CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için “Siyasi tutuklu değil” şeklindeki ifadesi, YENİ Parti kanadından gelen sert bir tepkiyle karşılandı. Konuya ilişkin açıklama yapan YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İmamoğlu'nun içinde bulunduğu hukuksal sürecin arka planını ve siyasi boyutunu detaylandırarak mevcut iktidarın uygulamalarına dikkat çekti.
Siyasi tutukluluk tanımı ve İmamoğlu'nun durumu
Tanrıkulu, konunun yalnızca yargı dosyalarındaki suçlamaların başlıklarına bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, tutuklamanın siyasi bağlamının esas alınması gerektiğini savundu. Milletvekili Tanrıkulu, siyasi tutuklu kavramını açıklayarak İmamoğlu'nun bu tanıma tam olarak uyduğunu ifade etti.
Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı:
“Siyasi tutuklu kimdir? Siyasi tutuklu; bir hükümetin veya devletin uygulamalarını eleştiren, bunlara karşı çıkan, siyasal iktidarı değiştirmeye çalışan ve bu nedenle özgürlüğünden mahrum bırakılan kişidir. Burada önemli olan şudur: Bir kişinin siyasi tutuklu olarak değerlendirilmesi için mutlaka “siyasi nedenlerle tutuklandığının” açıkça yazılmış olması gerekmez. Tutuklamanın arkasında başka hukuki gerekçeler veya suçlamalar ileri sürülebilir. Bunun hem Türkiye'de hem de dünyada çok sayıda örneği vardır. Dolayısıyla yalnızca kişinin yargılandığı suçun türüne bakarak, o kişinin siyasi tutuklu olup olmadığına karar verilemez. Asıl bakılması gereken; tutuklamanın siyasi bağlamı, kişinin kim olduğu, yürüttüğü siyasi faaliyetler, iktidarla kurduğu ilişki ve tutuklamanın zamanlamasıdır.”
Tutuklamanın arka planı ve siyasi iş birliği
Açıklamasında İmamoğlu'nun gözaltına alınma ve tutuklanma süreçindeki kronolojiye değinen Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı adaylığı ilanının hemen ardından gerçekleşen operasyona işaret etti. Tanrıkulu, İstanbul yerel seçimlerinde Kürt seçmenlerle kurulan "Kent Uzlaşısı"nın da soruşturma kapsamında değerlendirildiğini hatırlattı.
Sezgin Tanrıkulu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ekrem İmamoğlu, kelimenin tam anlamıyla ve siyasi tutukluluk literatüründeki ölçütler bakımından siyasi tutukludur. Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde tutuklanmıştır. Daha da önemlisi, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından 16 milyon insanın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinin hemen ardından gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Üstelik gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının gerekçeleri arasında, İstanbul yerel seçimlerinde Kürt seçmenlerle kurduğu siyasi iş birliği de bulunmaktadır. Bu iş birliği “Kent Uzlaşısı” olarak adlandırılmış; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ise Kürtleri belediye meclislerine taşımaya yönelik bir faaliyet olarak değerlendirilmiş ve İmamoğlu bu kapsamda da suçlanarak tutuklamaya sevk edilmiştir. Bu suçlama nedeniyle halen yargılanmaktadır. Diğer taraftan, İmamoğlu'nun yargılandığı dosyalardaki iddiaların önemli bir bölümü de onun siyasi konumu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını üç kez kazanmış olması ve Cumhurbaşkanı adaylığı bağlamından bağımsız düşünülemez. Çünkü burada siyasi gerçeklik son derece açıktır: Ekrem İmamoğlu, mevcut hükümeti değiştirmeye en yakın ve en güçlü siyasi aktörlerden biri olduğu bir dönemde, Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkmasının hemen ardından tutuklanmıştır. Bu nedenle, İmamoğlu'nun tutukluluğunu yalnızca kendisine yöneltilen suçlamaların başlıklarına bakarak değerlendirmek, olayın siyasi bağlamını görmezden gelmek anlamına gelir. Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun, içinde bulunduğu bu yargılama koşulları itibarıyla siyasi tutuklu olmadığını söylemek, kelimenin tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Bunu söylemek, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin politikalarının sözcülüğünü yapmaya kadar varan bir tutumdur. Bu yaklaşımın, kendisini muhalif olarak tanımlayan ve muhalefet etme iddiasında bulunan hiç kimseye yakışmıyor.”