Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos tarihinde Mekke'de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması çerçevesinde, Riyad yönetimine yönelik olası askeri yardımların hukuki zeminini oluşturacak süreç başlatıldı. Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın uygulanabilmesi için gerekli görülen yetkilendirme tezkeresini hazırlayarak Meclis Başkanlığına gönderdi.
Söz konusu anlaşma, daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın katılımıyla gerçekleştirilen törenle hayata geçirilmişti. Anlaşmanın meclis onayı sürecine ilişkin teknik detayları paylaşan Tuğamiral Zeki Aktürk, yasal prosedürlerin titizlikle yürütüleceğini belirtmişti.
Aktürk, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştı:
“Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir. Bu kapsamda, anlaşmanın TBMM tarafından uygun bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesine ilişkin gerekli yetkilendirme süreçlerinin tamamlanması gerekmektedir.”
Muhalefetten anlaşmaya sert tepki
Mekke İttifakı Anlaşması, muhalefet partileri tarafından sert bir dille eleştiriliyor. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk askerinin bölgedeki çatışmalara dahil edilmesine karşı çıktıklarını vurguladı. Özel, bu girişimin Türkiye'nin kendi stratejik hedeflerinden ziyade diğer küresel aktörlerin ajandasına hizmet ettiğini savundu.
Özel, eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Türk askerini Yemen'e göndermek Türkiye'nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen'e göndermek, Türkiye'nin planı, programı değildir. Türk askerini Yemen'e göndermek Trump'ın planıdır. İsrail ve Amerika'nın çıkarlarına hizmet etmektir. Türkiye bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir. Böyle bir durumda herkes şunu bilsin ki kendine ait bir planı olmayan başkasının planının parçasıdır. Yemen çöllerine ilişkin Türkiye'nin bir planı, bir programı yoktur. Trump'ın figüranı olmaya, İsrail'in koruyucusu olmaya, Mehmetçik'i burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız.”