Kanser ve erken ölüme karşı koruyucu bir kalkan işlevi gördüğü kanıtlanan timüs organı, tıp tarihinde yeni bir sayfa açtı. Çocuklukta bağışıklık sistemini eğiten ve yaş ilerledikçe küçülen bu organın yetişkinlik döneminde de hayati fonksiyonlarını sürdürdüğü belgelendi. Prestijli Nature dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırma, göğüs kemiğinin hemen arkasında konumlanan minik dokunun sanılandan çok daha kritik roller üstlendiğini gözler önüne serdi.
Harvard Üniversitesi onkoloji uzmanlarından Prof. Hugo Aerts ve ekibi, Mass General Brigham Tıpta Yapay Zeka Programı kapsamında 27 binden fazla kişinin bilgisayarlı tomografi verilerini mercek altına aldı. Yapay zeka algoritmaları aracılığıyla katılımcıların timüs dokularının boyutu, şekli ve yapısı taranarak bir "timik sağlık puanı" oluşturuldu.
Sigara, yaş, cinsiyet ve kronik hastalık riskleri eşitlendiğinde dahi 12 yıllık takip sürecinden çarpıcı bulgular elde edildi. Timüs sağlık puanı yüksek bireylerin genel ölüm riskinin aynı dönem içinde yüzde 50 oranında düştüğü saptandı.
Akciğer kanseri ve kalp krizine karşı çarpıcı koruma
Timüs organının canlılığını ve yapısını korumasının ağır kronik rahatsızlıklara karşı doğrudan koruma sağladığı tıbbi verilerle kanıtlandı. Araştırma sonuçlarına göre timüs sağlığı yüksek gruptaki bireylerin akciğer kanserine yakalanma riski yüzde 36, bu hastalıktan hayatını kaybetme riski ise yüzde 50 daha az seyrediyor. Ayrıca kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm riskinin çalışılan gruplara kıyasla yüzde 63 ila yüzde 92 oranında gerilediği belgelendi.
Prof. Hugo Aerts, timüsün varlığının ve yapısının korunmasının özellikle immünoterapi gibi kanser tedavilerinde başarı şansını ve yaşam süresini doğrudan artırdığını vurguladı. İmmünoterapi gören hastaların timüs yapısı sağlıklı olduğunda tümörlere karşı çok daha güçlü bir direnç sergilediği tespit edildi.
Tıp dünyasının on yıllardır insan biyolojisinin en kritik unsurlarından birini gözden kaçırdığını belirten uzmanlar, gelecekte timüs organının tıpkı kalp veya böbrek fonksiyonları gibi rutin olarak izleneceğini bildiriyor. Keşif, yaşlanmayla birlikte zayıflayan bağışıklık sistemini korumak ve kişiye özel kanser tedavileri geliştirmek adına tarihi bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.