HABER MERKEZİ - Eğitim İş Sendikası İzmir Şubesi, bugün gerçekleştirdiği basın toplantısında eğitim sistemine ve eğitimcilerin yaşadıkları sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sendika temsilcileri ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının gündemini; Atatürk ve Atatürkçülüğün müfredattan eksiltilmesi, okullara liyakatsiz kadroların atanması ve eğitimdeki özelleştirme uygulamaları konuşulurken, ana gündemi TÜGVA, Ensar Vakfı ve İlim Yayma gibi dini değerleri ön planda tutan vakıf ve derneklerin eğitimdeki yapılanmaları oluşturdu. Eğitim İş İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Yılmaz Dalgalı, sendika adına açıklamalarda bulundu. Liyakatsiz ve torpil ile atanan yöneticilere yönelik eleştirilerini paylaşan Dalgalı, bu konuda zor bir dönemden geçtiklerine dikkat çekere, liyakatsiz yöneticilerin okullarda baskıcı yapılar oluşturduğunu vurguladı.
USULSÜZLÜĞE RAĞMEN SİSTEM İÇİNDE KORUNABİLİYORLAR
Dalgalı, konuyla ilgili açıklamalarında şunları kaydetti:
"Bir yolsuzluğu ya da usulsüzlüğü ortaya çıkardığımızda, o idarecinin bir şekilde başka bir yerde yeniden görevlendirildiğini görüyoruz. Her türlü usulsüzlüğe rağmen sistem içinde korunabiliyorlar. Bu nedenle gerçekten çok zor bir dönemden geçiyoruz. En büyük sorun olarak liyakatsiz yöneticileri görüyoruz. Yönetim bir vizyon ve misyon işidir. Ancak torpil ya da belli sendikalara mensubiyet üzerinden yapılan atamalar nedeniyle okullarda ciddi sorunlar yaşanıyor. Eskiden sadece mülakat vardı, sonra sınav artı mülakat geldi, şimdi sınav ve akademi modeli uygulanıyor. Ama sonuç değişmedi. Liyakatsiz yöneticiler okullarda baskıcı yapılar oluşturuyor. Biz okullara gittiğimizde artık eğitimin sorunlarını konuşamaz hâle geldik. Öğretmenler odasında sürekli idarecilerin usulsüz uygulamaları konuşuluyor. Bu durum eğitimi doğrudan etkiliyor. Öğretmenin huzurlu olması gerekir ki sınıfa sağlıklı girsin. Ancak son dönemde baskılar o kadar arttı ki yöneticiler, ‘Nasıl olsa bana bir şey olmaz’ anlayışıyla hareket ediyor. Bunu ülkenin en büyük sorunlarından biri olarak görüyoruz. Okul idaresi; öğretmenlerin ve çalışanların verimli olması, okul ortamının huzuru açısından çok kritik bir noktada. Buna rağmen yanlış uygulamalar devam ediyor"
MAARİF MODELİ ELEŞTİRİSİ: TEK TİP MÜFREDAT DAYATMASI
Ayrıca dalgalı, AK Parti iktidarının eğitim politikası olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yönelik eleştirilerini de aktardı. Müfredatta yapılan değişikliklerin eğitimdeki büyük sorunlar arasına yer aldığına dikkat çeken Dalgalı, Maarif Modeli uygulamasının öğrenci profilleri ve velilerin sosyoekonomik durumları gözetilmeden hazırlandığını kaydetti. Dalgalı, söz konusu modelle ilgili eğitimcilere de danışılmadığını hatırlatarak tek tip müfredatın dayatıldığını belirttiği konuşmasında, "Bir diğer büyük sorun yeni müfredat ve eğitim modeli. Tabanın, yani eğitim emekçilerinin görüşü alınmadan hazırlandı. Pilot uygulamalar yapılmadan hayata geçirildi ve şimdi sancılarını yaşıyoruz. İzmir’in merkezi bir okulu ile bir kenar mahallesindeki okulun koşulları aynı değil. Altyapılar, öğrenci profilleri ve velilerin sosyoekonomik durumu farklı. Bunlar gözetilmeden tek tip bir müfredat dayatıldı. Müfredat yasalaştıktan sonra öğretmenlerden görüş alındı. Binlerce sayfa rapor hazırlandı ama iş işten geçmişti. En başta yapılması gereken en sona bırakıldı" ifadelerine yer verdi.
ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI DERSİNDE SADELEŞTİRMEYE GİDİLDİ
Toplantının devamına, yeni müfredatta Atatürk İlke ve İnkılapları dersinde ciddi boyutta sadeleştirme olduğuna dikkat çekilerek, "Atatürk İlke ve İnkılapları derslerinde ciddi sadeleştirmeye gidildi. Ortaokul 8. sınıfta okutulan derslerde, ‘Lisede tekrar ediliyor’ gerekçesiyle içerik azaltıldı. Bu, Atatürkçülüğü eğitimden uzaklaştırma çabasının bir parçasıdır" ifadelerine yer verildi.
İMAMLAR VAİZLER OKULLARA GİRİYOR
Ayrıca okullarda TÜRGEV, TÜGVA, Ensar, İlim Yayma gibi bilimsel eğitimden uzak maneviyatı ön plana alan vakıflarla Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokollere tepki gösterildi. Bu tür protokollerin cemaat ve tarikatları okullara sokmak olarak değerlendiren Dalgalı, ‘Değerler eğitimi’ adı altında çevre ve doğa gibi kavramlar yok; imamlar, vaizler, manevi danışmanlar okullara giriyor. Eğitim psikolojisi ya da pedagojik formasyonu olmayan kişiler ders anlatıyor. Bornova bu uygulamaların pilot ilçelerinden biriydi. İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü önünde büyük bir eylem yaptık. Öğretmenler birlik oldu. Dedik ki: Öğretmen okulda, imam camide olur. Bu kadar net" dedi. Bu tür protokollere tepki gösteren öğretmenlere yönelik baskılar olduğunu dile getiren Dalgalı, okullarda paralel birer yapı oluşturulduğunu vurguladı.
O OKULDA BİR DAHA FAALİYET GÖSTEREMEDİLER
Kamuoyu baskısı oluşturulduğunda bahsedilen türdeki vakıfların okullardaki faaliyetlerinin de düştüğüne dikkat çeken Dalgalı, şöyle konuştu:
“Bu protokollerin çoğu bakanlık düzeyinde yapıldığı için yerelde direnç gösteren öğretmenler baskı görebiliyor. Ama biz haberleştirdiğimizde, kamuoyu baskısı oluştuğunda geri adım atıldığını da gördük. Örneğin TÜGVA’nın bir okulda broşür dağıtması haber olduktan sonra, o okulda bir daha faaliyet gösteremediler. Bornova’da şu an hiçbir okula imam giremiyor. Yasal dayanağı olmasına rağmen fiilen engellendi. Çünkü baskı oluşturduk. Okullarda adeta paralel bir yapı oluşmuş durumda. Vakıf temsilcileri il millî eğitim müdürü gibi davranıyor, okul müdürleri korkudan boyun eğiyor. Bilal Erdoğan’ın eğitimle ilgili açıklamaları bile Millî Eğitim Bakanı gibi algılanıyor"
"KAYNAKLAR İMAM HATİPLERE AKTARILIYOR, DİĞER OKULLAR İHMAL EDİLİYOR"
Dalgalı, eğitimdeki bir diğer sorunun da kaynakların imam hatiplere aktarılmasına ve oluşan norm kadro sorununa da değinerek, "Bir diğer büyük sorun norm kadro mağduriyetleri. Öğretmenler, aile düzenleri hiçe sayılarak başka ilçelere gönderiliyor. Bununla ilgili defalarca eylem yaptık ama üyelerimizin dahi eylemlere katılmakta çekindiğini görüyoruz. Korku toplumu yaratıldı. Bornova’daki okul dağılımı da adaletsiz. Bazı imam hatip okulları bomboşken, merkezi okullarda sınıflar tıklım tıklım. Kaynaklar imam hatiplere aktarılıyor, diğer okullar ihmal ediliyor" ifadelerini kullandı.
"ÖDÜL VE CEZA SİSTEMİNDE SENDİKAL AYRIMCILIK VAR"
Dalgalı konuşmasının sonunda, iktidara yakın sendikaya üye olan eğitimcilerin cezalandırıldıklarını da dile getirerek, "Ödül ve ceza sisteminde de sendikal ayrımcılık var. Yetkili sendikaya üye olanlar korunuyor, diğer sendikalara üye olanlar ise kolayca cezalandırılıyor. Ödüllerin büyük bölümü idarecilere ve belirli sendika üyelerine veriliyor.
Tüm bunlar öğretmenleri yalnızlaştırıyor, korkutuyor ve örgütlü mücadeleyi zorlaştırıyor. Velilerle ortak bir mücadele zemini oluşturmak istedik ancak ne yazık ki yeterli karşılık bulamadık. Oysa veliler işin içine girdiğinde tablo tamamen değişebilir" dedi.
Eğitimde dinileşmeye ‘paralel yapı’ tepkisi: “Öğretmen okulda, imam camide olur”
Eğitim İş Sendikası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Eğitim İş İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Yılmaz Dalgalı, 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne yönelik eleştirilerini paylaştı. Ayrıca Dalgalı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından imzalanan protokoller kapsamında okullarda çeşitli vakıf ve kuruluşların faaliyet göstermesine yönelik de konuştu.
Yayınlanma :
07.02.2026 18:15
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: