YENİ Parti'den iktidara sert çıkış: Bölgesel asgari ücret hazırlığındalar

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, hükümetin farklı iller için farklı ücret belirlemeyi planladığını öne sürerek ekonomik politikaları eleştirdi.

Partisinin düzenlediği etkinlikte konuşan Günaydın, tutuklu siyasetçiler ve gazetecilerden selam getirirken dayanışmanın önemine vurgu yaptı ve mevcut ekonomi yönetimini ağır sözlerle hedef aldı.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partisinin "Tüketilme ve Yoksullaştırma Politikalarına Karşı Emek Buluşması"nda bir araya gelenlerle konuştu. Konuşmasına YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, tutuklu İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in ve tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın selamlarını ileterek başlayan Günaydın, dayanışmanın mücadeledeki rolüne dikkat çekti.

Günaydın, "Dayanışmayı yükseltmeden bu memlekette mücadele yok. Çok arkadaşımız da bunun altını güzellikle çizdi. Dolayısıyla o dostluğu, dayanışmayı ihmal etmememiz gerekiyor" dedi.

Açlık sınırı ve asgari ücret gerçeği

Türkiye’nin dünyada enflasyonu en yüksek beşinci ülke olduğunu belirten Günaydın, tarımın Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında başladığını ancak gıda enflasyonunda dünyanın dördüncü sırasında yer alındığını ifade etti. Yaklaşık 40 milyon insanın açlık sınırının altında yaşadığını kaydeden Günaydın, rakamlarla durumu şöyle özetledi:

"Bugün itibarıyla yaklaşık 40 milyon insan bu memlekette açlık sınırının altında yaşıyor. Türkiye'de açlık sınırı 37 bin lira. Yoksulluk sınırı 122 bin lira. Ne demek açlık sınırı? 4 kişilik bir ailenin yalnızca mutfak masrafı, gıda ihtiyacı için harcaması gereken para. Peki, Türkiye'de asgari ücretin rakamı ne kadar? 28 bin lira değil mi? En az 10 milyon asgari ücretli 28 bin lira aylık alıyor. Hangi tarihten bu yana? 1 Ocak 2026'dan bu yana. Ne zamana kadar? 31 Aralık 2026'ya kadar. O 28 bin liranın satın alma gücü çoktan 23 bin liraya düştü. Yıl sonuna kadar da düşmeye devam edecek. Biz dedik ki, ‘enflasyonun bu kadar yüksek olduğu dönemlerde hiç olmazsa asgari ücreti 6 ayda bir revize edelim.’ Bırakın bunu yapmayı, bölgesel asgari ücret açıklamaya hazırlanıyorlar. Yani diyorlar ki İstanbul'da yaşayan bir işçi 28 bin lira alsın. İstanbul pahalı. Ama daha ucuz iller var. Buralarda 28 bin lira bunların boyunu aşar. Dolayısıyla onlara daha az asgari ücret verelim diyorlar."

Emeklilerin durumu ve siyasi eleştiri

Konuşmasının devamında 17 milyon emeklinin açlık sınırı altında yaşadığını hatırlatan Günaydın, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu ve 5,5 milyon emeklinin bu miktarla geçinmek zorunda kaldığını belirtti. Bu insanların torunlarına harçlık verecek durumda olmadığını söyleyen Günaydın, iktidarın ekonomik krizden çıkma adımlarını eleştirdi:

"Hâlâ dünyanın en yüksek 5'inci enflasyonuyla karşı karşıyayız. Bu bir kader değildir. Bu bir yoksullaştırma politikasıdır. Bu aynı zamanda sermayenin el değiştirme politikasıdır. Memleketin ucuzlatılma politikasıdır. Ve memleketin satılma politikasıdır"

Türkiye’nin bir ikilemle karşı karşıya olduğunu savunan Günaydın, vatandaşları tercih yapmaya çağırdı:

"Ya sağlığı el verdiği sürece Recep Tayyip Erdoğan'a, onun fani yaşamı sona erdikten sonra da Bilal Erdoğan'a tahammül edeceğiz ve onların tebaası olacağız ya da hayır diyeceğiz. Onlar için hayır diyeceğiz."

