Tanrıkulu, Meclis'in temel görevinin bütçe yapmak olduğunu hatırlatarak, bütçe hakkının halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla gelir toplama, harcama ve denetleme yetkisi olduğunu vurguladı. Bu hakkın tarihsel kökenine değinen Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Parlamento bu hakkı halktan alır. Parlamento vergileri belirler ve toplanan gelirlerin nasıl harcanacağına karar verir ve bu harcamaları yapan hükümetleri denetler. Parlamentonun en temel işlevlerinden biri budur. Bu hak ta 1215 Magna Carta'dan beri gelir. 1215 Magna Carta’da kralın tek başına vergi koyamayacağı ancak parlamentonun onayıyla yeni vergi koyabileceği ilkesi getirilmiştir. Türkiye'de ise 1876 Kanun-i Esasi'ye kadar gider. Cumhuriyet dönemindeki anayasalarla da bütçe hakkı daha da güvence altına alınmıştır."
Faiz giderleri bütçe açığını aşıyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın sunuşuyla başlayan bütçe görüşmelerine değinen Tanrıkulu, AK Parti'nin haktan ve halktan yana bir bütçe yapmadığını öne sürdü. Faiz giderlerinin kalıcı hale gelmesinin bütçenin temel özelliklerinden biri olduğunu belirten Tanrıkulu, rakamlarla durumu şöyle açıkladı:
"Bu bütçede en büyük kalem faiz. En büyük bakanlık aslında faiz bakanlığı. Bütün bakanlıklardan çok daha fazla gider faize gidiyor. 2018'de yüzde 8,9 iken 2027’de yılı için 14,6'ya çıkmış. Böyle büyük bir rakam. Bütçe açığı bu bütçeye göre 3 trilyon 900 milyar TL olarak hesaplanmış. Faiz gideri ise 4 trilyon TL civarında. Yani bütçe açığının tümünü faiz giderleri oluşturuyor. Böyle bir tablo var karşımızda. Bu da hükümetin yanlış politikalarının sonucu."
Tarıma ayrılan pay binde 2 seviyesinde
Kamu yatırımlarının altyapı, baraj ve yol gibi alanlarda gerilediğini ifade eden Tanrıkulu, vergi yükünün tüketim ve ücretliler üzerinde yoğunlaştığını, servet sahiplerinden alınan verginin ise yetersiz kaldığını belirtti. Tarım Kanunu'ndaki destekleme yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dikkat çeken Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütçeden tarıma yüzde 1’lik bir bütçe ayrılması lazım, oysa bu binde 2 civarında. Bu bütçeyle tarım ve çiftçiler gözardı edilmiş durumda. Aylık ve ücretler yine yıl içinde eriyor. Memur maaşları, emekli maaşları, asgari ücret yıl başında belirleniyor. Enflasyon sürekli devam ediyor. Eylül ayı itibarıyla emeklinin de asgari ücretlinin de aldığı maaş yüzde 20 gerilemiş durumda."
Bütçenin eşit gelir dağıtımı ve adaletli vergilendirme ilkelerinden uzak olduğunu savunan Tanrıkulu, "Bu bütçe; halktan yana, haktan yana, eşit bir gelir dağıtan, eşit harcama yapan, vergiyi de adaletli toplayan bir bütçe değil maalesef. Bu bütçe görüşmelerinde bulunmaya, ayrıca hem Türkiye'nin hem yurttaşlarımızın hem de memleketimiz lehine değişikliklerin yapılması için çaba içerisinde olacağımızı buradan ifade ediyorum" dedi.