Duruşmaya SEGBİS’le bağlanan Kaplan, Sertçelik için, “Ben 2.5 yıldır onun yüzünden yatıyorum, ama ona kızmıyorum. Kim bu tehditler ve vaatlerle karşılaşsa bunu yapar.” derken Kaplan’ın kız kardeşi Safiye Çalış, iki dünyada da iki elinin Sertçelik’in yakasında olacağını söyledi. Sertçelik ise “buluntu” telefonla ilgili olarak başlatılan yeni soruşturmada; Devlet Bahçeli başta olmak üzere birçok siyasetçi, yargı mensubu ve iş adamına “kumpas” kurulmak istendiğini öne sürdü. Bu arada iki tutuklu sanık Bora Kaplan ile Fethi Koyuncu’nun yasal süresi bittiği için bu davadan tahliye edildiği, Serdar Sertçelik’in de Sincan Cezaevi’nden Tekirdağ Cezaevi’ne gönderildiği ortaya çıktı.
Bora Kaplan suç örgütü hakkında açılan ve 5’i firari 38 sanığın yargılandığı “örgütsel faaliyet kapsamında zincirleme şekilde suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama” davasının Ankara 77. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesine devam edildi.
Daha önce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen dava bugün ilk kez Ankara Adliyesi’ndeki Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda yapıldı. Duruşmanın başlangıcında jandarmalar salona 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki bir davanın iki tutuklu sanığını getirdi. Yanlışlık olduğu anlaşılınca o sanıklar götürüldü ve Serdar Sertçelik getirildi.
Bugüne kadar bizzat hazır edilmediği için duruşmalara SEGBİS’le katılmayı reddeden Bora Kaplan da ilk kez İzmir Buca Cezaevi’nden SEGBİS’le bağlandı.
77. Asliye Ceza Hakimi, MASAK raporuna ilişkin bilirkişi raporunda bazı evraklar gelmediği, ayrıca şirketlerle ilgili olarak BDDK’dan istenen vergi raporu hazırlanmadığı için bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmediğini, bu yüzden bugünkü duruşmada sadece Serdar Sertçelik’in dinleneceğini ve diğer sanıklar ile avukatların beyanlarının alınacağını bildirdikten sonra Sertçelik’e, “Susma hakkını kullanabilirsin. Savunma yapacak mısın?” diye sordu. Sertçelik de hakkındaki suçlamaları bildiğini belirterek savunma yapacağını söyledi ve sözlerine şöyle başladı:
“İddianameyi anlayabilmek için soruşturmanın başına gitmek gerekiyor. Nasıl gizli tanık yapıldığımı anlatmazsam, bu yargılama muammada kalır. Ben bu davanın hem gizli tanığı M7’yim, hem sanığıyım. Kendi kendimi suçlamak zorunda kaldım. Hakkımdaki tek ifade kendi ifademdir.”
