantısı ve şirket müdürlüğü veya pay devrine ilişkin bilgilerin aktarılmış olmasına rağmen kooperatiften Smartstart’a yapılan hangi ödemenin gerçeğe aykırı olduğu, hangi hizmetin verilmediği veya bedelin hangi nedenle fahiş olduğu ve Ayhan’ın bundan nasıl menfaat sağladığının somutlaştırılması istendi.

1163 sayılı Kanun’un 59/6. maddesi kapsamındaki isnat yönünden de yasaklandığı ileri sürülen işlemin hangi sözleşme, fatura veya ödeme olduğunun açıklanması gerektiği belirtildi.

Pakize Kavak bakımından 2022, 2023 ve 2024 yıllarındaki toplam farkların tamamının kendisine hangi fiille bağlandığının açıklanmadığı kaydedildi. Görev dönemi, imza ve talimat yetkisiyle tekil işlemlerin ayrıştırılması istendi.

Kararda, 31 Aralık 2023 tarihli 104 bin 482 lira 21 kuruşluk virman ile belgesiz olduğu belirtilen 93 bin 83 lira 27 kuruşluk işlem yönünden işlemi kimin yaptığı veya onayladığı ve Kavak’ın katkısının belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Villa 5 ile bağlantılı tahsis, karar, ödeme, devir ve menfaat ilişkisinin de belgeleriyle somutlaştırılması istendi.

Emre Pınar Kılıç yönünden, yönetim kurulu üyeliği sırasında yıllık kasa farklarını doğuran hangi somut ödeme, talimat veya belgeye katıldığının gösterilmesi istendi. 31 Aralık 2023 tarihli virman işlemi dahil görev dönemindeki işlemlerin imza ve banka yetkisi kayıtlarıyla kişi bazında eşleştirilmesi gerektiği belirtildi. Sahte olduğu ileri sürülen belgenin, kullanma veya düzenleme fiilinin ve kastın da somutlaştırılması istendi.

Ümit Erkol bakımından 2022-2024 kasa farklarının hangi bölümünün kendi fiilinden kaynaklandığının gösterilmediği belirtildi. Villa 4’ün ilk tahsisinden sonraki İsmail Alkan ve Fırat Erkol’a devir sürecine kadar ilk tahsis bedeli, yapılan ödemeler, devir bedeli, kooperatifin rayiç zararı ve alınan kararların eksiksiz belirlenmesi istendi. 31 Aralık 2023 tarihli virman işlemiyle bağlantısının ve resmi belgede sahtecilik isnadının da somutlaştırılması gerektiği kaydedildi.

Anıl Demirci yönünden, denetim kurulu üyeliği döneminde 2023 yılı kasa farkını doğuran işlemlerin tarihleriyle karşılaştırılması, görev süresi dışında kalan işlemlerin ayrıştırılması istendi. Hangi denetim raporunu düzenlediği, hangi usulsüzlüğü bildiği halde gizlediği veya zimmet eylemine nasıl iştirak ettiği hususlarının açıklanması gerektiği belirtildi.

İmece Yaka Kooperatifi ve şirket bağlantılarının aktarılmasının tek başına yeterli olmadığı, bunların somut zimmet eylemiyle bağlantısının ve resmi belgede sahtecilik yönünden hangi belge ve fiilin söz konusu olduğunun ortaya konulması istendi.

Denetim Kurulu Üyeleri Yönünden Görev Tarihleri Öne Çıktı

Yaren Zeynep Erdal yönünden mahkeme, uzun süre denetim kurulu üyeliği yapmasının 2022-2024 dönemindeki farkların tamamının kendisine yüklenmesi sonucunu doğurmayacağını belirtti. Hangi denetim yükümlülüğünü, hangi işlem bakımından ihlal ettiği ve zimmete iştirak kastının hangi somut delillerle ortaya konulacağı sorularının cevaplandırılması istendi.

31 Aralık 2023 tarihli virman işlemini bilip bilmediği, işlemin denetim raporlarına yansıyıp yansımadığı ve işlemi inceleme yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Denetim görevini ihmal ile zimmete iştirak isnatlarının birbirinden ayrılması istendi.

Salih Taşcı yönünden, denetim kurulu üyeliğinin 16 Şubat 2022 ile 4 Nisan 2022 tarihleri arasında kısa bir dönemi kapsadığı belirtilerek 2022 yıl sonu kasa farkının hangi bölümünün bu tarihlerde gerçekleştirildiği ve kendisine nasıl bağlandığının gösterilmesi istendi. Görev dönemindeki tekil işlemler, incelemesi gereken belgeler ve varsa düzenlediği denetim raporlarının belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

İsmail Alkan bakımından, 1 Ağustos 2023 ile 28 Haziran 2024 tarihleri arasındaki görev dönemi içinde gerçekleştirilen işlemler ile 2023 ve 2024 yıllarına ait kasa farklarının eşleştirilmesi, görev öncesi ve sonrasındaki işlemlerin kendisine yüklenmemesi gerektiği belirtildi.

Villa 4’ün yarım payının devri bakımından devir tarihi, bedeli, kooperatife ödeme yapılıp yapılmadığı, devrin kooperatif zararına etkisi ve şüphelinin menfaat durumunun belirlenmesi istendi.

Emine Numan yönünden, 28 Mart 2024 ile 28 Haziran 2024 tarihleri arasındaki sınırlı denetim göreviyle 2024 yıl sonu için belirtilen 14 milyon 178 bin 459 lira 92 kuruşluk farkın tamamı arasındaki bağın kurulmadığına dikkat çekildi.

Görev öncesi ve sonrasındaki işlemlerin ayrıştırılması, Villa 5’in kendisine tahsis edildiği ve ödeme yapılmadığı yönündeki iddia bakımından tahsis kararı, bedel, ödeme kayıtları, üçüncü kişi ödemeleri ve net zararın belgelerle belirlenmesi istendi.

Şenol Aslanoğlu yönünden, 16 Şubat 2022 ile 1 Ağustos 2023 arasındaki denetim görevi ile 2022 ve 2023 yılı kasa farklarını oluşturan işlemlerin tek tek eşleştirilmesi gerektiği belirtildi.

Smartstart ile kooperatif arasındaki yaklaşık 1 milyon 125 bin 575 lira 82 kuruşluk ödeme bakımından her faturanın hizmet karşılığı, piyasa rayici, hizmetin fiilen verilip verilmediği, şüphelinin şirketle hukuki bağı ve elde ettiği menfaatin açık şekilde ortaya konulması istendi.

İmece Yaka ve diğer bağlantılı şirket veya kooperatifler yönünden yalnızca ortaklık veya yöneticilik bilgisinin yeterli olmadığı, somut para hareketi ve suçla bağlantının kurulması gerektiği kaydedildi.

Casamar Ve Dolandırıcılık İsnadı Yönünden Ayrıntılı İnceleme

Ebubekir Yılmaz bakımından Casamar’a yapılan toplam avanslar, gerçekleşen hakedişler, kooperatif tarafından ayrıca karşılanan yüklenici giderleri ve yapılacak mahsupların tek bir net hesapta birleştirilmediği belirtildi.

Casamar’ın hangi tarihte hangi hakedişi düzenlediği, hangi ödemenin hakedişsiz veya fazla olduğu ve şüphelinin bu ödemeye hangi hileli davranışla katkıda bulunduğunun somutlaştırılması istendi.

Nitelikli dolandırıcılık isnadı yönünden hile oluşturduğu ileri sürülen davranışın, aldatılan kişi veya organın, hataya düşme, ödeme ve menfaat zincirinin açıkça gösterilmesi gerektiği kaydedildi.

Zimmete yardım isnadı bakımından da asıl zimmet fiilini gerçekleştirdiği ileri sürülen kişi veya kişilerin, yardım fiilinin ve iştirak kastının ayrı ayrı belirtilmesi istendi.

İsmail Atagün yönünden Villa 7’nin kendisine devri bakımından ilk tahsis, sonraki devir, bedel ve kooperatife ödeme yapılıp yapılmadığının belgeleriyle kesinleştirilmesi gerektiği belirtildi.

Serdar Deniz ile çalışması veya ticari bağlantısı ile Plato Reklam ortaklığının tek başına zimmete yardım suçunu göstermeyeceği, asıl zimmet eylemine sağladığı somut yardım ve kastın delillerle ortaya konulması gerektiği kaydedildi. Paravan veya hileli olduğu ileri sürülen işlemlerin de tarih, tutar ve belge bazında gösterilmesi istendi.

Bağımsız Denetim Raporları da Dosyada Ayrıntılandırılacak

Mustafa Saim Uysal yönünden, SUN Bağımsız Denetim adına hangi tarihlerde hangi denetim raporlarını hazırladığı ve her raporda hangi somut usulsüzlüğün gerçeğe aykırı şekilde gizlendiğinin ortaya konulması istendi.

Denetim görevinin ihmali veya kasten göz yumma iddiasında kamu görevlisi sayılmasına dayanak normun, denetim yükümlülüğünün kapsamının, kastın dayanağının ve asıl zimmet eylemiyle arasındaki nedensel bağın somutlaştırılması gerektiği belirtildi.

Zimmete yardım isnadı bulunması halinde TCK’nın 39. maddesi anlamında hangi davranışın yardım niteliğinde olduğunun açıklanması istendi.

Sıtkı Şükürer yönünden hangi denetim döneminde hangi raporu düzenlediği, hangi mali işlemi incelemesi gerektiği ve hangi somut usulsüzlüğü raporlamadığı hususlarının belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

Kamu görevlisi sayılmasına ilişkin hukuki dayanak ile kasten göz yumma ve ihmal ayrımının maddi vakıalar üzerinden ortaya konulması, zimmete veya irtikaba yardım isnadı varsa asıl suçla somut yardım ilişkisi ve kastın açıklanması istendi.

İzbeton-Kooperatif Protokolü Yönünden Heval Savaş Kaya İçin İnceleme

Heval Savaş Kaya yönünden 25 Şubat 2022 tarihli İZBETON-kooperatif protokolünün yönetim kurulu kararı olmaksızın imzalandığı yönündeki iddianın incelenmesi istendi.

Öncelikle şirket ana sözleşmesi, imza sirküleri, görev ve yetki devri belgeleri ile protokolü imzalama yetkisinin bulunup bulunmadığının kesin biçimde tespit edilmesi gerektiği belirtildi.

Mahkeme, protokolün hukuka aykırı olduğunun kabul edilmesi halinde dahi bu işlemin daha sonra kooperatifte gerçekleştiği ileri sürülen zimmet eylemlerine hangi somut nedenle katkı sağladığının ve şüphelinin bu eylemleri bilerek kolaylaştırdığına ilişkin delillerin ortaya konulmasını istedi.

Resmi belgede sahtecilik isnadı açısından ise protokolün sahte belge sayılmasını gerektiren maddi sahtecilik olgusunun veya başka bir belgenin açıkça belirtilmesi gerektiği, yalnızca yetkisiz imza veya hukuka aykırı işlem iddiasıyla sahtecilik fiilinin birbirinden ayrılması gerektiği kaydedildi.

Tunç Soyer Yönünden “Somut Eylem” Tespiti İstendi

Mahkeme, Mustafa Tunç Soyer yönünden iddianamede İZBETON Yönetim Kurulu Başkanı sıfatı ve kamuoyu açıklamalarına yer verildiğini, ancak kooperatifteki hangi zimmet eylemine hangi icrai veya ihmali davranışla yardım ettiğinin somutlaştırılmadığını belirtti.

İZBETON ile kooperatif arasındaki protokolün hazırlanması, onaylanması veya uygulanması sürecinde kendisinin aldığı karar, verdiği talimat, imzaladığı belge veya haberdarlığını gösteren somut delillerin ayrı ayrı ortaya konulması istendi.

Kamuoyuna yapılan açıklamaların cezai sorumluluk doğuran fiille bağlantısı kurulacaksa açıklamanın tarihi ve içeriği ile şüphelinin suç kastını nasıl gösterdiği ileri sürülüyorsa bunun açıklanması gerektiği kaydedildi.

Resmi belgede sahtecilik isnadı bulunması halinde ise sahte olduğu ileri sürülen belgenin ve Soyer’in bu belge üzerindeki fiilinin somutlaştırılması istendi.

“Uzun olay anlatımı var, maddi vakıalar şüpheli bazında ortaya konulmamış”

Mahkeme nihai değerlendirmesinde, iddianamede çok sayıda şüpheli hakkında uzun bir olay anlatımına yer verilmesine rağmen suçları oluşturan maddi vakıaların her şüpheli yönünden ayrı ayrı, açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmadığı sonucuna vardı.

