İzmir Barosu'ndan şok iddia: O merkezde neler yaşanıyor?

İzmir Barosu, Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde yaşandığı öne sürülen uyuz salgını, böcek istilası ve ağır hak ihlallerini tutanak ve fotoğraflarla kamuoyuna açıkladı.

İlk sesten sultan gümüş Kaya’nın haberine göre İzmir Barosu, Çiğli ilçesindeki Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde yaşanan ciddi hak ihlallerini düzenlediği bir basın toplantısıyla gündeme getirdi. Baro adına açıklamayı yapan Göç ve İltica Komisyonu Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Dinçer Dikmen, merkezdeki sağlık hizmetlerine erişimin engellendiğini, kötü muamele yapıldığını ve hijyen koşullarının yetersiz olduğunu belirtti.

Açıklamada, kurum içindeki bir personel tarafından yapılan ihbarın ve ulaştırılan belgelerin ardından kamuoyuna seslenme zorunluluğu doğduğu vurgulandı. Baroya daha önce de avukatlar aracılığıyla benzer şikayetler ulaştığı, ancak diyalog ve hukuki başvuruların sonuçsuz kalması üzerine bu kez durumun belgelerle ortaya konulduğu ifade edildi.

Temiz suya erişim kısıtlı

Baroya 21 Mayıs 2026 tarihinde yapılan ihbarda, Ocak 2026 ile Nisan 2026 ayları arasında kurum personelinin İzmir Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü gibi kurumlara durumu bildirdiği dilekçelere dikkat çekildi. İddialara göre, merkezde 08.00-16.00 saatleri arasında görev yapan hekimlerin sevk işlemlerini geciktirdiği, revire gitmek isteyenler arasında ayrımcılık yapıldığı ve personele hakaret edildiği öne sürüldü. Akşam saatlerinde ise hekim ve tercüman bulunmadığı, hemşirenin işine müdahale edildiği ve 38,5 derece ateşi olan bir kişiye dahi "numara yapıyor" denilerek yaklaşıldığı belirtildi.

İhbar dilekçelerinde ayrıca, sürekli su kesintileri nedeniyle yabancıların temiz suya erişiminin kısıtlı olduğu, bu durumun 80 kişilik katlarda uyuz ve kaşıntı salgınına yol açtığı kaydedildi. Merkezin kapasitesinin bazı aylarda bin 500 kişiye kadar çıktığı da iletilen bilgiler arasında yer aldı.

Yabancılar arasında hiyerarşik ilişki

Merkezde temizliğin kalan yabancılar tarafından yetersiz hijyen malzemesiyle yapıldığı ve çamaşırların lavabolarda elde yıkanmak zorunda kalındığı iddia edildi. Kurumda kalan bazı yabancıların "çavuş" veya "tercüman" gibi unvanlarla yasal olmayan şekilde çalıştırıldığı, ilaç dağıtımı ve revir listesi düzenleme gibi işlerin bu kişilere yaptırılarak bir hiyerarşi oluşturulduğu öne sürüldü.

Tüm bu iddiaların ve tutanakların kurum müdürüne iletilmesine rağmen kayıt altına alınmadığı ve CİMER üzerinden yapılan şikayetlerin de sonuçsuz kaldığı belirtildi. Yaklaşık iki yıldır devam eden tahtakurusu ve hamam böceği istilasının da çözülemediği, idari gözetim altındaki kişilerin vücutlarında ağır böcek ısırığı yaraları oluştuğu fotoğraflarla belgelendi.

İzmir Barosu’nun talepleri

İzmir Barosu, Göç İdaresi Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na seslenerek bir dizi talepte bulundu. Bu talepler arasında, ölçülülük ilkesini aşan uzun süreli idari gözetim uygulamasına son verilmesi ve alternatif tedbirlerin uygulanması yer aldı. Ayrıca, halk sağlığını tehdit eden tahtakurusu ve uyuz gibi sorunların kaynağının tespiti için merkezin uzmanlar tarafından denetlenmesi istendi.

Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda merkeze sürekli bir hekim ve yirmi dört saat esasına göre sağlık personeli atanması talep edildi. Kişisel hijyen için yeterli temizlik malzemesi, temiz su ve çamaşır makinesi tahsis edilmesi, tercüme hizmetlerinin ise profesyoneller tarafından verilmesi gerektiği vurgulandı. İzmir Barosu, "Kurumumuza ulaşan hak ihlallerine ilişkin tutanak ve fotoğraflarla tespiti yapılmış, kamu kurumlarına iletilmiş ihbarlara sessiz kalamayacağımızı belirtmek isteriz" açıklamasını yaptı.

İLGİLİ HABERLER