Yalnızca bir yasal düzenleme değil, devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan ortak bir iradenin ürünü olduğu vurgulanan teklif, komisyon üyelerinin değerlendirmeleriyle ele alındı. Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel'in açılış konuşmasının ardından muhalefet milletvekilleri usule ilişkin söz talebinde bulundu.
Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Genel Kurul'da aynı saatte Adalet Komisyonu'na ait başka bir düzenlemenin görüşüldüğünü hatırlatarak toplantı takvimine itiraz etti. İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun ise salonun fiziki yetersizliğine dikkat çekerek mekan değişikliği talep etti.
Terörün ekonomik faturasına çarpıcı veriler
Teklifin imza sahiplerinden AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, sürecin doğrudan milletin iradesinin bir yansıması olduğunu belirtti. Türkiye'nin huzuru ve müreffeh yarınları için atılan adımların bir fırsat penceresi araladığını ifade eden Gül, şehitleri rahmetle, gazileri minnetle andı.
Gül, terörün yol açtığı mali yüke ilişkin şu verileri paylaştı:
"Terör nedeniyle bugüne kadar yaklaşık 2,3 trilyon dolar değerinde doğrudan ve dolaylı maddi kayıp yaşandı. Bu kayıp Türkiye'nin üç kez yeniden inşa edilmesine veya 30 adet 6 Şubat depreminin maliyetine eşdeğerdir. Terörsüz Türkiye hedefi bir pazarlık değil, toplumun beklentisidir. Artık, bu milli servet gençlerin istihdamına, eğitime, bilime, teknolojiye ve sosyal kalkınmaya yönlenecek."
Siyaset kurumunun tarihte ilk kez bu kadar güçlü bir inisiyatif aldığını vurgulayan Gül, çözümün adresinin TBMM olduğunu gösterdiklerini söyledi. Gül değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:
"Biz bugün burada sadece bir yasal düzenleme için bir araya gelmedik; bu süreç, devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan ortak akıl ürünüdür. Haliyle bugün konuştuğumuz bu irade, sadece bir grubun veya ittifakın değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir."
DEM Parti'den 'başlangıç noktası' vurgusu
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, teklife imza atan partiler arasında yer aldıklarını belirterek düzenlemeyi tüm sorunların köklü çözümünün başlangıç noktası olarak gördüklerini ifade etti. Koçyiğit, "Bu yasa teklifi uzun ve zorlu, demokratik bir karışım yolculuğunun ilk adımını oluşturuyoruz. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokrasi olarak yeniden kuruluşun imkanını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır" dedi.
Yaşanan acıların ve ödenen bedellerin boşa gitmediğini dile getiren Koçyiğit, şunları kaydetti:
"Bugün yok sayılmaya çalışılan Kürt halkının varlığı iradesi artık inkar edilemez bir tarihsel gerçeklik olarak bizim ortadadır. Kürt sorunu idam sehpalarından bugün demokratik zemine taşınmasının yolu açılmıştır. Ve demokratik siyaset zeminine taşınan bu sorunu inkar ve ırkçılık döngüsünü kırarak demokratik bir diyalogla müzakereyle çözülmesinin imkanlarına kapı aralanmıştır."
MHP'den hukuki çerçeve açıklaması
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terörün siyasi ve dini hedeflere ulaşmak amacıyla şiddeti sistematik biçimde uyguladığını belirterek Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili maddesindeki tanımı komisyonda okudu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise teklifin suçun hukuki niteliğini değiştirmediğinin altını çizdi. Akçay, "Hakimiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır. Ceza sorumluluğunu silmemektedir. Devam eden soruşturma ve kesinleşmiş hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır" ifadelerini kullandı.
Kanunun yürürlüğe girmesinin otomatik bir tahliye veya erteleme süreci başlatmayacağını vurgulayan Akçay, sistemin işleyebilmesi için tek ve mutlak ön şartı şöyle açıkladı:
"PKK, KCK örgütünün varlığına son verdiğini ve tüm silahın hürmeti teslim ettiğinin güvenlik kurumlarıyla tespiti ve bu tespitin güvenlik kurulu kararıyla resmin gazetede yayınlanmasıdır. Silahlar tamamen teslim edilmeden örgütün davet edilmeden kanun tek bir hükme işletilir."
Akçay, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçlarıyla 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kanun kapsamı dışında tutulduğunu belirtti. Cezası 15 yıla kadar olanlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla olanlarda ise 10 yıl erteleme öngörüldüğünü aktaran Akçay, "Devlet kimseyi affetmemektedir. Devlet kişiyi bir devletin sürecine davet etmektedir" dedi.