Silivri tehdidi ve direniş çağrısı

YENİ Parti’nin kuruluş sürecinden bu yana halktan destek gördüğünü anlatan Günaydın, bütçede faize ayrılan kaynağa dikkat çekerek sanayi ve tarımın yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi. Tekstil sektörünün Mısır’a, otomotiv yan sanayinin Fas’a kaydığını ve temel tarım ürünlerinde dışa bağımlılık yaşandığını belirten Günaydın, iktidarın baskılarına rağmen direneceklerini ifade etti:

"Para yok gidiyorlar. Oysa yalnızca 2026 bütçesinde 2 trilyon 740 milyar lirayı gözlerini kırpmadan faize yatırıyorlar. Demek ki bunlar iktisadi seçimler değil. Aynı zamanda bir siyasi seçim anlamına geliyor. Bu tablo içerisinde bizim kaynaklarımızı çoğalmak, daha adil paylaşmak, refahı bölüşmek üzerine bir politik organize etmemiz gerekiyor. Bunları yaparken de sanayiyi yeniden üretebilir hale getirmek, tarımı yeniden ayaklarımızın üzerine dikmek zorundayız. Bakınız, sadece son birkaç yıl içerisinde Türkiye'nin en geleneksel sektörü olan tekstil Mısır'a göçtü. Otomotiv yan sanayi Fas'a göçtü. Türkiye, Kanada'dan nohut, Hindistan'dan mercimek ithal ediyor. Bütün temel tarımsal ürünlerde kendine yeterliliği kaybetmiş bir memleket. O halde bizim bütün bu tabloyu yeniden inşa etmemiz, tamir etmemiz, reform etmemiz ve çalışır hale getirmemiz, Türkiye'yi yeniden üretir hale getirmemiz lazım.

Şunun sözünü veriyorum sizlere. Hep beraber aslında birbirimize bunun sözünü verelim. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bu iktidarı değiştirmek yalnızca A partisi gitsin, B partisi gelsin meselesi değildir. Biz aslında rejimi değiştireceğiz, halkın iktidarını kılacağız. Mesele budur. Bunu bize yaptırmamak için diyorlar ki, sen bütün belediyeleri kazanırsan belediye başkanlarını tutuklarız. En hızlı koşanınız Ekrem İmamoğlu'ndan başlayarak tutuklarız. Tutukladılar, sandılar ki çökeceğiz.

Sonra, sonra bir Asliye Hukuk Mahkemesi üzerinden partimize el koydular. Sonra dediler ki arabanız yok, mal varlığınız yok, paranız yok, otobüsünüz yok. Nasıl siyaset yapacaksınız? Şunu tahmin edemediler. Otobüsün üzerinden çok konuşma yaptık. Valla böyle halkı da tepeden görüyorsun falan filan. Ama bankın üzerinden konuşma yapmanın tadına doyum olmuyor. Şimdi de bize diyorlar ki, 'Böyle devam ederseniz, size de Silivri’nin yolları görünüyor.' Çok açık söylüyorlar. Bizim bir tane bayrağımız var. Bu bayrak artık YENİ Parti’nin bayrağı değil, memleketin bayrağı. O bayrak elimizde. O bayrak, yalnızca Özgür Özel'in elinde değil. O bayrak milletin elinde. Gittiğimiz her yerde bunu görüyoruz. Hangimizi eksiltirlerse, o bayrağı hep beraber taşıyacağız. Hani demişler ya, Mersin'in yaylalarında bir tane Yörük’ün yaktığı çoban ateşi sönmediği sürece bu memleketi çökertemezsiniz."

İLGİLİ HABERLER