Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması sonrasında açıklamalarda bulundu.
Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun önünde gazetecilere konuşan Günaydın, bugün, İmamoğlu'nun "evrakta sahtecilik yaptığı" gibi akıllara ziyan bir suçlamayla yargılandığı ceza davasının görüldüğünü söyledi.
"SADECE İMAMOĞLU'NA DAVA AÇILDI"
İmamoğlu'yla ilgili dava sürecinden bahseden Günaydın, şöyle devam etti:
"Aynı soruşturma dosyasından 41 kişinin evrakta sahtecilik yaptığı iddia ediliyorken yalnızca Ekrem İmamoğlu’nun dosyası tefrik edilmiş ve yalnızca Ekrem İmamoğlu’na yönelik bir dava açılmıştır. Bu dava ceza mahkemesinde görülmeye başlamıştır. Bir hukuki skandal olarak asliye ceza mahkemesi kararı için idare mahkemesinin kararını bekletici sorun saymıştır. Bu çerçevede biz bugüne kadar geldik ve bugün bu mahkeme, idare mahkemesi kararını vermesine rağmen bu kez de istinaf ve temyiz aşamasını bekleme iddiasıyla yani ‘Kararın kesinleşmesini bekleyeceğim’ diyerek 6 Temmuz’a bu duruşmayı ertelemiştir. Açıkça buradan ifade ediyorum. Yargının saati, siyasetin zamanlamasına göre bazen hızla ilerliyor, bazen yavaşlıyor, bazen de örnekte olduğu gibi bekliyor. Bütün bunlar siyasetin mahkemeler üzerinden dizayn edilme çabasından başka hiçbir şey değildir. Burada Ekrem İmamoğlu yargılanıyor. Aslında Ekrem İmamoğlu burada bir savunma yapmıyor. Demokrasi adına, adalet adına Türkiye’ye duygularını ve düşüncelerini ifade ediyor."
"‘KISITLAMA YAPACAĞIM’ DİYEN BİR ADALET BAKANI VAR"
Soruşturma sürecini yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın bugün Adalet Bakanı olduğunu anımsatan Günaydın, "Adalet Bakanı olarak yaptığı ilk iş de A Haber’e bir beyanat vermek olmuştur" dedi.
Günaydın, şöye devam etti:
"Görüyoruz ki soruşturmanın makul şüpheyle mi, basit şüpheyle mi başladığını bilmeyen bir Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız. Görüyoruz ki tutuklu ve hükümlü arasındaki farkı bilmeyen, onların hangi haklara sahip olduğunu umursamayan bir Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız. Yine görüyoruz ki tutukluların avukatla görüşmesinden rahatsız olan, buna yönelik de bir yasal düzenleme yaparak ‘Kısıtlama yapacağım’ diyen bir Adalet Bakanıdır söz konusu olan. Bunların her biri ayrı birer skandaldır. Tarih yaşananların tamamını kaydediyor. Biz de adalet, hukuk ve demokrasi diyerek bütün bu Silivri kapılarını tıpkı 12-13 yıl evvel aşındırdığımız ve salladığımız gibi bugün de aşındırmaya ve sallamaya devam edeceğiz. Türkiye bir ailenin tahakkümü altına girmeyecek. Türkiye, saltanatı çoktan kaldırdı. Türkiye, demokrasiyle ve adaletle yürümeye devam edecek."
GÜRLEK NE DEMİŞTİ?
Gürlek, katıldığı canlı yayında kendisine yöneltilen "Cezaevindeki bir kişi her an ziyaret edilebiliyor mu? Onun mesajları dışarıya rahatlıkla taşınabiliyor mu?" sorusuna şu yanıtı vermişti:
"Burada bir mevzuat boşluğumuz var. Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız. Tutuklu ve hükümlü ayrımı var. Tutuklularda cezaevinde avukatlar istediği zaman görüşebilir. Gece 3'te de avukatı gitse tutukluyla görüşebilir ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını, mektubunu verebiliyor. Kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Özellikle tutuklularla avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi, bunların rahat bir şekilde dışarı gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde bütün mektuplar, notlar cezaevi idaresi tarafından 'görüldü' kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor ama tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor, avukatlar aracılığıyla diğer şahıslara verilebiliyor. Bununla ilgili inşallah kısa sürede bir çalışma yapıp Meclis'e sunmayı düşünüyoruz."
Yorumlar
Kalan Karakter: