Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) kabul edilen fon tasfiyesi yasasının, sermaye piyasalarında yaşanan güven krizini sonlandırmak için yetersiz kaldığını öne süren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, düzenlemenin yalnızca zararın nasıl telafi edileceğine odaklandığını ifade etti. Babacan, hükümetin iletişim çabalarına rağmen piyasadaki değer kaybının devam ettiğini ve Merkez Bankasının faiz kararının da bu güvensizlik ortamından etkilendiğini belirtti.
KRT TV'de yayımlanan "Liderler Özel" programına katılan Babacan, Türkiye'nin sermaye piyasaları tarihindeki en büyük dolandırıcılık olaylarından biriyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak kanunun kabul edilmesinin sorunu kökünden çözmeyeceğini dile getirdi. Babacan, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi bu çıkan kanun aslında geri ödemelerin kime nasıl yapılacağını tanımlayan bir kanun. Yani hasar olmuş. Sermaye piyasalarımızda sermaye piyasaları kuruldu kurulalı tarihin en büyük dolandırıcılığı meydana gelmiş. İnsanlar bütün varlıklarını kaybetmişler.”
Krizin doğrudan fon yatırımcılarıyla sınırlı kalmadığını ve geniş bir kesimi etkilediğini belirten Babacan, etkilenen kişi sayısına ilişkin şunları söyledi:
“Yedi milyon borsa yatırımcısı bu işten etkilenmiş. Yirmi yedi milyon haneden Türkiye'de yedi milyonu bu işten etkilenmiş.”
Yasanın kapsamını eleştiren Babacan, düzenlemenin sadece kalan paraların dağıtımını düzenlediğini, bunun ötesinde bir çözüm sunmadığını kaydetti:
“İşte geriye ne kadar sağda solda para kaldıysa bu parayı hak sahiplerine nasıl dağıtırızın yasası bu. Ondan öte bir şey değil. Yani bu yasa çıktı, iş bitti, kurtuldu değil yani.”
Güven kaybı faiz kararını da etkiledi
Fon skandalının yatırımcıların maddi kayıplarının ötesinde sermaye piyasalarının bütününe yönelik güveni zedelediğini belirten Babacan, hükümetin krizi kontrol altına alma çalışmalarının yetersiz olduğunu savundu. Piyasalardaki erimenin durmadığına dikkat çeken Babacan, “Ve dikkat edin bakın, bütün bu atılan adımlara ve bütün bu iletişim kampanyasına rağmen sermaye piyasalarındaki erime durmuyor. Devam ediyor, devam ediyor” dedi.
Babacan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 22 Ekim'de politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36'ya çekmesi kararını da değerlendirdi. Faiz indiriminin bir puanla sınırlı kalmasında piyasalardaki güven kaybının etkili olduğunu öne süren Babacan, şunları kaydetti:
“Bugün Merkez Bankası bir puan faiz düşürdü değil mi? Şimdi aslında Merkez Bankası daha farklı bir ortamda olsaydık belki eli daha rahat olacaktı. Bir puanla sınırlı kalmış oldu faizi düşürmesi. Çünkü güven sorunu var. Güven olmayınca olmaz.”
Ekonomide güven unsurunun kritikliğine işaret eden Babacan, fon skandalı sonrası kaybolan güveni yeniden tesis edecek adımlar atılmadığını ileri sürdü. Babacan, “Ve güven öyle bir kavramdır ki bir kere kaybettiğinizde yeniden kazanmanız çok vakit alır, çok uzun vakit alır” şeklinde konuştu. Hükümetin yaklaşımını eleştiren Babacan, “Şu anda bu dolandırıcılıktan sonra kaybolan güven ortamının yerine koyacak, güveni tekrar inşa edecek bir adım da atılmadı, atılmıyor” ifadelerini kullandı.
Suçluların korunması yeni usulsüzlüklere yol açar
Fon skandalında sorumluluğu bulunan kişilerin tespit edilerek cezalandırılması gerektiğini vurgulayan Babacan, adli sürecin piyasaların geleceği açısından belirleyici olduğunu savundu. Babacan, “Büyük krizlerde atılması gereken en önemli işlerden birisi de çok ciddi bir şekilde bu işin suçlusu kimse o suçluyu bulup en ağır cezayla karşı karşıya bırakmaktır” dedi.
Sorumluların korunmasının ileride benzer usulsüzlüklere zemin hazırlayabileceğini belirten Babacan, şöyle devam etti:
“Büyük bir hadisede, bu büyük bir dolandırıcılıkta eğer bu büyük işin boyutuna yakışan bir suçluyu bulma ve cezalandırma işlemi yapmazsanız, kimisini korursanız, bazılarını koruma altına alırsanız, o zaman ileriye doğru bu dolandırıcılık hadiselerinin önünün açılmasına da yol vermiş olursunuz.”
Büyük ölçekli finansal suçlarda caydırıcı cezaların uygulanmamasının piyasa aktörlerinin davranışlarını olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Babacan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çünkü insanlar şöyle düşünür: Ha demek ki ben Türkiye'deki sermaye piyasasında insanları dolandırırım. Kazandığım para da yanıma kalır ve fazla da bir ceza da ödemeden, fazla bir cezayla da karşı karşıya kalmadan bu işten yırtarım.”
Babacan, bu yaklaşımın finansal suçların tekrarına neden olabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Şimdi bu suç işlerim, dolandırırım ve yırtarım hissi ileriye doğru benzer hadiselerin devamını da beraberinde getirir.”
Babacan'ın açıklamaları, "Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi"nin 22 Ekim'de TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından geldi. Düzenleme, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine hükmedilen yatırım fonlarının varlıklarının nakde çevrilmesini, hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılmasını ve elde edilen kaynakların yatırımcılara ödenmesini öngörüyor. Kanun kapsamında, belirlenen şartları karşılayan yatırımcılara net yatırım tutarlarını aşmamak kaydıyla 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılabilecek. Ödemelerin gerçekleştirilmesi ise tasfiye sürecinde elde edilecek kaynaklara ve SPK tarafından belirlenecek uygulama esaslarına bağlı olacak.