Savcılık dosyaları bakanlığın masasında: Yeni daire ne anlama geliyor?

Adalet Bakanlığı'nın faili meçhul dosyaları için kurduğu özel daire, yargı bağımsızlığına müdahale tartışmalarının fitilini ateşledi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyete geçen ve faili meçhul suçlara ilişkin soruşturma dosyalarını mercek altına alan yeni daire başkanlığı, yargı camiasında kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerinden derin bir tartışma başlattı. Hakimler ve Savcılar Derneği (HAKSAV), yapılanmanın anayasal dayanağının sorunlu olduğunu savunarak uygulamaya sert tepki gösterdi.

DW Türkçe'de yer alan habere göre Tartışmaların odağındaki süreç, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 23 Nisan'da Ceza İşleri Genel Müdürlüğü altında yedi yeni birim kurulduğunu duyurmasıyla başladı. Bu birimler arasında Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ile birlikte Kamu Düzeni, Terör Suçları ve Dezenformasyonla Mücadele gibi alanlara odaklanan başka daireler de yer aldı.

Bakan Gürlek, yeni yapılanmanın temel hedefinin "daha hızlı, daha etkin ve daha güven veren bir adalet sistemi inşa etmek" olduğunu belirtti. Bu kapsamda, kurulan yeni daire başkanlığında tetkik hâkimlerinin de görevlendirildiği açıklandı.

Kısa süre sonra, 9 Haziran'da Bakan Gürlek'ten gelen bir açıklama tartışmaları alevlendirdi. Gürlek, iki faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını ve bu dosyaların "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinesinde" ele alındığını duyurdu. Bu ifade, bakanlığa bağlı idari bir birimin savcılık soruşturmalarına ne ölçüde dahil olduğu sorusunu gündeme taşıdı.

"Bizim savcılık makamı yerine geçip soruşturma yapma yetkimiz yok"

Bakan Akın Gürlek, 5 Mayıs'ta katıldığı bir televizyon programında, dairenin 638 faili meçhul dosyasını yeniden inceleyeceğini açıkladı. Eleştirilere yanıt veren Gürlek, birimin soruşturma yürütmediğini vurgulayarak, "Soruşturma yapma yetkisi sadece savcılık makamına aittir" dedi.

Gürlek, dairenin savcılara teknik destek sunduğunu ve farklı bir bakış açısı kazandırmaya çalıştığını ifade etti. Ancak bakanlık bünyesindeki bir idari yapının, savcılıklardaki adli soruşturma dosyalarını hangi hukuki yetkiyle incelediğine dair net bir açıklama yapmadı.

"Amaç meşru da olsa o amaca giden her yol mübah değildir"

Yaklaşık 150 üyesi bulunan Hakimler ve Savcılar Derneği Genel Başkanı Mustafa Polat, konuyu görüşmek üzere Bakan Gürlek'ten 3-4 kez randevu talep ettiğini ancak henüz olumlu bir dönüş alamadığını belirtti. Polat, kurulan dairenin varlığının hukuken son derece tartışmalı olduğunu savundu.

Anayasa'nın 138'inci maddesindeki "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi; yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz" hükmünü hatırlatan Polat, dairenin etkisinin göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

Polat, bakanlığın pozisyonuna ilişkin eleştirisini, "Burada, 'Daire sadece soruşturma aşamasındaki dosyaları inceliyor' şeklinde bir savunma yapılabilir. Ancak dairenin 'Burada suç var' diyerek yönlendirdiği ve dava açılan dosyalarda Bakanlık doğrudan davanın bir tarafı konumuna gelecektir. Mevcut Adalet Bakanı da hâkim ve savcıları atayan HSK'nın başkanıdır. Bu yönüyle söz konusu dairenin kurulmasını hukuken sağlıklı bulmuyorum" sözleriyle dile getirdi.

"Kurulan daire bir başarı hikayesi değil, aslında varlığı bile bir başarısızlık hikayesidir"

Hukuk devletinde usulün esastan önce geldiğini vurgulayan Polat, çözümün yine soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılıkları tarafından bulunması gerektiğini belirtti. Polat, bakanlıkta özel bir birim kurmak yerine, tüm faili meçhul dosyaların yapay zekâ destekli sistemlerle taranabileceği genel bir düzenlemenin daha doğru olacağını savundu.

Polat, bu tür yapıların bir başarıdan çok başarısızlığın göstergesi olduğunu belirterek, "Böyle daireler kurmak yerine, daha soruşturma aşamasındayken faillerin meçhul kalmasını sıfıra indirecek yöntemler geliştirmek gerekir" değerlendirmesini yaptı.

Anayasa'nın 9'uncu maddesi yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağını güvence altına alırken, 138'inci madde ise hâkimlerin bağımsızlığına vurgu yapıyor. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ise hâkim ve savcıların yalnızca idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı'na bağlı olduğunu belirtiyor.

Bu yasal çerçeve, bakanlık bünyesinde kurulan ve adli soruşturma dosyalarını inceleyen birimin anayasal sınırları aşıp aşmadığına yönelik hukuki tartışmaların devam etmesine neden oluyor.

İLGİLİ HABERLER