“KKTC’den Aramışım Gibi Kayıt Yaptılar”
Devamında Türkiye’ye döndükten sonra Savcılığa verdiği ifadeyi tekrarlayarak, Bora Kaplan operasyonunu yapan polisler tarafından gizli tanıklığa nasıl zorlandığını anlatan Sertçelik şu iddiaları da dillendirdi:
“Dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik gizli tanık olmayı kabul etmediğim takdirde geçmişteki tüm faili meçhul cinayetleri üzerimize yıkacağını söyleyip, ‘Savcı da hakim de biziz. Sizi elimizden kimse kurtaramaz.’ diye tehdit etti. Ailemle, kardeşimle tehdit edilince iradem dışında kabul ettim. Bana başka seçenek bırakmadılar. Ufuk Gültekin daha önce hazırlanmış bir konuşmayı getirip, ‘Bunu oku, sonra seni Şevket Müdürle görüştürüp telefon kaydı yapacağız’ dedi. Nedenini sordum. ‘Sen KKTC’den gelmeden önce aramış, itirafçı olacağım demişsin gibi göstereceğiz’ dedi. Şevket Demircan da, ‘Oğlum bunu savcıya dinletip seni aradan çıkaracağız’ dedi. O konuşmayı beğenmeyince defalarca tekrarlattılar; Şevket Müdür, ‘gerçekçi olmadı’ dedi. En son ‘Tamam’ denince kaydı bıraktık. İfademde söylememi istedikleri isimleri ve olayları tanımadığımı belirtince de, ‘Ne dersek onu yapacaksın, başka türlü kurtulamazsın’ diye kızdılar. Şevket Müdür ve yanındaki polis kendi aralarında ‘Suç örgütünü 15 Temmuz’dan oluşturalım. Bir şekilde HTS kayıtlarıyla destekleriz.’ diye konuştular. Savcı Mustafa Kaya’ya götürüldüğümde hem onun hem katibinin önünde Emniyetteki o ifadem hazırdı. Yani savcıya kek kelime ifade vermedim. Nitekim yurtdışından geldiğimde Savcı Mustafa Kaya’ya, ‘Gizli tanık olarak benim ifademi siz mi aldınız?’ diye sordum. Savcı, ‘Kamera kayıtlarını çıkardım. Burada 2 saat kaldın’ gibi bir cevap verdi. Bu kadar zaman geçti, benim için aldıkları doktor raporunu yazdıran o 2 polisi nedense hâlâ bulamadılar. Gökhan Karaca ve Ufuk Gültekin ifademi kayda almak üzere evime geldiğinde Resul isimli polis o gün kimle konuştuysa, raporu alan odur. Aldıkları kaydı da Erk Acarer’le paylaştılar. Bu konuda haklarında açılmış bir soruşturma olmadığı için burada ihbarda bulunuyorum. Ev hapsindeyken dışarı çıkıp yemek yediğim yerde yaşanan çatışmada yaralanmam medyada çok ses getirince Murat Çelik arayıp, ‘Başsavcı, Savcı Mustafa Kaya’ya senin tutuklanmanı söyledi’ dedi. Ben, ‘Bana böyle mi söz verdiniz?’ diye sorunca da ‘Merak etme kapıdaki polisleri çekeceğim. Sen bir yerlere saklan, o arada gözaltı kararını kaldırtacağım.’ dedi. Gerçekten de polisler çekildi. Ben de arabaya binip kaçtım. Ayağımdaki kelepçeyi de çıkarıp Eryaman’da camdan attım.”
Yunanistan’dayken sürekli arayan Şevket Demircan’ın, mahkeme günü mutlaka gelmesini isterken, “Kaçman için her şeyi yaptık. Bak bizi sıkıntıya sokma” diyerek, ailesiyle tehdit ettiğini tekrarlayan Sertçelik, iddialarını şöyle sürdürdü:
“AK Parti milletvekili Zeynep Gül Yılmaz, AA’dan İsmail Yılmaz, Bekir Bozdağ, Mücahit Arslan’ın yeğeni Bilal Arslan ve Osman Arslan’ın baz birlikteliklerinden söz edip, ‘Bize bunlarla ilgili bir şeyler çıkar, soracağız.’ dedi. Aynı gün 2-3 saat sonra yeniden arayıp ne çıkardığımı sordum. ‘Valla Bekir Bozdağ’ı da Osman Arslan’ı da tanımam.’ dedim. ‘Bilal Arslan üzerinden Bekir Bozdağ’ın bürosunda dosya takibi yapıldı gibi bir şeyler çıkar’ dedi. Her geçen gün daha fazla şey istiyorlardı. Gizli tanık olarak alacakları ikinci ifadem için Süleyman Soylu, Sadık Soylu, Bekir Bozdağ, Abdulhamit Gül, Hasan Doğan isimlerini verdiler. Bu polisler Erk Acarer’le görüşüyordu. Erk Acarer de onlarla beraber olduğumu sanarak beni yayına çıkardı, ama ben ne yaşadıysam onları anlattım.”
“Buluntu” Telefondaki İsimler
Serdar Sertçelik, “buluntu” telefonla ilgili olarak başlatılan son soruşturma nedeniyle Türkiye’ye dönmeye karar verdiğini belirtirken de şunları söyledi:
“Telefon kumpasını öğrendikten sonra gelip mücadele etmek zorunda kaldım. Mustafa Kaya neredeyse haftada iki defa yaşlı anne babamı, öğretmen ağabeyimi ifadeye çağırınca, onlara sorulan sorulardan yeni bir kumpas hazırladıklarını anladım. Türkiye’ye geldikten sonra Mustafa Kaya’ya 9 saat boyunca ifade verdiğim halde bir kısmını tutanağa geçirmedi. Ne tesadüf ki, bu telefon Şevket Demircan’ın avukatının bürosunun önünde bulunuyor. Güvenlik şifresi yok. Üzerinde Murat Çelik ve Şevket Demircan’a yakın birisinin parmak izi var. Paketin üstüne Erdoğan yazmışlar, babam bırakmış gibi. Öyle mesajlar yazmışlar ki, sadece kendilerini değil, Cevheri Güven’e bilgi sızdırmaktan yargılanan Serkan Dinçer’i de aklamışlar. Her şeyi benim, Bora Kaplan’ın ve Av. Cengiz Haliç’in üzerine yıkmışlar. O telefonda devlet büyüğüm sayın Devlet Bahçeli, Ulvi İzzet Yönter, Osman Arslan, Sadık Soylu, Yüksel Kocaman, eski başsavcı vekili Ahmet Yıkılmaz, Mücahit Yılmaz’ın yeğeni Bilal Arslan, İsmail Arslan gibi birçok siyasi, yargı mensubu ve iş adamıyla ilgili mesaj oluşturmuşlar, onları da suçluyorlar. Bunlar kendilerini devlete adamış adamlar. Böyle bir tesadüf olabilir mi? İddialara göre, o telefon da adli emanetten çalınmış. Kumpası öyle hazırlamışlar ki... Bu mesajları nasıl oluşturmuşlar? Ben KKTC’den döndüğümde telefonumu ve şifresini vermiştim. Benim o dönemki mesajlarım ile abimi tutukladıktan sonra onun telefonundaki mesajları da koyarak gerçekmiş gibi bir algı oluşturmuşlar. Abim bırakılırken telefonunu teslim etmişler. Bu arada benim telefonumu da vermişler. Sözde örgütün ikinci adamıyım, benim telefonumu niye incelemeden verdiniz? Çünkü telefon kumpasını daha o zamandan planlamışlar. Bakın, ben daha KKTC’den gelmemişim, gizli tanık olmamışım; Ufuk Gültekin’in bir polisle yazışması var, Yüksel Kocaman’ın para hareketlerini incelediklerine dair. Yine Mücahit Arslan’ın yeğeni Bilal Arslan’ın firmasının adını, adresini, ofisinin önündeki arabaların resmini göndermiş. İşte daha sonra bu isimleri bana verip söylememi istediler. Bunlar belli siyasi kişileri, iş adamlarını, yargı mensuplarını takip etmişler. Medyayı da çok kullandılar. Tek takip ettikleri vatan hainleri Cevheri Güven ve Erk Acarer’di.”
1.5 saatlik savunmasının son bölümünde bu davada yargılanan isimlerle ilişkilerinden ve kendisine yöneltilen suçlamalardan söz edip Hakimin, “Dükkanları nasıl açtın? Ne iş yaparsın? Nasıl para kazanırsın?” gibi soruları ile bazı sanıklar ve avukatlarının sorularını cevaplandıran Serdar Sertçelik, ticari ilişkileri hakkındaki diğer detayları ise bu suçlamalarla ilgili soruşturma tamamlandıktan sonra anlatacağını bildirdi.
Bora Kaplan Aralık’ta Tahliye Edilmiş
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Hakim dosyaya gelen evrakları okuyunca, davanın iki tutuklu sanığı Bora Kaplan ve Fethi Koyuncu’nun, tutukluluklarının Aralık ayındaki gözden geçirilmesinde yasal süre dolduğu için bu davadan tahliye edildikleri, Serdar Sertçelik hakkındaki yakalama kararının da kaldırılıp yurtdışı adli kontrol tedbiri konduğu ortaya çıktı.
Yine bu arada Türkiye’ye döndükten sonra Sincan Cezaevi’ne konan Serdar Sertçelik’in üç hafta önce Tekirdağ Cezaevi’ne nakledildiği anlaşıldı.
“İfademi Cevheri Güven’e Murat Çelik Gönderdi”
Beyanı sorulan Bora Kaplan da şöyle konuştu:
“Sizin huzurunuza daha önce hiç çıkmadım, derdimi kısaca anlatmak istiyorum. Benim söylediklerimi unutun, dönemin KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner’in anlattıkları yeter. Havaalanındaki operasyona devletin TRT’sini veya ajansını değil hükümete, devlete muhalif yayın yapan T24’ü çağırdılar. İfademi Cevheri Güven’e Murat Çelik gönderdi. Bir süre sahte evrak var. Ben 2.5 yıldır onun (Serdar Sertçelik) yüzünden yatıyorum, ama ona kızmıyorum. Kim bu tehditler ve vaatlerle karşılaşsa bunu yapar. Sözde suç örgütünün tarihini 15 Temmuz koymuşlar. O gece TRT’ye gitmeden önce kimse beni tanımıyordu. O gün herkesi topladım TRT’ye gittim. Bana sorulan soru, ‘Bu silahları nasıl temin ettin?’ oldu Devleti suçlayabilirdim, ama bana yakışanı yaptım. Bunların karın ağrısı 15 Temmuz. Bakın şimdi FETÖ’den yargılanıyorlar. Onlar gibi FETÖ’den yargılanmaktansa, suç örgütünden yargılanmak benim için daha haysiyetli. Bunlar ya Savcı Mustafa Kaya’nın açığını buldular, tehdit ediyorlar ya da Mustafa Kaya da onlarla işbirliği yapıyor. Günü gelecek o da yargılanacak. Yargılamamızı yapan 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanı tanıkları öyle yönlendirdi ki, böyle hakimlik olur mu? Şimdi savcı olmuş, inşallah daha beteri olur. Bunlarda din, iman, Allah korkusu yok. Kara para dosyasını yapmalarının sebebi mala mülke el koyma. Bir arkadaşımıza, ‘300 bin dolar ver, tutuklamayalım.’ demişler. Vermeyince tutukladılar. Bu defa da çıkarmak için 2 milyon dolar istediler. Yine vermedi, 8-9 ay yattı. Bu davadaki suç geliri denilen, 50 milyon dolar etmez. Ama Fetullahçılar Mustafa Kaya birlikte hareket etti ve milletin milyarlarca lirasına en kondu. Mustafa Kaya bana o bulunan telefonla ilgili, ‘Beyanın, dinleteceğin tanık var mı?’ diye yazı yazmış. ‘Var, ama size sunmam. Çünkü onlarla berabersiniz.’ dedim. Cevheri Güven, Erk Acarer gibi firari adamlar bunları niye savunuyor? Lütfen şirketlerimdeki tedbirleri kaldırın, çoluk çocuğum batmak üzere. Ne yiyip içecekler? Allah bana Mustafa Kaya’nın yargılandığını göstersin.”
