Yayında, anket şirketlerinin tutarlılığı, Adalet ve Kalkınma Partisi seçmeninin ideolojik dağılımı, sağ bloktaki olası yeni seçim ittifakları ve ABD ile Türkiye arasında imzalanacağı öne sürülen 500 milyar dolarlık enerji anlaşması detaylı bir şekilde ele alındı.
"Geçersiz oy kullanırım diye bir soru sorulur mu ya?"
Ahmet Nesin, bir anket firmasının katılımcılara "Geçersiz oy kullanırım" şeklinde bir seçenek sunmasını eleştirerek anketin güvenilirliğini sorguladı. Nesin, "Böyle bir soru soruluyor muydu önce? Kararsızların oy oranı ayrı, geçersizlerin ayrı, oy kullanmayacağım ayrı. Ama geçersiz oy kullanırım diye bir soru sorulur mu ya? Geçersiz oy kullanır mısın diyecek, o da evet diyecek" ifadelerini kullandı. Bu oranın anket sonucunda yüzde 4.2 çıkmasını mantık dışı bulduğunu belirten Nesin, tepkisini "1 milyon seçmenin 80 bin kişisi sandığa gidecek, yanlış oy verecek. Öyle bir şey mümkün mü? Zahmet eder evinden çıkar pazar günü, oyu yanlış sayılsın. Amacı nedir? Bu kadar insanın bu amaçla gitmesi olanaksız bir şey" sözleriyle dile getirdi.
Serdar Öztürk ise anket firmalarının artık yüz yüze anket yapmaktan vazgeçtiğini ve süreçlerin tamamen telefon üzerinden yürütüldüğünü hatırlattı. Kişisel veriler açısından sorunlar olabileceğine değinen Öztürk, "Kişisel veriler açısından aranılan numara biliniyor. Oyunun rengi belli olabilir diye yasak olabilir ama onu izah edenler bazen denetleyenlerin bu kayıtları dinlediklerini söylediler. Bence bir sakınca olabilir. En azından sesimizin kaydedildiğine dair bir uyarı olsa daha iyi olur" dedi.
Geçersiz oy kullanma eğilimindeki seçmen profilini de değerlendiren Öztürk, toplumda sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere karşı bir güven sıkıntısı olduğunu belirterek, "İnsanlar örgütlenmeden zaten kaçıyorlar. Çok uzun zamandır örgütlü bir toplum değil. Bu sonuç sanki bana biraz eğitim seviyesi yüksek bir denek kitlesi üzerinde yapılmış gibi geliyor. Gelip de gideceğim ama hiçbir siyasi partiye vermeyeceğim, geçersiz oy kullanacağım demek biraz bilinç düzeyi yüksek anlamına geliyor" tespitinde bulundu.
"Bu aslında AK Parti'ye verilmiş bir mesaj"
Yayının ilerleyen bölümlerinde AK Parti seçmeninin ideolojik dağılımına yönelik başka bir anketin verileri tartışıldı. Ahmet Nesin, ankette yer alan yüzde 12.1 Atatürkçü, yüzde 3.3 demokrat ve yüzde 1.3 sosyalist oranlarına dikkat çekerek, "30 milyon seçmenin oy verdiği yerde 5 milyona yakın sosyalist, demokrat ve Atatürkçü AK Parti'ye oy veriyor. Hangi zekayla bu anketi açıklarlar? Şaşkınlığım yani. Hiç utanma diye bir şey kalmadı mı acaba?" sözleriyle oranların gerçeklik payı olmadığını savundu.
Serdar Öztürk, bu oranların sayısal değerinden ziyade içerdiği siyasi mesaja odaklanılması gerektiğini savundu. Öztürk, anketin MHP tabanıyla ilgili bir gerçeği yansıttığını öne sürerek, "Bence orada o yüzde 1'lik, yüzde 5'lik rakamlar çok bir şey ifade etmiyor. Aslında bu MHP'lilerin çok uzun zamandır dile getirdiği 'bu ittifak bizim tabanımızı AK Parti'ye kaydırıyor' söyleminin aslında doğru olduğunu gösteriyor. Aslında bu AK Parti'ye verilmiş bir mesaj. Sizin tabanınızın çoğunluğu söylediğiniz gibi o milli görüşçü taban değil, aslında milliyetçi taban. Oradan o seçmenden daha çok oy alıyorsunuz demek. Asıl bakılması gereken AK Parti'nin o yüzde 70 tabanını oluşturan kesim" ifadelerini kullandı.
