Kırklareli'nin Babaeski ilçesine bağlı Taşağıl köyünde üreticilerin sorunlarını dinleyen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bölgedeki tarımsal yapıyı ve ekonomik sıkıntıları masaya yatırdı. Çiftçilerin mazot, yem ve gübre fiyatlarının yükselmesi ile ürün taban fiyatlarının düşüklüğü nedeniyle iflas noktasına geldiğini belirten Özel, süt ve buğday üretimindeki risklere dikkat çekti.
Bir çiftçinin emekli olduktan sonra hayvancılığa başladığını ancak girdi maliyetleri nedeniyle artık üretim yapamadığını belirtmesi üzerine Özel, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Önemli bir sorun olarak bu köyde, Trakya'da ne problem varsa bu köyde de aynı problemler var. Bunlardan birincisi hem buğday fiyatlarında yaşanan mesele. Buğday için 16,5 lira fiyat ilan edildiğinde 'Bu maliyetlerle bu fiyat olmaz' demişti. Sonrasında o fiyat mumla arar olundu ve 12,5 liradan buğday sattı millet. Doğru mu? Şimdi öyle olunca ne oluyor? Bankaya olan borçlar ödenemiyor, faiz üstüne faiz biniyor. ‘Borcu borçla kapatayım’ derken ipotek edilen tarlalar bankalara geçiyor, büyük iflaslar yaşanabiliyor. Allah korusun. Şimdi bu sene ayçiçek ve ayçiçek yağı üretiminde Kırklareli, Türkiye’nin toplam üretiminin yüzde 10’unu yapıyor diye biliyoruz. Maalesef ayçiçeğin fiyatı halen daha açıklanmadı ama neredeyse çiçeklerin çoğu toplandı. Bu borç, banka baskısı yüzünden de aracıların eline geçti. Şu anda artık ayçiçekteki bu fiyat belirsizliği yüzünden büyük bir felaket yaşandı, büyük bir yıkım yaşandı.”
Süt üreticilerine acil uyarı ve fiyat talebi
Süt üreticiliğindeki yem-süt paritesinin tehlikeli seviyelere indiğini vurgulayan Özel, üreticilerin zarar ettiğini belirtti. Yem fiyatlarının kilogramının bin lira civarında olduğunu, süt fiyatlarının ise 24 lira seviyesinde kaldığını ifade eden Özel, Süt Kurumu'ndan acil fiyat revizyonu istedi.
Özel, süt üreticilerine yönelik uyarılarını şu sözlerle dile getirdi:
“Burada birkaç kişi söyledi. Süt üreticiliği burada çok çok önemli. Süt üretiminde maalesef eskisi gibi sulak meralar, ‘Hayvanları hayvan tokadına götür, meraya dağılsın. Sonra dönsün’, böyle bir imkan olmadığı için şu anda süt yemini yiyor hayvanlar ve onun sütü satılıyor. Burada bir olmazsa olmaz kural var. Yem - süt paritesinin 1,5 aşağısına düşmemesi lazım. Ne demek o? Yem kaç para? Bin 150 lira, bin lira diyen oldu. En ucuz diyeni kabul edelim; bin lira. 20 lira yemin kilosu.1’e 1,5 olduğunda sütü 30 liraya satarsan bu işten para kazanılır, bu iş yapılır. Kaç paraya satıyorsunuz sütü? 24 liraya. Yani para kazanmanın ötesinde zarar eden bir fiyatta. 1,1 çok riskli bir paritedir. 1’in altına geldiğinde bu hayvan yediğinden daha azını verdiği için eninde sonunda kasaba gider. Süt ineği kasaba gitti mi artık yıllarca emek verilmiş, evlat gibi büyütülmüş bir ineğin kesilmesi demek büyük bir felaketin yaşanması ve yeni baştan bir buzağı alınıp o verime ulaşmak için üç sene ona bakılması demek. Randımana gelmiş bir ineğin kesilmesi büyük felaket. Buradan uyarıyoruz. 1,1 parite çok tehlikelidir. Süt Kurumu’nun fiyatları revize etmesi lazım. En az 30 lira fiyat ilan edilmesi lazım ve piyasanın çok dikkatli denetlenmesi lazım. Süt üreticisi çeşitli oyunlarla, çeşitli kontratlarla ucuza satmak zorunda bırakılıyor. Bu büyük bir felakete dönüşebilir.”
Dul maaşları ve ev kadınlarına sigorta müjdesi
Köydeki vatandaşların sosyal güvenlik ve maaş sorunlarına da değinen Özel, dul aylığı alan bir vatandaştan gelen "Sahip çıkan yok" serzenişine yanıt verdi. YENİ Parti iktidarında hiçbir sosyal yardımın asgari ücretin altında olmayacağını taahhüt eden Özel, ev kadınlarının sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanacağını açıkladı.
Özel, sosyal güvenlik vaatlerini şu ifadelerle aktardı:
“Bu köy tabii çok iyi insanların, güzel insanların, çalışkan insanların köyü. Ama Türkiye’nin sorunları burada da var. İşte teyzem söyledi, amcam vefat etmiş ve dul aylığı 10 bin lira kalmış. ‘Geçinemiyorum. Bana kimse sahip çıkmıyor. Bana devlet sahip çıksın’ diyor. Ben teyzeme söyleyeyim. YENİ Parti iktidarında ödenen hiçbir maaş, dul maaşı, yetim maaşı, engelli maaşı ne olursa olsun asgari ücretin altında olmayacak. Senin maaşın 10 bin lira değil, senin maaşın bugünkü hesapla bence asgari ücret de yeterli değil elbette, 28 bin lira olması lazım. Devletin seni o halde bırakmaya asla ve asla hakkı yok. Vallahi teyze bir şey söyleyeyim, devletin başına geçmeyi kendim için hiç istemiyorum ama senin için çok istiyorum. Şimdi YENİ Parti’nin iktidar olması demek bu teyzenin iktidar olması demek. YENİ Parti’nin iktidar olması demek, çiftçilerin, köylülerin, hayvancılıkla uğraşanların iktidar olması demek. Bugünün ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı, çiftçi ‘Anamızı ağlattı’ deyince ‘Al ananı da git’ demişti. Bize böyle bir cumhurbaşkanı lazım değil. Bize nasıl lazım, birincisi gibi lazım. ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen cumhurbaşkanı lazım.
Ev kadınları, evin bütün yükünü çekiyorlar. Gerekirse gidiyor işte tarlada çalışıyor ama eve geliyor yine yemekle uğraşıyor, temizlikle uğraşıyor, bulaşıkla uğraşıyor, çamaşırla uğraşıyor, çok önemli işler yapıyor ama hiç sosyal güvenceleri yok. Biz tarımda çalışan, ömrü boyunca çalışıyor, emeklilik yok. O yüzden YENİ Parti’nin iktidarında şehirdeki ev kadını, çocuk bakıyorsa, engelli bakıyor, hasta bakıyor çalışamıyorsa biz ona kreş bulamadıysak, bir iş bulamadıysak, kırsaldaki kadın da çalışıyor ama sigortasını ödeyemiyorsa, evde de evin temizliği ile uğraşıyor, hayvanla uğraşıyor, bulaşıkla uğraşıyor, çamaşırla uğraşıyor, bir de tarlaya gidiyor çalışıyor ama imkan yok sigortasını yaptıramıyor ve ödeyemiyorsa kimseyi geride bırakmayacağız. İnşallah bütün ev kadınlarının sigortasını ödeyeceğiz.”
Genç çiftçiye teknoloji desteği ve kooperatif modeli
Türkiye'de çiftçi yaş ortalamasının 57'ye yükseldiğini ve gençlerin tarımı terk ettiğini belirten Özel, bu durumun ulusal bir beka sorunu olduğunu vurguladı. Genç çiftçileri teşvik etmek ve modern tarım teknolojilerini yaygınlaştırmak için kooperatifleşmenin şart olduğunu ifade eden Özel, küçük arazilerin birleştirilerek drone gibi modern araçların ortak kullanımını önerdi.
Özel, genç çiftçilere yönelik stratejilerini şöyle anlattı:
“Çiftçinin ortalama yaşı 57 olmuş. Bu çok büyük bir tehlike. Çiftçi yaşı 57 demek, artık yaşlanmış, emekli olmuş, çalışmaması gereken insanların çalışması demek. Esas genç, üretecek, verimli çalışacak çiftçilerin olmaması demek. 3 genç çiftçiden 2’si, ‘Asgari ücretle sanayi sitesinde iş bulursam köyde çalışmam, kaçar giderim’ diyor. Doğru mu? İşte esas büyük beka sorunu bu. Bizim genç çiftçileri teşvik etmemiz, onları doğru şekilde yönlendirmemiz, kardeşimin söylediği gibi teknolojiden doğru yararlanmasını bilmesi, doğru ürünü ekmesini bilmesi, böyle parça parça küçük tarlayı herkes kendi traktörüyle gitmek yerine, aynı masrafları yapmak yerine, belki ilaç atarken işte yeni yeni başladı, Amerika’nın fiyatlarıyla neden baş edemiyoruz? Adam 2 bin 3 bin dönüm tarlaya geliyor, uçakla ilacı atıyor, gidiyor. Biz, 5 dönüm, 7 dönüm tarlada ayrı ayrı uğraşıyoruz. Ya böyle işte dronlarla, köylere kooperatifler kurmak, bazı modern tarım araçlarını o kooperatife almak, ayda bir kere kullanacağı dronu sen alamazsın. Ama kooperatifin bir tane dronu olsa kimin ilacı atılacak, zehri atılacak onları atar.”
Çiftçiye geçim ve alım garantisi sözü
Mevcut iktidarın yatırımcılara verdiği garantileri eleştiren Özel, YENİ Parti iktidarında çiftçiye ürün alım garantisi vereceklerini duyurdu. Her köye bir ziraat mühendisi atanacağını ve taban fiyatın altında satış yapılmasına izin verilmeyeceğini belirten Özel, borç yapılandırması vaadinde bulundu.
Özel, çiftçilere yönelik ekonomik paketini şu sözlerle özetledi:
“Bizim projemizde her köye bir ziraat mühendisi görevlendirmek, doğru ürünle yönlendirmeleri yapmak ve bütün çiftçilere ektiği ürün için kaça satacağını, taban fiyatı tayin etmek, nasıl asgari ücretin altında birisi birini çalıştırdı mı devlet tepesine biniyor, ilan edilen taban fiyatın altında olan süt alan da olsa buğday alan da olsa ayçiçek alan da olsa bu kişilerin tepesine binmek düşük ilan edilmiş olan taban fiyatın altında hiçbir fiyata izin vermemek gerekiyor. Bu dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi bir şey öğretti. Garantili ödemeler. Kime ödüyor? Yurt dışından, İngiltere’den para bulup getiren ve otoyol yapana yoldan geçiş garantisi veriyor, köprü yapana köprüden geçiş garantisi veriyor. Havaalanı yapana uçuş garantisi veriyor. Hastane yapana hasta garantisi veriyor ama çiftçiye geldi mi ürünü alım garantisi vermiyor. Size söz veriyorum, YENİ Parti’nin iktidarında yani halkın, milletin, köylünün, senin iktidarında size geçim garantisi sözü veriyorum, alım garantisi veriyorum.”
Köy ziyaretlerinin siyaset için önemine vurgu yapan Özel, seçmene hitap ederek borçların yapılandırılacağını ve faizlerin silineceğini belirtti. Doğurganlık hızındaki düşüşün yoksullukla ilişkisini de dile getiren Özel, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bugün dediniz ya ‘Köyümüze geldiniz, işte değerli hissettik, şeref verdiniz…’ Biz şeref duyduk. Köye gitmeyen siyaset yapmasın. Bundan sonra seçimlere kadar nasıl her yere koşuyorsun, gidiyorsun, köy köy, belde belde, ilçe ilçe gezip Türkiye’de derdini köylünün yerinde dinleyip çözüm önerilerimizi söyleyip sizi yeniden nasıl kalkındıracamızı, örneğin birikmiş borçların faizlerini sileceğiz, ana parayı üçe böleceğiz. Size bir kez daha ikinci bir şans tanıyacağız. İkinci bir şans, ikinci bahar ilan edeceğiz. O yüzden herkes şundan emin olsun ki büyük bir mücadelenin, büyük bir gayretin içindeyiz. Kendimiz için değil ama bu teyzem 10 bin lirayla bir başına kalmasın diye. Bu teyzem, bu süt satanlar ineğini, evladı gibi baktığı ineğini kestirmek zorunda kalmazsın diye, çalışanlar, ‘Borç batağındayız’ diye isyan eden çiftçiler, köylüler bundan kurtulsun diye vallahi de iktidar olacağız, billahi de iktidar olacağız, bütün sorunlarınızı çözeceğiz. Hiç kimseyi ayırmayacağız. Hiç kimse geride kalmayacak. Asiye teyze dedi ki ‘Sorunları söyledik, derdimizi anlattık ama herkes madem öyleyse sözünü tutsun oyunu versin, bu iktidarı değiştirsin.’ Ümit ediyorum çok güzel günlerde birlikte olacağız. Halledeceğiz. Seçime kadar, sandığa kadar sabır. Sandıktan sonrası selamet inşallah.
Amcam çok doğru söylüyor. Türkiye’de doğurganlık hızı binde 1,42’ye düştü. Yani iki kişi evleniyor ama Türkiye’de ortalama dört çocuk var. Yani iki de değil. Kiminin bir, kiminin iki. 1,5’in bile altına düşmüş. Aslında Sayın Cumhurbaşkanı ‘Üç çocuk’ diyor. Türkiye’nin genç nüfusa ihtiyacı var ama gençler evlenemiyor, evlense çocuk yapmıyor, birinciyi yapsa ikinciyi yapmıyor. Maalesef dünyanın en acımasız doğum kontrol yöntemi bu ülkeye yoksulluk dayatılarak yapılıyor.”