Özellikle 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin kasa ve bakiye farklarının hangi tekil işlemlerden oluştuğu, işlemlerin kim tarafından gerçekleştirildiği, her şüpheliye isnat edilen net zimmet miktarı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin icrai veya ihmali sorumlulukları, sahte olduğu öne sürülen belgeler, villa tahsisleri, Casamar’a yapılan ödemeler ve bağlantılı şirketlere aktarılan paralar bakımından işlem, yararlanıcı, ödeme karşılığı ve net zararın kişi bazında tamamlanmadığı belirtildi.

Mahkeme, bu haliyle iddianamedeki genel ve toplu anlatımın şüphelilerin hangi somut fiil nedeniyle hangi suçtan yargılanacaklarını tereddütsüz biçimde ortaya koymadığı ve kovuşturmanın sınırlarını belirlemeye elverişli olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

Bilirkişi Ve Masak Raporlarının Toplu Aktarılmasına Eleştiri

Kararda ayrıca soruşturma kapsamında temin edilen bilirkişi ve MASAK raporlarının isnat edilen suçlar ve şüpheliler yönünden herhangi bir açıklama veya değerlendirme yapılmaksızın ilgili tespitleri içerecek şekilde topluca iddianameye aktarıldığı belirtildi.

Mahkeme, hangi rapordaki hangi tespitin hangi şüpheliye isnat edilen hangi eylemle bağlantılı olduğunun ve hangi delilin hangi suçlamaya dayanak teşkil ettiğinin açık ve anlaşılır biçimde ortaya konulmadığını kaydetti.

Raporların bütün halinde iddianameye aktarılmasının, delillerin gösterilmesi niteliğinde olmayıp iddianameyi gereksiz şekilde hacimli ve karmaşık hale getirdiği, maddi olay ile deliller arasındaki bağlantının belirsizleşmesine neden olduğu ifade edildi.

Bu nedenle bilirkişi ve MASAK raporlarındaki isnatla ilgili tespitlerin şüpheli ve eylem bazında ayıklanması, hangi delilin hangi isnadı desteklediğinin somut ve denetlenebilir biçimde ortaya konulması suretiyle iddianamenin yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi.

Kamu Görevlisi Sayılıp Sayılmadıkları da Araştırılacak

Mahkeme, soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla yer alan bazı kişilerin, suç tarihleri itibarıyla görev ve unvanları dikkate alınarak kamu görevlisi olup olmadıklarının yeterli ve denetime elverişli biçimde araştırılmadığını da tespit etti.

Özellikle kooperatif denetim kurulu üyeliği nedeniyle kamu görevlisi sayılıp sayılmayacaklarının belirlenmesinin, isnat edilen fiillerin hukuki nitelendirilmesi açısından önem taşıdığı ifade edildi.

Başka Dava Dosyasıyla Bağlantı Da İncelenecek

Kararda, şüpheliler hakkında benzer nitelikteki eylemler nedeniyle yargılamanın devam ettiği başka bir kamu davasının bulunduğunun anlaşıldığına da yer verildi.

Mahkeme, suç tarihleri, isnat edilen eylemler, mağdur veya suçtan zarar görenler ile eylemlerin gerçekleştiriliş biçiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Derdest dosyanın iddianamesi ve gerekli görülen diğer evrakının soruşturma dosyasına getirtilmesi, her iki dosyadaki eylemler arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılması istendi.

Eylemlerin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin ve TCK’nın 43. maddesindeki zincirleme suç hükümleri kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi, bu yönde bir sonuca varılması halinde ilgili mahkemelere birleştirme istemli kamu davası açılması hususunun da ayrıca ele alınması gerektiği kaydedildi.

İtiraz İçin İki Hafta Süre

İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi, belirlediği eksikliklerin şüphelilerin hukuki durumlarının ve isnatların kapsamının doğru şekilde belirlenmesi, aynı eylem veya suç bütünlüğü içindeki fiiller bakımından mükerrer soruşturma ve kovuşturmanın önlenmesi açısından giderilmesi gerektiğini belirtti.

Mahkeme, CMK’nın 170 ile 174/1-a ve 174/1-b maddeleri uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 25 Eylül 2026 tarihli, 2026/54139 soruşturma ve 2026/3502 sayılı iddianamesinin iadesine karar verdi.

Kararda, CMK’nın 174/4. maddesi uyarınca kararın İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde iki hafta içinde itiraza açık olduğu belirtildi. İade kararı 6 Ekim 2026 tarihinde oy birliğiyle alındı.

İLGİLİ HABERLER