GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ - İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İYİ Parti GIK Üyesi Ali Toplu, İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan ve beraberindeki heyet, İzmir programı kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Özel, burada yerel ve ulusal gündeme dair açıklamalarda bulundu. Ülkede işleyen adalet sisteminin insanlara güven vermediğini vurgulayan Özel, “Bizlerin içinde bu mahkemelerin savcıların düzenin hakkaniyetle işlediğine dair algı oluşmuyor. Çünkü aslında hukuk sisteminin görevi insanları adaleti ulaştırmaktır. Tama belki kanunlar var ama bir de Türkiye’de ikili durum var. Biliyoruz ki iktidar mensubu yakın ya da kendisi olarak hareket edenlerle etmeyen vatandaşlar, hele de muhalefet eden vatandaşlar açısından Türkiye aynı ülke değil. Bunların biri için belki en ufak bir ifade çağrısı bile yok. Türkiye maalesef adalet endekslerine göre de iflas etmiş bir ülke diyebiliriz. Hz. Ali’nin devletin dini adalettir dediğini biliyoruz. Ancak içinde yaşadığımız ülkede ne yazık ki böyle bir adil düzen yaşam algısına ulaşamıyoruz” dedi.
PİŞKİN AÇIKLAMALAR YAPARAK GÖREVİNİ SÜRDÜRÜYOR
Özel, Kahramanmaraş ve Şanlurfa’da yer alan iki okulda arka arkaya meydana gelen saldırılara ilişkin de konuştu. Yaşananlar üzerinden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i eleştiren Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ciddi emniyet zaaflarıyla karşı karşıyayız. İçeride yalnızca eski usul çeteler, terör örgütleri yok. Yeni nesil çetelerle çocuk çetelerle karşı karşıyayız. Literatürde yatak odası radikalleşmesi diye bir deyim var. Son iki saldırıya bakıldığında çocukların hiçbir örgütle bağı çıkmayacak. Kendi evlerinde odalarında bambaşka bir hayat yaşıyorlar. Bu çocuklar eğitiminde çocuklar. Mevcut bakanın döneminde ölen kişi sayısı 37. Normal bir ülkede içişleri bakanı olsanız bu kadar polis şehit olsa istifa etmeniz gerekir, sizin döneminizde Milli Eğitim Bakanı iken 37 çocuk vefat etmiş siz hala pişkin açıklamalar yaparak görevinizi sürdürüyorsunuz. Şuna eminiz dimi oraya kendisi gelmedi, istifa edemez. Ancak bir kapı açıp istifa etse sonrasında da son derece medeni bir ortam oluşur diye buna da müsaade etmezler. 2017 referandumuyla dünyada benzeri olmayan maalesef içine düştüğümüz durumda sistem bir kişinin sistemi, devlet bir kişinin dükkanı. Bakanlar vekiller de bu dükkanın içinde çıraklar. Hepsi bir ustaya bağlı usta da işe alabiliyor, kovuyor. Bir oylamaya millet iradesine bağlı olmayan bu sistemler ne yazık ki böyle insanların içinde liyakatsiz devlet düzeni oluşturuyor. Burada bahsettiğimiz sorunların içerisinde çözümü de mevcut. Liyakat dedik, Atatürk’ün çok bilinmeyen bir sözü vardır. ‘Ben hayatta yalnızca liyakate aşığım.’ Liyakat meselesi ülkemizde yalnızca adalet ve emniyet alanında değil son zamanlarda içerisinde bulunduğumuz ekonomik kriz noktasında da bizleri günden güne daraltıyor.”
DEZENFLASYON PROGRAMI BAŞARISIZ
Ülkedeki ekonomik krize de değinen Özel, şunları kaydetti:
“Bu iktidar 2002 seçimlerinde iş başına geldi. Bunun öncesinde 2001 krizi vardı. Bu iktidar o krizi hala tarihin en büyük kriziydi geldik çözük bugün böyle bir problemle karşı karşıyayız, savaştan ötürü piyasa baskı altınında ekonomi zorda ama günün sonunda ciddi bir sorun yok deniyor. Ancak 33 aydır Şimşek yönetiminin bir dezenflasyon politikası mevcut. Enflasyon düştüğünde etiketlerin düşmeyeceğini bilmiyoruz. Aslında yüz lira olmanın yüz 50 lira olma hızı düşecek. 33 aylık süreçte, 2001 krizinde de böyle bir yöntem uygulanmış ve 33 puan düşmüş enflasyon. Ancak 33 ayda yüzde 6,7 düşmüş enflasyon. Kendi rakamlarına göre 33 ayda geldikleri nokta yüzde 6,7. O beğenmedikleri eski Türkiye’nin 33 yılda yaptığı da yüzde 30. Son iki – iki buçuk yılda enflasyon yüzde 200 Türkiye’de. Bu demek ki iki buçuk sene önce 100 lirası olan bir vatandaşın parasının değeri 33 lira. Dünyanın en tasarruflu insanı olduğunuzu düşünün bu parayı bu paranın sizi getirdiği yer 34 lira. Böyle bir ülkede bir dezenflasyon programı yürüyor. Bu program başarısız mu? Soruyu soranın kim olduğuna göre cevap değişiyor. Program bize göre başarısız. Gecelik faizlerle Türk insanın parasını alıp götürenler için ekonomi gayet başarılı. Burada Muhalefet partilerinin her zaman söylediği bu gibi şeyler olur. Eleştiriler bu yönde olur. İktidara göre de Türkiye sürekli büyüyor. Ancak bu rakamlara zaten ulaşılmaması matematiksel olarak mümkün değil. Ancak şu an ciddi bir gıda krizi yaşıyoruz. Yüzde 8,8 gıdada küçülmemiz söz konusu. Zaten yaşadığımız küçülme nedeniyle önlenemeyen gıda sorunundan dolayı insanımız enflasyonu katmerli hissediyor. İnsanlarımızın geliri düştükçe daha çok barınma ve beslenmeye harcama yaptıkları için enflasyon daha çok hissediliyor. Çünkü harcama kalemleri onlar.”
