Gazeteciler Ahmet Nesin ve Serdar Öztürk, gündemi değerlendirdikleri programda, Cem Yılmaz’ın "fuhuşturucu" (fuhuş ve uyuşturucu) olarak tanımladığı suç ağına yönelik operasyonların zamanlamasına dikkat çekti. Dünyada Epstein davasının konuşulduğu bir dönemde Türkiye’de benzer operasyonların başlamasının tesadüf olup olmadığını sorgulayan gazeteciler, sürecin ekonomik ve istihbari boyutlarını ele aldı.
"TESADÜF MÜ, YOKSA PLANLI BİR ÇÖKME OPERASYONU MU?"
Programda söz alan Ahmet Nesin, dünyada ve Türkiye'de olayların eş zamanlı gelişmesine dikkat çekerek, "Bir takım şeyler bir dünyada niye aynı anda her yerde oluyor? Cem Yılmaz'ın deyimiyle 'fuhuşturucu' çetesi sistemi... Niye dünyada Epstein'ın kabardığı bir dönemde burada ortaya çıktı? Onun bir mantığı olabilir mi yoksa ben mi işkilleniyorum?" sorusunu yöneltti.
Serdar Öztürk ise bu durumu ABD Adalet Bakanlığı’nın belgeleri veya istihbarat servisleri aracılığıyla Türkiye’ye bilgi akışı sağlamış olabileceği ihtimaliyle değerlendirdi. Ancak Öztürk, Türkiye’deki sürecin farklı işlediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bizimkisi daha çok servet transferi gibi görünüyor. Yani daha önce çeşitli defalar başka operasyonlarla ismi ne olursa olsun, bir çökme operasyonu gibi. Çünkü Merkez Bankası kripto parayla ilgili kuruluşların yetkilerini iptal etmiş, BDDK kredi kartlarıyla ilgili düzenlemeler yapıyor. Yani o hep üstünde durduğumuz konu; para kalmadı. Devlette artık para kalmadı."
"CEZALAR VE VERGİLER YETMİYOR, HEDEF BÜYÜK SERMAYE"
Devletin bütçe açıklarını kapatmak için trafik cezaları veya zamların artık yeterli olmadığını savunan Öztürk, TAV Havalimanları yöneticisinin Fransa’da gözaltına alınmasını örnek gösterdi:
"Tav Havalimanlarının CEO'su ya da yönetim kurulu başkanı Fransa'da gözaltına alındı. Türkiye'ye gönderilecek muhtemelen. Belli ki bir çökme operasyonu var. TAV dediğiniz Türkiye'de çok ciddi bir sermaye. Ona yapılan operasyonu hafife almamak lazım. Ciddi bir para var orada. Türkiye'de iktidarın zenginleştirdiği kesime ait sermayenin bir kısmı yurt dışına çıktı. Çoğunluğu İngiltere'de ev aldılar. Hani 'Getirin paranızı hiçbir şey sormayacağız' deniliyor ama onun da sakıncasını anladılar çünkü kara para girince kredi notunuz düşüyor, gri listeye giriyorsunuz."
İSTİHBARAT SAVAŞLARI VE "MİT İÇİNDE AYRIŞMA" TARTIŞMASI
Programda istihbarat servislerinin rolü de tartışıldı. HaberTürk yayınındaki eski MİT mensubu Ali Burak Darıcılı ile araştırmacı yazar Ertan Özyiğit arasındaki gerilimi hatırlatan Ahmet Nesin, istihbarat içinde siyasi ayrışmaların olduğunu savundu.
Nesin, "Ali Burak Darıcılı, 'Bir istihbarat elemanı olarak amirim hakkında nasıl dosya tutabilirim, istihbarat örgütünün içerisinde ayrışma olmaz' dedi. Ben adım gibi biliyorum ki Darıcılı bu kadar aptal bir herif değil. Türkiye'de ne kadar siyaset varsa istihbaratın içinde de o siyasetler vardır. Hiçbir şey bilmiyorsak, Kenan Evren zamanında açıklanan 'çok gizli' MİT dosyasını biliyoruz. O dosyanın MİT’in kendi içerisindeki bir ayrışmadan kaynaklandığını biliyoruz" şeklinde konuştu.
EPSTEIN BELGELERİ VE TÜRKİYE: "SİYASİ ETKİSİ OLUR MU?"
Epstein davasında Türk isimlerin (Fettah Tamince, Enver Ören’in oğlu gibi) geçtiğini hatırlatan gazeteciler, bu durumun Türkiye siyasetine etkisini de değerlendirdi. Serdar Öztürk, Türkiye’de erkek siyasetçilerin veya iş insanlarının bu tür skandallarla yıkılmasının zor olduğunu belirtti:
"Türkiye böyle şeyleri siyasette malzeme olarak kullanabileceğiniz bir ülke değil. Özellikle erkekler üzerinden bu tür olaylar pek prim yapmıyor. Bir kadın için bunun onda biri ortaya çıkmış olsaydı linç ederdik ama erkeklerde genelde 'pas geçiliyor'. Ancak bu belgeler, malına mülküne çökülmesi için bir gerekçe olarak kullanılabilir. Yani bir sabaha karşı kapınız çalınıp mallarınıza çökülebilir."
"KIBRIS VE FALYALI BAĞLANTISI DAHA RİSKLİ"
Öztürk, Epstein belgelerinden ziyade Kıbrıs’taki Halil Falyalı arşivinin Türkiye siyaseti için daha büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı:
"Falyalı konusu ya da muhasebecisinin üzerinden yurt dışına kaçırdığı söylenen o görüntüler Türkiye'de bir sorun çıkarabilir. O görüntülerin kopyalarının Sedat Peker'e geçtiği bir dönem yazıldı, çizildi. Epstein işi Amerika'da yer yerinden oynatabilir ama Türkiye'de o belgelerin içinden çıkan Türklerin soruşturmaya uğrayacağını düşünmüyorum. Bizde bir etkisi olmaz diye düşünüyorum."
"SEÇİM İÇİN KAYNAK YARATMA ARAYIŞI"
İkili, tüm bu operasyonların ve uluslararası davaların Türkiye ayağının, yaklaşan seçimler öncesi bir kaynak yaratma çabası olduğu görüşünde birleşti. Öztürk, "Amerika'nın siyasi amacı vardı, Türkiye'dekinin siyasi amacı yok mu? Bizimkisi biraz daha o siyasi amaca hizmet etmek için bir kaynak yaratmak gibi görünüyor. O servet transferi de muhtemelen önümüzdeki seçimler için" değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: