Özkan: Silah bırakmak yetmez, örgütün parası ne olacak?

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, kamuoyunda “çerçeve yasa” ve “çözüm süreci” tartışmalarıyla gündeme gelen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özkan, PKK’nın silahlı varlığının sona ermesinin tek başına yeterli olmayacağını belirterek örgütün finansmanının, gelir kaynaklarının ve siyasete yönelik olası mali etkisinin de sorgulanması gerektiğini savundu.

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi Tuncay Özkan, kendi internet sitesinde yayımladığı “Kürtlere Ne Verirsek Tatmin Olurlar?” başlıklı yazısında çözüm süreci ve “çerçeve yasa” tartışmalarını değerlendirdi.

Kamuoyunda kimi çevrelerin “çerçeve yasa”, kimilerinin ise “kök kanun” olarak tanımladığı düzenlemeye kendisinin de “evet” oyu verdiğini belirten Özkan, PKK’nın silahlı varlığının sona erdirilmesinin gerekli olduğunu ancak bunun Kürt meselesinin bütünüyle çözüldüğü anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Özkan, PKK meselesiyle Kürt meselesinin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.

Özkan, çözümün temelinde gerçek eşitlik, ortak dilin korunması, Türkiye’nin tamamını kapsayan güçlü yerel demokrasi ve bağımsız yargının bulunması gerektiğini belirtti. Etnik temelli bir özerklik modeline karşı olduğunu kaydeden Özkan, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin ise Türkiye’nin tamamında uygulanması gerektiğini dile getirdi.

“Silah bırakmak yetmez; para ne olacak?”

Özkan’ın yazısında dikkat çektiği başlıklardan biri de PKK’nın finansal yapısı oldu. Silah bırakılması halinde örgütün yıllar içerisinde oluşturduğu mali yapının akıbetinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini savunan Özkan, “Silah bırakıldı. Peki para nereye gitti? Militan dağdan indi. Şirket ne oldu? Örgüt feshedildi. Finans ağı feshedildi mi?” sorularını yöneltti.

Silahlı yapının sona ermesinin ekonomik yapılanmanın da kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceğini ifade eden Özkan, terör faaliyetlerinden elde edildiğini öne sürdüğü paranın ilerleyen dönemde demokratik siyasetin finansmanında kullanılma ihtimalinin de araştırılması gerektiğini savundu.

Özkan ayrıca Abdullah Öcalan’ın DEM Parti’nin yerine solda yeni bir siyasi parti kurulmasını istediğini öne sürerek böyle bir oluşumun finansmanının nereden sağlanacağının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Özkan, örgütten kalan mali kaynakların siyasette kullanılması halinde “silahlı vesayetin yerini mali vesayetin alacağı” görüşünü dile getirdi.

“Para kazanılan kanalların akıbeti de ortaya konulmalı”

Özkan, örgütün yalnızca silahlı yapısının değil, geçmişte gelir sağlamak amacıyla kullandığını belirttiği kanalların da süreç kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.

Yazısında haraç ve zorla para toplama, kaçakçılık, uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı yapılar, kara para, paravan şirketler, bağış ve kampanya adı altında para toplama mekanizmaları ile yurt dışındaki mali organizasyonları sıralayan Özkan, bu yapıların silah bırakma sonrasında ne olacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Özkan, finansal yapıların takip edilmemesi durumunda örgütün silahlı etkisinin sona ermesine rağmen siyaset üzerinde başka bir vesayet mekanizmasının ortaya çıkabileceğini savundu.

“Çözüm süreci seçim stratejisinden ayrılmalı”

Sürecin siyasi boyutuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özkan, yeni anayasa tartışmaları, seçim hesapları ve iktidar denklemlerinin aynı dönemde gündeme gelmesinin soru işaretlerine yol açtığını ifade etti.

Çözüm sürecinin herhangi bir iktidarın seçim stratejisinden kesin biçimde ayrılması gerektiğini savunan Özkan, anayasa tartışmaları ile silah bırakma sürecinin bir pazarlık ilişkisine dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti.

“‘Kürtlere ne verirsek tatmin olurlar?’ yanlış soru”

Yazısının sonunda başlığa taşıdığı “Kürtlere ne verirsek tatmin olurlar?” sorusuna da yanıt veren Özkan, sorunun kendisinin yanlış kurulduğunu ifade etti.

Kürt vatandaşların devletin müşterisi, misafiri ya da bir pazarlığın karşı tarafı olarak görülemeyeceğini belirten Özkan, tartışmanın “ne verileceği” üzerinden değil, eşit yurttaşlık üzerinden yürütülmesi gerektiğini savundu.

Özkan, doğru sorunun Türkiye’nin Türkü, Kürdü ve bütün vatandaşlarıyla eşitlik, özgürlük ve adalet içerisinde nasıl yönetileceği olduğunu belirterek çözümün ortak hukuk ve ortak gelecek anlayışından geçtiğini ifade etti.

Silahların susmasının tek başına barış anlamına gelmediğini kaydeden Özkan, hukuk, adalet ve demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yazısının sonunda Yeni Parti’nin bu anlayışı hayata geçirmek için iktidara geleceğine inandığını belirtti.

İLGİLİ HABERLER