DEVLET AKLININ ÖNGÖREN BİR AKIL OLMASI GEREK
Bölgede yaşanan savaşların öngörülebilir olduğunu belirten Özel, “Yanı başımızdaki savaş aslında öngörülemeyecek bir şey değil. Bizim yanı başımızda bir devlet var ve bu devlet düzenli olarak birbirini tehdit ediyor. Ekonomik durumumuz da öngörülebilirdi. Devlet aklını öncelikle öngören bir akıl olması gerek. Türk devletinin öngörü geleneği vardır. Devlet Planlama Teşkilatı vardı. Biliyorsunuz belirli bir süreçte lağvedildi. Öngörmek yönetmektir. Bunu öngörmeniz gerekir. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasını yansımasını da daha görmedik. Boğaz kapanmadan önce oradan çıkan son geminin gitmesi gereken yere gideceği gün bugün. Aslında biz tam da bugün enerji maliyetlerinin yükseleceği bir ana giriyoruz. Bununla ilgili hükümet ne yaptı? Bunun bir planlamaya ihtiyaç duyduğu açık değil mi?” ifadelerini kullandı.
BÖLÜCÜ TALİMATIYLA EN FAZLA MANGAL PARTİSİ YAPABİLİRSİNİZ
Özel, konuşmasının devamında Terörsüz Türkiye sürecine de değindi. Kanlı terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’la görüşme gerçekleştirilmesi için TBMM’den heyet gönderildiğini ve PKK terör örgütünün silah bırakma sürecini hatırlatan Özel, şöyle konuştu:
“Ancak aynı devlet aklıyla, maalesef ana muhalefet de bunun parçası oluyor, mevcut sistemde 37 kişinin hayatın kaybettiği bir ortamda MEB’e güvenmiyoruz, adalet sistemine güvenmiyoruz, sağlık sistemine güvenmiyoruz. İşleyen ve güvendiğimiz bir sistem yok. Ancak şurada ayrılıyoruz, hastane randevu sistemi kuramayan, okul güvenliğini sağlayamayan, ulaşım orunlarını çözemeyen bir hükümetin terör meselesini bir caniyle terör başıyla masada çözebileceğine inanılıyor. Bu kabilleri çözemeyen birinin bu sorunu bu şekilde çözebileceği nasıl düşünülür. Beşikteki bebeğin katili bile muhatap alınıyor, ona TBMM’den bir heyet gönderiliyor, biz ne konuştuklarını dahi nizami şekilde öğrenemiyoruz. Gittin mi, karşısına geçtin mi, muhatap oldun mu? Oldun. Kravatını bağladın mı karşısında, bağladın. Bu devlet 40 50 sene mücadeleyle çözemediğini üç dört milletvekilini terörist başının karşısına çıkararak çözüyorsa herkes otursun düşünsün. En büyük şeref nişanemizden biri böyle bir hakkımız da bulunmasına rağmen bu sürecin karşısında durmak, süreci meşrulaştırmamak ve bu yapıyı yok saymak. Bir bölücünün talimatıyla en fazla mangal partisi yapılabildiğini gördünüz.
PKK Suriye’de devletleşiyor. PKK Suriye’de Irak’ta zaten devletleşmiş. Senin zaten elinde tuttuğun hakkında hüküm verdiğin bir kişiyle çözebileceğini düşünmek abesle iştigaldir. Türkiye Cumhuriyeti devleti tam da böyle bir üniter yapıya sahip olduğu, çatı Türklük anlayışına sahip olduğu için bölgedeki ülkelerden farklılaşıyor. Bu yüzden de her şeyimizde Türklük bilinci.”