GÜLPERİ TİBİN/ GERÇEK HABERCİ - Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) tarafından, ihracat birliklerinin 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılına ilişkin öngörülerinin kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir basın toplantısı düzenlendi. Birlik başkanları ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda ilk olarak söz alan EİB Koordinatörü Jak Eskinazi, “Her yıl olduğu gibi Ocak ayının ilk günlerinde bir araya gelerek, geride bıraktığımız yılı yalnızca rakamlarla değil, şartları ve sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeyi önemsiyoruz. 2025’te dünya ekonomisi, ‘ılımlı ama kırılgan büyüme’ ve yüksek jeopolitik/finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl görünümündeydi. Ne sert bir resesyon ne de güçlü bir sıçrama ekonomik büyümede yaşandı. Büyüme oranları tarihsel ortalamaların altında kalırken, enflasyonun çoğu büyük ekonomide kademeli olarak gerilediğini gördük, fakat bu durum hala tamamen çözülmüş değil” ifadelerini kullandı.
JEOPOLİTİK GERİLİMLERE DİKKAT ÇEKTİ
Eskinazi, konuşmasına şöyle devam etti:
“Gelişmiş ülkelerde enflasyon 2025’te hedeflere yakınsarken, para politikası “yüksekten aşağıya” geçiş sürecinde; faiz indirimlerinin kademeli ve temkinli şekilde yapıldığı bir yıl oldu. Faizlerdeki kademeli düşüş, özellikle 2024’te baskılanan özel talep ve yatırımlar için kısmi destek sağlarken, borçlanma maliyetleri hâlâ pandemi öncesine göre yüksek kalıyor. Gelişmekte olan ülkelerde kur oynaklığı, dış finansmana erişim ve yüksek kamu/özel sektör borcu, finansal kırılganlıkları arttıran ana kanallar olarak öne çıkıyor. Artan korumacılık ve ticaret bariyerleri, küresel ticaret hacmini baskılıyor; 2025 ve sonrasında ticaret politikası belirsizliğinin yüksek seyretmesi bekleniyor. Jeopolitik gerilimler, enerji ve emtia fiyatlarında dalgalanma riskini yüksek tutarak hem enflasyon beklentilerini hem de yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla 2025 yılı, küresel ölçekte belirsizliklerin kalıcı hale geldiği, ticaret savaşlarının derinleştiği, korumacılığın arttığı ve jeopolitik risklerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiği bir yıl oldu. Tüm bu gelişmelerle birlikte küresel finansman koşulları da sıkılaştı. ABD ve Çin’in yapay zeka yatırımlarıyla birlikte, yapay zekaya bağlı artacak enerji gereksiniminin ve nadir elementlerinin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Yapay zeka üreticilerinin, kullanıcılarının, geliştiricilerinin, siber güvenlik ve otonom yapay zeka alanında çalışan firmaların şirket değerlerinin trilyonlarca ABD dolarını bulduğu bir yılı geride bıraktık. Yapay zekanın yüksek düzeyde ihtiyaç duyduğu enerji gereksinimi karşılamak için bir kısım ülkelerin tekrar nükleere yatırıma döndüğünü gözlemledik. Hep birlikte Avrupa’nın teknolojide ve enerji alanında Çin ve ABD’nin gerisinde kaldığını gördük.”
TÜRK EKONOMİSİ ÇOK KATMANLI BİR SINAVDAN GEÇTİ
Dünya genelinde zorlu bir ortam olduğunu ifade eden Eskinazi, Türk ekonomisinin çok katmanlı bir sınavdan geçtiğini belirtti. Eskinazi, açıklamasında şunları kaydetti:
“Küresel bu zorlu ortamda Türkiye ekonomisi de 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti. 2025 yılında enflasyonla mücadeleyi önceleyen ekonomi yönetimi, TÜFE enflasyonunu 2024 yılsonu yüzde 44,38’den 2025 yıl sonu yüzde 30,89’a düşürdü. 2025 yılı; enflasyonun yüzde 13,49 puan gerilediği, TCMB politika faizinin yıl başındaki yüzde 47,5 seviyesinden yıl sonunda yüzde 38’e düştüğü ve büyümenin yüzde 3,3–3,4 aralığında gerçekleşmesinin beklendiği bir yıl oldu. Enflasyondaki düşüşte Türk Lirası’nın reel değerinin korunması esas nedenler arasında yer aldı. Son bir yılda USD/TL paritesi yaklaşık yüzde 21 oranında artarken, Euro/TL paritesi yaklaşık yüzde 38 oranında arttı. 2025 yılında Euro’nun USD’ye karşı yüzde 13,5 değer kazandığı bir yıl oldu. 2025 Euro/TL paritesinin yaklaşık olarak yıllık enflasyon oranı kadar arttığı, USD/TL paritesinin ise yıllık enflasyonun yaklaşık yüzde 55’i kadar arttığı bir yıl oldu. Dolayısıyla, Euro bölgesine ihracat yapan sektörlerde bir artış görülürken, USD cinsi ihracat yapan sektörlerini daha zorlandığı bir yıl oldu. 2025 yılı, ihracatçılarımız açısından şirket kârlılığının azaldığı bir yıl oldu. TCMB faizlerindeki düşüşün, kredi maliyetlerinde istenilen seviyede bir indirim sağlamamasına bağlı olarak; özel sektörün 2025 yılında döviz cinsi borçlandığına şahit olduk. Özel sektörün 2025 Ekim sonu itibariyle yurtdışından sağladığı döviz cinsi uzun vadeli kredi borcu bir önceki aya göre 3,4 Milyar USD artarak 210,7 Milyar USD’ye ulaştı. 2025 yılı Ekim sonuna göre özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcunun 1 yıla kadar olan vade dağılımı incelendiğinde, toplam borç tutarının 63,9 milyar ABD doları olduğu görülmektedir. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki maliyet sorunları nedeniyle birçok firmamızın 2025 yılında da yurtdışı borçlanmaya devam ettiğini gördük. Bu da olası döviz şoklarında ciddi finansal risk ve kırılganlık oluşturmaktadır. 2025 yılı, tekstil ve hazır giyim bazı emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın; Mısır gibi enerji ve işgücü maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere üretimlerini taşımaya devam ettikleri bir yıl oldu. Hazır giyim ve tekstil sektörü, 2025 yılında ciddi istihdam kaybı yaşadı.”
TÜRKİYE İHRACATI DIŞ TİCARET AÇIĞINI BESLEMEKTEDİR
Eskinazi, Türkiye ihracatının rakamsal verilerini de değerlendirdiği konuşmasında, “Türkiye ihracatı rakamsal olarak 2025 yılında 273,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında ihracatımız Türkiye geneli 2024 yılına göre yüzde 4,5 oranında artmıştır. Türkiye'nin ihracatı, yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemektedir. Özellikle imalat sanayinde ara malların yüzde 60-70'i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği aynı anda ortaya koymaktadır: Birincisi Türkiye’de ana sanayinin üretim hacmi ve çeşitliliğinin arttığı, ikincisi bu üretimi besleyen yerli tedarik zincirinin aynı hızda güçlenemediği gerçeğidir. Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi anlamına gelir” ifadelerini kullandı.
EİB’İN 2025 PERFORMANSINI DEĞERLENDİRDİ
Ege İhracatçı Birliklerinin 2025 performansını da değerlendiren Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri 2025 performansına bakacak olursak; bu genel çerçeve içinde Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2025 yılı ihracatımız 18,505 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir” dedi. Eskinazi, konuşmasına şöyle devam etti:
“Sektörel bazda baktığımızda, artış gösteren sektörlerimiz: Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar, Demir ve Demir Dışı Metaller, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Tütün, Maden. Artışları sadece başarı, düşüşleri sadece başarısızlık olarak okumak doğru değildir. Bazı sektörler maliyet baskısına rağmen üretimi sürdürmüş, bazı sektörler ise kârlılığı korumak adına bilinçli daralma yaşamıştır. 2025 yılı ihracat artışında en önemli unsurlardan biri Euro/Dolar paritesinin Euro lehine hareketidir. 2024 yılı ortalama Euro/Usd paritesi 1,075 iken, bu oran 2025 yılında ortalama 1,142 olmuştur. Yıllık bazda parite artışı ortalama yüzde 6 olmuştur. Dolayısıyla, ihracatımızın yaklaşık yüzde 45’nin Euro bölgesine olduğunu düşünürsek, 2025 yılındaki ihracatımızın 2024 yılına göre fazla olmasında artışın yaklaşık yüzde 2,7’si parite etkisinden kaynaklanmaktadır. Parite etkisi ihracat artışında önemli bir ivme yaratmıştır. Yüzde 4,5’luk yıllık ihracattaki artışın yüzde 2,7’lik kısmı parite etkisinden kaynaklanmaktadır. Türkiye geneli ihracatımız 2025 yılında ihracatta 273,4 milyar dolarlık seviyeye ulaştı. Bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artış gösteren ihracatımız aslında parite etkisinden arındırdığımızda, gerçekte yaklaşık yüzde 1,8 oranında arttığını görmekteyiz. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre yüzde 1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre yüzde 1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.”
BİR KRİZLE KARŞI KARŞIYAYIZ
Eskinazi, mevcut politika değişmediği sürece kalıcı bir krizin kapıda olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
“USD endeksinin 2025 yılındaki değer kaybı yaklaşık %9,7 olduğunu düşündüğümüzde, USD’nin değer kaybına bağlı olarak ihracatçılarımızın gelirleri erozyona da uğradığı için karlılık açısından 2025 yılı oldukça sıkıntılı bir yıl olmuştur. İhracatçılarımız mevcut müşterilerini kaybetmemek adına kardan taviz vererek çalışmaya devam etmişlerdir. İhracatçının çalışma sermayesi 2025 yılında 2024 yılına göre erimeye devam etmiştir. Enflasyonu düşürme programının en büyük yan etkisi, emek yoğun ihracat sektörlerinde karlılık ve özsermaye erimesi olmuştur. 2022–2025 dönemindeki konkordato rakamları, reel sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koymaktadır: 2022’de yaklaşık 1.587, 2023’te 1.516 olan konkordato başvuru sayısı, 2024’te 3.497’ye çıkarak bir yılda yaklaşık yüzde 130 artış göstermiştir; 2025’te ise henüz yıl tamamlanmadan, sadece ilk 9 ayda 4.424 dosya açılarak 2024’ün tamamı aşılmıştır. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krizle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.”
FEDAKARLIKLARIN DESTEKLENMESİ ŞARTTIR
Eskinazi, konuşmasını şu şekilde noktaladı:
“2026’ya dair beklenti ve değerlendirmelerime gelince sahadan gelen gözlemlerim ve Birlik Başkanı olarak değerlendirmem şudur: Türkiye’nin en büyük sorunu, öngörülebilirliğin zayıflamasıdır. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz. 2025 yılı verileri, mevcut koşulların geçici değil, yapısal riskler taşıdığını göstermektedir. 2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkün ve gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir. Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak, sorunları görmezden gelen değil, sahadaki gerçekleri dile getiren bir duruşu benimsiyoruz. İhracatçımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur.”
Yorumlar
Kalan Karakter: