Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Sulh Ceza Hakimliği’nde ifade veren Nurettin Demirkol, tanık olarak verdiği önceki bilgilerle şimdiki savunmaları arasındaki farkları açıkladı. Demirkol, olay günü konumuna dair daha önce yaptığı beyanatla ilgili olarak tarih ve nöbet çizelgesini gerekçe gösterdi.
Doktor Demirkol, hakim karşısında şu ifadeleri kullandı:
“Alihan Kuriş’i hastanede hasta olarak bir iki kere bakmış olmam nedeni ile tanırım. Tanık ifademde olay günü Kısıklı’da olduğumu beyan etmiş isem de 06 Eylül 2016 tarihi salı gününe denk gelmiş, salı günü Ümraniye’deki hastanede nöbet tuttuğum için o gün hastanedeyimdir.”
Doktor: Yalan kelimesi beni üzüyor, stresten dolayı hatırlamıyorum
Hilmi Tuna Kuriş’i sadece hasta olarak tanıdığını belirten Demirkol, üzerindeki baskı ve geçen zaman nedeniyle bazı detayları net hatırlayamadığını öne sürdü. Demirkol, savcılık sorgusunun uzun sürmesi ve psikolojik durumunun elverişsiz olması nedeniyle sağlıklı düşünemediğini iddia etti.
Demirkol, savunmasında şunları söyledi:
“Yalan kelimesi beni üzüyor. Bu kadar yıldır halkıma hizmetlerim oldu. Vatanıma, milletime karşı hep hizmet etme amacıyla çalıştım. Ben 1 ay önce yatan hastamı hatırlamıyorum. Binlerce ölüm gördüm. Yüz binlerce hasta baktım. Doktor olarak biz bilgisayarımızdaki kayıtları tam olarak hatırlamayabiliriz. Hasta gelince kaydını açar bakarız. 10 sene önceki olayları hatırlamam, üzerimdeki bu stres ortamında yeterince doğruya ulaşabilmem çok imkân dahilinde değil. Savcı ifadem 3-4 saat sürdü. Psikolojik durum dışında bedenen rahat değildim ve sağlıklı düşünemem. 10 sene önceki hastayı bilgisayar yardımı olmadan net cevaplamam zor. Hilmi Tuna Kuriş’i hasta olarak bana gelmiş olması nedeni ile tanırım. 07 Eylül 2016 tarihinde çiftlikte beni karşılayan kişinin Murat ve yabancı uyruklu şahıs olduğunu söylemiştim. Hilmi Tuna ile konuşma içeriğimizi hatırlamıyorum. Olayı belki o bana söylemiştir, onun için aramış olabilir. Ahmet Yum ile telefon görüşmemi neden yaptığımı hatırlamıyorum. Beni o gece çok sayıda insan aradı. Bir kısmına cevap verebildim, bir kısmına veremedim. O gece polisler beni aradı diye biliyorum. Birkaç kez polisler ile konuştum.”
Maktulün cenazesindeki bulgulara da değinen Demirkol, tıbbi müdahale sırasında gözlemlediklerini aktardı. Doktor, Hisar Hastanesi ile yaptığı görüşmenin sebebini hatırlamadığını tekrarlayarak, olay yerine vardığında ölümün üzerinden zaman geçtiğini belirtti.
Demirkol sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Maktulün ağzında bir sızıntı vardı. Bu kan mıydı yoksa mideden gelen sıvı mıydı, bunu ben adli tıpçı olmadığım için ayırt edemem. Bunu sonradan gelen hekim doğrusu neyse ve otopsi yapılan yerdeki hekim ne dediyse onun dediği doğrudur. Hisar Hastanesi ile neden telefon görüşmesi yaptığımı hatırlamıyorum. Ben gittiğimde maktul ölüydü. Ölüm yeni değildi. Vücut şişmeye başlamıştı. Sertlik, katılık, ölüm morlukları gibi benim tam adını koymamın doğru olmadığı şeyler vardı. Alihan Kuriş’i hastanede hasta olarak bir iki kere bakmış olmam nedeni ile tanırım. Tanık ifademde olay günü Kısıklı’da olduğumu beyan etmiş isem de 06 Eylül 2016 tarihi salı gününe denk gelmiş ise salı günü Ümraniye’deki hastanede nöbet tuttuğum için o gün hastanedeyimdir. Suçlamaları kabul etmiyorum.”
Mezar açıldı, şüpheli ölüm tespiti yapıldı
Soruşturmanın seyri, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ağustos ayında yaptığı açıklamalarla kamuoyuna yansıdı. Başsavcılık, 18 Ağustos’ta yaptığı duyuruda, Eylül 2016’da hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü ve otopsi işlemlerine ilişkin şüpheli bulunduğu iddiaları üzerine Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri gereği fethi kabir kararı alındığını bildirmişti.
Bu karar doğrultusunda 19 Ağustos’ta başsavcı vekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri mezar başında hazır bulundu. Görevlilerce açılan mezardan alınan ceset parçaları incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna nakledildi. Örnekler, 20 Ağustos’ta yeniden toprağa verildi.
Başsavcılık, 26 Ağustos’ta yaptığı ikinci açıklamada ise Denizolgun’un otopsisinde “şüpheli ölüm” tespiti yapıldığını duyurdu. Açıklamada, aralarında Alihan Kuriş’in de bulunduğu şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi. Elde edilen bilgi ve belgeler raporlama yapılması için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderildi.
Soruşturma sürecinde daha önce tanık sıfatıyla ifade veren Nurettin Demirkol hakkında, verdiği bilgilerin gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle “yalan tanıklık” suçundan ayrıca soruşturma başlatılmıştı. Demirkol, gözaltına alınmasının ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştır.