Bornova Belediyesi Meclis Üyesi ve Hukuk Komisyonu Başkanı Av. Tansel Ertürk, geride bırakılan 2025 yılına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Ertürk, yılın genel atmosferini özetleyerek başladığı konuşmasında, "2025 yılı hemen her gün operasyon haberleri ile uyandığımız, siyasilerin, gazetecilerin mahkeme koridorlarından çıkamadığı, muhalefetin ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin yargı eliyle baskı altına alınmaya çalışıldığı, kadınların ve çocukların öldürüldüğü, insan hakları ihlallerinin yaşandığı, milyonlarca çalışan ve emeklinin hayat pahalılığı altında ezildiği, siyasi gerilimlerin doruk noktasına ulaştığı her açıdan kötü bir yıldı" ifadelerini kullandı.
"Demokrasi ve Hukuk Adına Utanç Yılı"
Bir hukukçu olarak yaptığı tespitte 2025 yılını "Demokrasi ve hukuk adına utanç yılı" olarak nitelendiren Ertürk, adaletin toplumsal ve ekonomik yansımalarına dikkat çekti:
"Adaletin olmadığı bir yerde demokrasiden bahsedemezsiniz. Demokratik hukuk devletlerinde yargı, iktidarı millet adına denetleyen ve milleti keyfi uygulamalardan koruyan erktir. Yargı erki ancak bağımsız olduğunda bu amacına hizmet edebilir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve sürdürülmesi, bir ülkenin özgürlüğünün, demokrasisinin ve geleceğinin teminatıdır. Adaletin olmadığı bir düzende aidiyetten ve umuttan da bahsedilemez. Bu durumun çok ciddi ekonomik ve sosyolojik sonuçları olur. Tıpkı çocuklarımızın, gençlerimizin ilk hedefinin yurt dışına çıkmak olması, ülkenin geleceğinin ülkeyi terk etmek istemesi gibi..."
"Yargı Siyasallaşmadı, Bireyselleşti"
Türkiye'deki yargı sisteminin durumunu analiz eden Ertürk, yargının artık siyasallaşma tartışmalarının ötesine geçtiğini savundu. Ertürk, "Bir ülkede yargının siyasallaşması tartışmasının yapılabilmesi için o ülkede öncelikle hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı gibi günümüz demokrasilerinin temel ilkelerinin kabul edilmiş olması gerekir. Bizim ülkemizde ne yazık ki yargının siyasallaşması bir yana yargı bireyselleşmiş durumda. Türkiye'de yargı erki tek elde toplanmış durumda" dedi.
İmamoğlu Süreci ve Yargı Mekanizması
Av. Tansel Ertürk, yargı mekanizmasının işleyişine dair en somut örneğin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu süreci olduğunu belirtti. İmamoğlu'nun 2014'ten beri girdiği tüm seçimleri, iptal edilenler dahil kazandığını hatırlatan Ertürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Tüm anketler Sayın İmamoğlu'nun gireceği ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların büyük çoğunluğunu alarak Cumhurbaşkanı olacağını işaret ediyordu. Yıllardır devam eden ve artık iflas etmiş politikalarıyla AKP iktidarının en büyük alternatifi ve milyonların, özellikle de yeni kuşağın en büyük umudu CHP ve Ekrem İmamoğlu'ydu. Bu durumu mevcut iktidar da takip ediyor ve biliyordu. Ne olduysa sonrasında oldu! Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Selçuk Kozağaçlı, Canan Kaftancıoğlu, Emin Çölaşan gibi muhalif isimleri yargılayan ve cezalandıran, Adalet Bakanlığı Yardımcılığı gibi siyasi görevlerde bulunmuş bir kişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı. Bu kişi, Anayasa Mahkemesi'nin Enis Berberoğlu'na ilişkin verdiği hak ihlali kararını uygulamayarak AYM'nin kararını tanımamasıyla da biliniyordu."
"Melih Gökçek Hakkında Hiçbir Şey Yapılmazken..."
Ertürk, Ankara eski Belediye Başkanı Melih Gökçek ile Ekrem İmamoğlu süreçlerini kıyaslayarak yargıdaki çifte standarda işaret etti:
"Bu atamayı takiben, sadece Ankara AKP'li eski Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında 100'e yakın suç duyurusu varken ve hiçbir şey yapılmıyorken, Ekrem İmamoğlu hakkında 'Bilirkişiyi Etkilemek', 'Akın Gürlek'i tehdit', 'usulsüz harcama', 'diploma nedeniyle evrakta sahtecilik', 'PKK'ya destek', 'yolsuzluk', 'rüşvet' ve hatta 'casusluk' nedeniyle soruşturmalar açıldı. Ekrem İmamoğlu tutuklandı ve aynı gün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden tedbiren uzaklaştırıldı. İsmi ve resmi yasaklandı, sosyal medya hesaplarına erişim engellendi. Ekrem İmamoğlu ne zaman iktidarın alternatifi oldu o zaman akla hayale gelmeyecek davaların ve tedbirlerin muhatabı oldu. Yargının siyasallaşmasının ve hatta bireyselleşmesinin en bariz örneği Ekrem İmamoğlu'na yapılanlardır. Herkesin bildiği üzere Sayın İmamoğlu Cumhurbaşkanlığının en güçlü adayı olmasaydı belki de bu davaların, tedbirlerin hiçbiri olmayacaktı."
2025 Bilançosu: Tutuklamalar, Kadın Cinayetleri ve Sansür
Konuşmasının son bölümünde 2025 yılının istatistiksel verilerine ve yaşanan olaylara değinen Ertürk, yılın hukuk ve demokrasi açısından tam bir gerileme yılı olduğunu vurguladı. Ertürk'ün paylaştığı bilanço şu şekilde:
"Bu yıl erkek şiddeti sonucu 300’e yakın kadın, 60'ın üzerinde çocuk öldürüldü. 40'a yakın gazeteci tutuklandı, 100'ün üzerinde gazeteci göz altına alındı. Korkunç bir sansür uygulandı, binlerce site ve içerik kapatıldı, toplantı ve gösteriler nedeniyle 5000'e yakın insan göz altına alındı, birçok insan tutuklandı. Parti genel başkanları tutuklandı, TÜSİAD Başkanı bir konuşması nedeniyle göz altına alındı. Fatih Altaylı gibi muhalif gazeteciler tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Barosu Başkanı Sayın Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında hapis istemiyle dava açıldı. Muhalif dizi oyuncuları dizilerden kovuldu."
"Gelecekte İbretle Anlatılacak"
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından yaşanan siyasi baskılara da değinen Ertürk, CHP’li belediye başkanları, eski belediye başkanları, başkanvekilleri ve yüzlerce bürokratın tutuklandığını hatırlattı. Sadece bu tutuklamalar üzerine yapılan protesto gösterileri nedeniyle 2000'in üzerinde insanın ve gencin gözaltına alındığını belirten Ertürk, sözlerini şöyle tamamladı:
"Cumhuriyet Halk Partisinin Kurultaylarının, Kongrelerinin iptali için davalar açıldı. Genel Başkanımız Özgür Özel'e fiili saldırı gerçekleşti. CHP İstanbul İl Binasında yaşananları anlatmaya bile gerek yok. 2025 yılı her gerçek demokrat için utanç yılıdır ve gelecekte ibret alınması gereken bir yıl olarak anlatılacaktır."
Yorumlar
Kalan Karakter: