Ankara'da sıkıyönetim havası estiren uygulamalar hayatın her alanını felce uğrattı. Konserler, mezuniyet törenleri ve şenlikler iptal edilirken esnafın faaliyetleri fiilen durduruldu. CHP'nin, yaşanan ihlallerin araştırılması için verdiği Meclis araştırması önergesi ise AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.
Kreşler Kapatıldı, Hastanelerde Sağlık Hakkı Kısıtlandı
Zirve güvenliği gerekçesiyle getirilen kısıtlamalar yalnızca Başkent'le sınırlı kalmadı. Eskişehir, Karabük, Mersin, Elazığ ve Niğde'nin de aralarında bulunduğu 11 ilde her türlü protesto eylemi yasaklandı.
Kamu çalışanlarına zorunlu izin verilirken KYK yurtlarında kalan öğrenciler apar topar tahliye edildi. Şehrin merkezindeki kreşler kapatıldı. Çakırözer bu tabloyu, "3 yaşındaki çocukların hayatı bile kısıtlanıyor" sözleriyle özetledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un sabah koşusu için büyük parkların halka kapatıldığını kaydeden Çakırözer, hastanelerde yurttaşların sağlık hakkına getirilen sınırlamalara dikkat çekti. Tüm bu uygulamaları temel insan hakkı ihlali olarak nitelendiren Çakırözer, "Bu fiili OHAL'i asla kabul etmiyoruz" ifadesini kullandı.
Akademisyenler ve Çevre Gönüllülerine Şafak Baskını
Güvenlik bürokrasisinin "ne olur ne olmaz" yaklaşımıyla harekete geçtiğini aktaran Çakırözer, akademisyenler, hukukçular ve çevre gönüllülerinin evlerine şafak baskınları düzenlendiğini belirtti. Operasyonlar neticesinde 225 kişi gözaltına alındı, 178 kişi ise tutuklandı.
TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer ile 70-80 yaşlarındaki vakıf gönüllülerinin tutuklanmasına tepki gösteren Çakırözer, bu kişileri "koğuşlarının bahçesindeki tek ağaca bile sarılan insanlar" olarak tanımladı. Ömrünü bilime adamış Emel Memiş'in cezaevinde tutulmasını da eleştiren Çakırözer, 75 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut'a yaşatılanları "zulüm" olarak nitelendirdi.
Gözaltına alınan ÇHD'li avukatlar, sendikacılar ve siyasetçilerin terörle ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyleyen Çakırözer, "Bu insanların hiçbir suçu yok. Ortak yönleri memleket sevgisi ve bu ülkeye adadıkları hayatları" diye konuştu.
"Kendi Gazetecilerimize Ambargo Utanç Vesilesidir"
Zirveyi takip etmek isteyen yerli basın kuruluşlarına uygulanan keyfî akreditasyon engeli de Meclis gündemine taşındı. Çakırözer, yüzlerce yabancı gazetecinin Ankara'da olduğunu ancak Cumhuriyet, Sözcü, Sözcü TV, Anka Haber Ajansı ve İlke TV gibi kuruluşlara yasak getirildiğini açıkladı.
AK Parti Grup Başkan Vekili'nin "her kurum temsil edilecek" açıklamasını yalanlayan Çakırözer, T24 ve Nefes gibi mecraların dış politika editörleri ile Ankara temsilcilerinin başvurularına olumsuz yanıt verildiğini vurguladı. NATO bürokrasisinin dahi rahatsızlığını "utangaç bir biçimde ev sahibi ülkenin kararı" diyerek dile getirdiğini belirten Çakırözer, bu uygulamayı "basın özgürlüğünde sicili malum AK Parti'ye yakışan bir ayıp" olarak niteledi.
Makyajlanmış Paneller ve Derin Yoksulluk Gerçeği
Ankara'nın bulvarlarına çekilen paneller ve boyanan bina cepheleri de eleştirilerin hedefindeydi. Misafir liderlerin gecekonduları ve yoksulluğu görmemesi için kenti donattıklarını söyleyen Çakırözer, açlık sınırının altında yaşayan emeklilere, pazar artıklarından aş çıkarmaya çalışan kadınlara işaret etti.
"Ne boya ne panel mutfaktaki yangını gizlemeye yeter" diyen Çakırözer, tutuklu yurttaşların serbest bırakılması çağrısını yineledi. Gazetecilere yönelik akreditasyon ambargosunun hiçbir ayrımcılık yapılmaksızın kaldırılması gerektiğini söyledi.
Çakırözer sözlerini, "Gerçek itibar Türkiye'yi bir an önce demokrasi ve hukuk devletine kavuşturarak sağlanır. Onu da otoriterliğinin dozunu her gün artıran bu saray rejimi başaramaz. İlk sandıkla milletimizle kuracağımız halkın iktidarı başaracaktır" ifadeleriyle tamamladı.