Sanıklardan eski AKP Ankara İl Başkan Yardımcısı ve Çankaya Belediye Meclis Üyesi Barış Kurt, “Bari 2016’dan önceki malımın üzerindeki tedbiri kaldırın da nefes alayım. Şu anda gasp edilmiş durumdayım. Her şeyim elimden alındı, cep telefonuma paket alamıyorum.” derken, Hıncal Alper Tansu şunları söyledi:
“2.5 yıldır yargılanıyorum. Polisler bizden para istediler, bugünlere geldik. Tutukladılar. İlk gün verdiğim ifadem doğru çıktı. Bir 2.5 yıl daha çekmeyelim. Bu davada suç geliri olarak beklenti 50-100 milyon mu? Toplanıp bu kadarlık teminat mektubu verelim, şirketlerimizi verin. Dedemden kalma 1970 yılına ait tapuya el koydunuz. Çoluk çocuğumuz hayatını sürdürsün. Soysuz polislerin, savcının çoluk çocuğundan çıksın.”
Sertçelik’in Avukatı: “M7’nin İfadesi Hükme Esas Alınamaz”
Bu arada UYAP sistemi arızalanınca Hakim, “Beddua ede ede UYAP’ı bozdunuz” esprisini yaptı.
Sanıklardan Ozan Can Yıldız ise Halkbank’ı dolandırmakla suçlandığını, ama Halkbank’ın, tek kuruş borcu olmadığına dair ıslak imzalı yazı gönderdiğini vurgulayıp noterden çocukları için muvafakat dahi alamadığını anlatınca Hakim şu karşılığı verdi:
“Noterlerdeki ekranı şikâyet edeceksin. Noterler Birliği kendini garanti altına almak için bunu yapıyor. Ombudsman’a, AYM’ye gidin. Bu adamın bir mağduriyeti varsa, inanın bizle ilgili değil. Çocuklara muvafakat vermeme kararını biz koysak, kaldıralım.”
Bora Kaplan’ın kız kardeşi Safiye Çalış da, 5 çocuğu ve eşiyle çok mağdur olduklarını, yiyecek ekmekleri yokken yurtdışı yasağının kaldırılmasının bir anlam ifade etmediğini söyledikten sonra Serdar Sertçelik’e dönerek, “İki dünyada da elim yakanda olacak. Bu kadar insan senin yüzünden bunca yıldır mağdur.” dedi.
Sanıklardan Tansel Aktan’ın avukatı İbrahim Kama, kredi kartlarına konan kısıtlamalardaki hak mahrumiyetinin kamuya ne gibi bir yara olduğunu sorup, “Yalvarıyorum, şahsi hesaplardaki tedbirleri kaldırın. Kredi kartları, IBAN’ları yok. Hiçbir işlem yapamıyorlar.” diye konuşurken Bora Kaplan’ın avukatları, bilirkişi faciasıyla 2 yıl geçtiğini, şimdi istenen vergi incelemesinin ise en az 1 yıl süreceğini söyleyince Hakim, “Bilirkişi bulmak da kolay değil. Herkes sıraya girmiş değil. Ben sizin kadar karamsar değilim, 1 yıl sürdürmeyeceğim.” karşılığını verdi.
Son olarak Serdar Sertçelik’in avukatları savunma yaptı. Av. Ilgaz Teziş, davanın bel kemiği niteliğinde olan Serdar Sertçelik’in M7 koduyla verdiği 19 sayfalık ifadesinin hukuk katliamı ile alındığını, bu nedenle hükme esas alınamayacağını belirterek sözkonusu ifadenin dosyadan çıkartılmasını istedi. Av. Alper Ekici de, “Serdar Sertçelik’in başına gelmeyen kalmamış. Kolluğun baskısından kurtulur kurtulmaz bunun kumpas olduğunu anlatmaya başladı. Karşımızda bir erk var; Savcı Mustafa Kaya.” dedi.
Beyanların tamamlandıktan sonra mütalaasını veren Savcı, sanıklar ve avukatlarının mal varlıkları ve şirketlere konan tedbirler ile adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin reddedilmesini istedi.
Verilen 1 saatlik aranın ardından Hakim, tüm taleplerin reddiyle duruşmanın 15 Eylül’e bırakıldığını açıkladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: