İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ilk duruşmada, İsrail güvenlik güçlerinin uluslararası sularda gerçekleştirdiği müdahaleye ilişkin 35 sanığın yargılanmasına başlandı. Mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki yakalama ve kırmızı bülten taleplerinin reddedilmeyerek sürecin devam etmesine karar verdi.
Duruşmada söz alan müştekiler, maruz kaldıkları fiziksel ve psikolojik şiddeti anlattı. Muhammed Mustafa Çakmakçı, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi:
“Her türlü insanlık ve hukuk dışı muameleye maruz kaldık. Benim kolum kırıldı. Bu soykırımı gerçekleştirmeye devam eden Netanyahu adalet önünde hesap vermelidir. Şikayetçiyim.”
Sanatçı Fethullah Badem ise İsrail askerlerinin Türk vatandaşlarına yönelik ayrımcı tutumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“İsrail askerleri tarafından durdurulduk. Gemimize el koydular. Yolculuk sırasında motorun bozulmasını sağladılar. Çekici ile bizi limana götürdüler. Limana aldıklarında saatlerce bir alanda ters kelepçe ile bekletildik. Türklere karşı ayrı bir nefretleri vardı. Türk pasaportunu görünce İsrailli güvenlik güçlerinin yüzündeki nefreti gördüm.”
Mahkemeden Birleşmiş Milletler raporu talebi
Müşteki beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanıklar hakkındaki yakalama ve kırmızı bülten emrinin devamına ve infazlarının beklenilmesine karar verdi. Heyet ayrıca, Türk vatandaşı olup İsrail’de eylemlerde yer aldıkları belirtilen şahısların tespiti için suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.
Mahkeme, sanıkların Türkiye'deki mal varlıklarının araştırılması amacıyla ilgili kurumlardan bilgi istenmesine ve Adalet Bakanlığı aracılığıyla Gazze'deki soykırıma ilişkin Birleşmiş Milletler'e sunulan raporun dosyaya kazandırılmasına karar verdi. Duruşma, 30 Mart 2026 tarihine ertelendi.
Duruşma sırasında İstanbul Adliyesi önünde toplanan sivil toplum kuruluşları da sürece destek verdi. Filistin’e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Hukuk, adalet, insan hakları dünya hegemonik güçleri istediğinde örümcek ağına dönüştürse de, dünyanın vicdan sahibi insanlar güçlerine güvenip, hegemonyalarına güvenip hukuku örümcek ağına dönüştürmesine müsaade etmeyecek. Zalim Netanyahu ve hanesi, Siyonist İsrail Devleti bu yaptıkları zulmün mutlaka hesabını verecek. Biz buna inanıyoruz. Unutmayalım, tarih artık İsrail’den ve siyonizmden yana değildir. Bu dava bize bugün bunu gösteriyor ve bu saydığımız, saymadığımız arkadaşlarımız siyonizm zulmünün sona ermesine İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali tarihte adlarının yazılacağına ben inanıyorum. Herkes bu zulmün sona erdiği günün kahramanları olarak burada bulunan ve bu sürece destek veren kardeşlerimizi anacaklar. Onun için bu davayı hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz. Bundan sonra açılacak davaları da hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz. Bu mücadelenin hep beraber yanında olmaya devam edeceğiz.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Sumud Filosu gemilerine uluslararası sularda silahlı müdahale edildiği, sivillere cebir ve şiddet uygulandığı tespit edilmişti. Soruşturma sonucunda insanlığa karşı suç, soykırım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme ve ulaşım araçlarının alıkonulması suçlarından 35 kişi hakkında iddianame düzenlenmişti.