Rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen her yıl yüz binlerce kadının hayatını tehdit etmeye devam ettiği belirtilirken, Genel Sağlık-İş Sendikası üç yıldır sürdürdüğü ücretsiz ve evrensel aşı erişimi çağrısını yineledi. Sendika Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, konuya ilişkin değerlendirmelerini Cumhuriyet gazetesine aktardı.
Bakan Memişoğlu’nun Türkiye’deki HPV profilinin diğer ülkelerden farklı olduğu ve bazı bilim insanlarının ulusal programa ihtiyaç duymadığı şeklindeki ifadelerini hatırlatan Uğur, bu görüşlerin tıbbi verilerle örtüşmediğini savundu.
Uğur, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bilimsel gerçekler bu yaklaşımı desteklememektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanan HPV aşıları, rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümünden sorumlu olan HPV-16 ve HPV-18 başta olmak üzere kansere yol açan yüksek riskli HPV tiplerine karşı güçlü koruma sağlamaktadır. Türkiye’deki veriler de bu iki tipin ülkemizde yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye Jinekoloji Derneği’nin verileri doğrultusunda, onkojenik HPV tipleri içerisinde HPV-16 ve HPV-18’in yaklaşık yüzde 70 oranında görüldüğü belirtilmektedir. Dolayısıyla ‘Türkiye’de HPV tipleri farklı, bu nedenle ulusal aşılama programına gerek yok’ şeklindeki yaklaşımın bilimsel bir dayanağı bulunmamaktadır.”
"Aşı erişimi sosyal devletin temel sorumluluğudur"
Koruyucu sağlık hizmetlerinin finansmanının bireylerin gelir düzeyine bırakılamayacağını vurgulayan Uğur, mevcut durumun önceki dönemlerde verilen sözlerin geri alınması anlamına geldiğini belirtti. Avrupa’daki geniş kapsamlı araştırmaların, özellikle erken yaşta yapılan aşılamaların rahim ağzı kanseri riskini ve buna bağlı ölümleri ciddi oranda azalttığını kanıtladığını hatırlatan Uğur, gecikmenin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Uğur, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Avrupa’nın farklı ülkelerinde yürütülen geniş kapsamlı çalışmalar ve bilimsel dergilerde yayımlanan araştırmalar da HPV aşısının, özellikle erken yaşlarda uygulandığında rahim ağzı kanseri riskini ciddi ölçüde azalttığını göstermektedir. Bilimsel kanıtlar ortadayken hâlâ tartışmayı sürdürmek, koruyucu sağlık hizmetlerini geciktirmek anlamına gelmektedir. HPV aşısı korur. HPV aşısı rahim ağzı kanserini önler. Önlenebilir bir hastalık için insanların kansere yakalanmasını beklemek, çağdaş ve kamucu sağlık politikasıyla bağdaşmaz. Devletin görevi hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunmakla sınırlı değildir. Asıl görevlerden biri, hastalık ortaya çıkmadan önce gerekli koruyucu sağlık hizmetlerini toplumun tamamına eşit biçimde ulaştırmaktır. Üstelik ekonomik krizin ve yoksulluğun derinleştiği bir dönemde HPV aşısının maliyetini yurttaşların üzerine bırakmak, sağlıkta eşitsizliği daha da büyütmektedir. Geliri yüksek olanların aşıya ulaşabildiği, dar gelirli ailelerin ise çocuklarını aşılatamadığı bir sistem sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.”
Sendikadan bakanlığa acil eylem çağrısı
Genel Sağlık-İş Sendikası, Sağlık Bakanlığı’nın bilimsel kanıtlar ışığında hareket etmesi ve aşıyı ücretsiz hale getirmesi gerektiğini belirterek somut adımlar atılması için baskı yapmaya devam ediyor. Üç doz halinde uygulanan aşının bedelinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini söyleyen Uğur, sağlık politikalarının kişisel yorumlara değil halk sağlığı ilkelerine göre şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uğur, son olarak şu talepte bulundu:
“Genel Sağlık-İş olarak Sağlık Bakanlığı’na çağrımızı yineliyoruz: HPV aşısı ücretsiz ve herkes için erişilebilir hale getirilmelidir. Üç doz olarak uygulanan HPV aşılarının bedeli, sosyal devlet anlayışının gereği olarak Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanmalıdır. Türkiye, bilimsel gerçekleri tartışmaya açmak yerine bilimsel kanıtların gereğini yerine getirmelidir. Sağlık politikaları kişisel değerlendirmelere, ekonomik hesaplara veya geciktirilen sözlere göre değil; bilimin ve halk sağlığının gerektirdiği şekilde belirlenmelidir.”