Meclis çoğunluğu ve yeni ittifak senaryoları
Yeni sistemde ittifakların zorunluluğu ve meclis aritmetiği de gazetecilerin gündemindeydi. MHP'nin AK Parti ile ittifak yapmaması durumunda meclise giremeyeceği tezini savunan Nesin'e karşılık Öztürk, meclis çoğunluğunun iktidar için kritik bir unsur olduğunu vurguladı. Öztürk, "Erdoğan adaylık konusunu aşsa, üstüne yüzde 50+1'i de aşsa ama bu sefer de şöyle bir sorun çıkıyor. Mecliste çoğunluk ne olacak? Meclis çoğunluğunu elde edememiş bir cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yürümesi mümkün değil. Ya da çok zor yürür. Bir siyasi partinin çatısı altında tek liste üzerinden mi yoksa herkes kendi güçlü olduğu bölgelerde kendi listesinden mi girsin tartışması önümüzdeki günlerde çok yapılacak" dedi.
Ahmet Nesin, meclisteki dengeleri değiştirebilecek yeni bir muhalefet bloku ihtimaline işaret ederek, "İkinci bir tehlike var ve bugünlerde konuşulmaya başlandı. Zafer, Gelecek, Deva, Saadet ve Yeniden Refah ortak seçime girerlerse İYİ Parti ile beraber yüzde 17 gibi bir rakam ediyor. İYİ Partisiz 12 gibi bir rakam ediyor. Bu da meclisi çok ciddi bir şekilde sarsacak bir sayı" değerlendirmesinde bulundu.
"Savaşmadan Türkiye'ye el koymak"
Yayının son bölümünde, ABD ile Türkiye arasında 2026 NATO Ankara Zirvesi'nde imzalanması planlandığı iddia edilen 500 milyar dolarlık "Stratejik Enerji Planı" masaya yatırıldı. Anlaşmanın petrol, doğalgaz ve finans sisteminde ortaklık, Amerikan şirketlerinin Türkiye'de doğrudan yatırım yapması, Türkiye'nin Avrupa'ya aktarılacak enerji için ana merkez olarak kullanılması ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılması gibi maddeler içerdiğini aktaran Nesin, durumu "Türkiye'nin her şeyine savaşmadan el koyuyoruz gibi bir şey mi?" sözleriyle özetledi.
Serdar Öztürk, bu iddiayı doğrulayan nitelikteki analizinde ABD'nin uzun vadeli küresel stratejisine dikkat çekti. CAATSA yaptırımlarının temelinde İran ve Rusya olduğunu hatırlatan Öztürk, "Erdoğan Trump'ı ziyaret ettiğinde söylenenlerden biri neydi? Erdoğan artık Rusya'yla ticaretini azaltacak. Amerika'dan alacaksınız diyor. Türkiye'deki petrol ve doğalgaz boru hatlarında Türkiye Rusya'yla ortak değil mi? Rusya'yı çıkaracaksın, benimle ortak olacaksın diyor. Bu kadar basit. Finans sistemi dediği şey Rusya ve İran'ı kontrol altına almak, tabii onun gerisinde Çin'i kontrol altına almak" dedi.
Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel askeri operasyonlarının yüksek maliyetini müttefiklerine ödetme stratejisi güttüğünü ve Amerikan ordusunun donanım maliyetlerine dikkat çeken Öztürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Eğer İran için oraya o kadar uçak gemisi, o kadar asker, o kadar silah yığıyorsa bunun bir maliyeti var ve bunun maliyetini birileri ödeyecek. Tıpkı Gazze'de olduğu gibi. Hem savaşırken teknoloji açısından oradan para kazanıyor hem de yıktığı yeri yeniden yapmak için yine bizden para topluyor. Okuduğunuz analiz tam da sizin dediğiniz gibi okur okumaz ben de aynı şeyi hissettim. Bu savaşmadan Türkiye'ye el koymak."
Yorumlar
Kalan Karakter: