Sancar ve Kışanak: Yasa Demirtaş'ı kapsıyor, hasta tutuklular acilen tahliye edilmeli

DEM Parti heyeti, barış yasasının uygulanmasının iki ay içinde mümkün olabileceğini belirtirken yeni anayasa için kısa vadede konsensüs beklemediklerini açıkladı.

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş, İstanbul'da gazetecilerle bir araya gelerek çözüm süreci, yasal düzenlemeler ve toplumsal barışa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kışanak, çıkarılması beklenen yasanın kapsamına dikkat çekerek, konunun sadece dağdan inenler veya cezaevinden çıkanlarla sınırlı olmadığını vurguladı. Geçmişteki çatışmalı süreçte PKK ile irtibatlı açılan davaların sayısının yüz binlere ulaşabileceğini belirten Kışanak, tutuksuz yargılananlar ve yurt dışındakilerin de yasadan yararlanabileceğini ifade etti.

Yasanın uygulanması için iki aylık süre öngörülüyor

Mekanizmaların hızlı kurulması durumunda yasanın kısa sürede hayata geçebileceğini dile getiren Kışanak, öncelikli olarak hasta tutukluların tahliyesinin sağlanması gerektiğine dikkat çekti. Kışanak, "Acilen, insani ve vicdani olarak yapılması gereken şey hasta tutsakların bu yasayı beklemeden tahliyesiyle ilgili imkanları yaratmak" dedi.

Suriye'deki gelişmelere de değinen Kışanak, kalıcı barış için Kürtlerin Şam yönetimine eşitlik hukuku çerçevesinde katılmasının şart olduğunu belirtti. Türkiye'deki anayasa tartışmalarına ilişkin ise Kışanak, mevcut anayasanın darbe ruhu taşıdığını ve değiştirilmesi gerektiğini ancak toplumsal kutuplaşma nedeniyle kısa vadede yeni bir anayasa için gerekli olgunluğun oluşmayacağını savundu.

Kışanak, "Kısa vadede anayasa yapabilecek bir olgunluğa geleceğimiz konusunda çok umutlu değilim. Keşke daha umutvar olabilsem. Yani öyle hemen ekimde anayasa gelecek, anayasa değişikliği yapılacak falan... Ben böyle bir gündemi politik olarak çok öngöremiyorum" diye konuştu.

Sancar: AYM ve AİHM kararları derhal uygulanmalı

Mithat Sancar ise mevcut yasal düzenlemelere gerek kalmadan Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması gerektiğini強調 etti. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay gibi isimlerin yanı sıra adı bilinmeyen herkes için bu kararların hayata geçirilmesinin Anayasa'nın 90. maddesinin gereği olduğunu belirten Sancar, Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı tartışmalarının spekülasyon olduğunu kaydetti.

Sancar, "Yasa Demirtaş'ı kapsıyor, kapsamıyor tartışması külliye spekülasyondur. Bu yasa net bir şekilde Demirtaş'ı kapsıyor ama Demirtaş'ın tahliye edilmesi için yasanın uygulanmaya başlamasına gerek yok" ifadelerini kullandı.

Süreç devam ederken hukuk ve demokrasi mücadelesinin askıya alınmayacağını vurgulayan Sancar, "Bir yandan evet süreç yürüyor, bunlar olmalı. Ama bunlara bakarak 'Süreç olmaz, yürümez' noktasında durmamız da beklenemez. Hem barışı hem hukuku hem demokrasiyi birlikte getirmek bizlerin ve bunları isteyen bütün toplum kesimlerinin sorumluluğudur" dedi.

Kürt meselesinin çözümü için "barış üçgeni" olarak tanımladıkları silahsızlanma, siyasi çözüm ve demokratikleşme ayaklarının birbirinden ayrılamayacağını belirten Sancar, şunları söyledi:

"Kürt barışı silah bırakmayla önemli bir evreye geldi ama büyük barış, yani tüm toplumu kapsayan, tüm toplumu esas alan barış için çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Demokrasiye ihtiyacımız var, hukuksal güvencelerin işletileceğine inancın arttığı bir düzene ihtiyaç var."

Arkaş: Devlet büyük bir öz güvenle yaklaşmalı

İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş ise devletin Kürt meselesine yaklaşımında özgüvenli olması gerektiğini belirtti. PKK kadrolarının devlet içinde yer alıp almayacağı sorusuna yanıt veren Arkaş, devletin kendisini tüm vatandaşların sahibi olarak görmesi halinde bu tür endişelerin ortadan kalkacağını ifade etti.

Arkaş, "PKK kadroları olur olmaz... Ben böyle bir hevesi olan insanlarla karşılaşmadım ama eğer devlet Kürtler açısından da ‘Evet, bu devlet bizim devletimizdir’ duygusunu, algısını yaratmak istiyorsa bu noktada büyük bir öz güvenle yaklaşmasını isterim" dedi.

Çatışmalı süreçte yaşamını yitirenlerin sayısının yüzlerce olduğunu belirten Arkaş, ailelere verilen ölüm haberlerinin yarattığı travmaya dikkat çekti. Arkaş, taraflar arasında kin ve öfke yerine ortak bir dil geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Türk çocukları ve Kürt çocukları, asker, polis ya da gerilla demeyelim; hepsine ‘bizim çocuklarımız’ diyelim. Bu anlayışı geliştirebilirsek yeni ve ortak bir geleceği birlikte inşa edebiliriz" şeklinde konuştu.

Sürecin hızlandırılması çağrısında bulunan Arkaş, jeopolitik ve iç dinamiklerden kaynaklı engellere karşı yürütücülerin aceleci olmamakla birlikte hızlı davranması gerektiğini belirtti. Arkaş, "Elimizi çabuk tutmalıyız. Tarihsel olarak bu süreci istemeyen; konjonktürel, coğrafi, jeopolitik olarak böylesi bir sürecin yaratacağı etkiyi kendi çıkarlarına aykırı gören iç ve dış odak noktaları olabilir" uyarısında bulundu.

İLGİLİ HABERLER