Programda ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siyasi ve askeri gelişmeleri yorumlayan Serdar Öztürk, "Askeri anlamda o öz Koruma Birliği'nin başındaki general satmışsa siyasi anlamda da şimdi başkan olarak atanan kadın sattı diye düşünüyorum. Göreceğiz o Trump'ın makul zaman dediği sürene kadar ki bu arada geçen hafta konuştuk herhâlde ya da telefonda mı konuştuk anımsayamadım" dedi.
"Amerika Bütün Bunları Kasım Seçimleri İçin Yapıyor"
Öztürk, ABD’nin denizlerdeki hamlelerine dikkat çekerek, "Rus gemilerine, Çin Çin'e petrol götüren gemilere operasyonlar yapılması Amerika tarafından el konulması. Bunlar artık tırnak içinde benim arka bahçeme karışmayın çok net mesajı. Onun için Trump bence bazen işi deliliğe vuruyor. Bazen salağa yatıyor falan. Ama tam isteneni yapıyor. Bence bütün bunların yapmasının ve bu kadar cansiperane yapmasının nedeni de Kasım seçimleri. Kasım seçimlerini mutlaka kazanmak istiyor. Biraz burada Türkiye'ye benziyor. 2028 seçimleri gibi. Önümüzdeki 2 yıl sonra yapılacak seçimler gibi. Orada da işte bu yılın yani 2026'nın kasımında yapılacak ara seçimlerde mutlak ve mutlak kazanmak için her şeyi yapıyor. Daha doğrusu kendisine söylenen her şeyi yapıyor" ifadelerini kullandı.
Trump’ın seçim stratejisine değinen Öztürk, "Ve kazanamazsa ne olacağını da söylüyor. Aslında o kendine söylemiyor. İşte kendisinden bu tür talepte bulunan bu türöstlere o mesajı veriyor. Diyor ki Ben bir daha seçilemeyecek ya da bu seçimleri kazanamazsam bunu demokratlar kazanırsa bu ara seçimi beni görevden alırlar. Siz de size yaptığım bütün bu kıyakları unutun demeye getiriyor. Aslında mesaj onlara bence" diye konuştu.
Nesin: Amerika’da Demokrat ve Cumhuriyetçi Fark Etmiyor
Ahmet Nesin ise Avrupa ve Amerika siyasetindeki yapısal duruma işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şimdi ben Avrupa'daki işte sosyalist partiler ve komünist partilerinin çöküşünü ciddi bir şekilde inceledim. Hele Sovyet Birliği'nin dağılmasından sonra SBKP'nin dünya siyasi literatüründeki önemini eskisi gibi korumadıktan sonra ciddi olarak baktım. Niye bu oylar düşüyor ve niye genel oy %60'lara düşüyor, %54'lerden falan geçiştiriliyor diye. Çok basit yani Avrupa'nın solu dediğimiz ya da Amerika 'nın daha demokratı dediğimiz adı da üstünde Demokrat Parti. Sonuçta iki tarafta kapitalizmi savunuyor. O yüzden cumhuriyetçilerle demokratlar arasında ya da Fransa'da sosyalist partinin iktidara gelmesinde kapitalist sistemde çok ciddi bir değişim olmuyor. Ve işçi sınıfı dahil olmak üzere herkes bunu fark etmiş. O yüzden Sarkozy ile Holland arasında birtakım özgürlükler haricinde ülke yönetiminde hiçbir şey fark etmiyor."
Nesin sözlerine şöyle devam etti:
"O özgürlükler de ekonomik Hayır, ekonomik değil. Sosyal Ya da çok az ekonomik. İşte haftada 2 saat daha az çalışacaksınız gibi bir şey ama onu zaten teknolojiyle bir öyle bir çözüyor ki işçi sınıfının 2 saat az çalışması artık belki de işverenin de işine geliyor çünkü iki robotla onu devam ettiriyor orada ya da 5 robotla. Şimdi Amerika'daki sistem Hem de demokrasiyle savaşçı iktidarlar arası bir sistem değil. Bunların biliyorsun kuru kafa, kuru kemik Yale Üniversitesi'nde kurulan Soros'un da üye olduğu müthiş bir dernekleri var. Bütün emekli FBI CIA başkanlarının çok büyük iş adamlarının üye olduğu. Senede sadece iki kere toplantı yap yapıp 15 üye kabul ettikleri bir dernekleri var. Bu ılımlı İslam'ın da tartışıldığı dernek. Bu bunlar 15 iki kere toplanıp işte Ortadoğu planlarını konuşuyorlar, şu planlarını falan filan. Orada Demokrat Parti, Cumhuriyet Parti diye bir şey yok. Çünkü uçlarda o derneğe üyeyse Obama'da üye. Anlatabiliyor muyum? Bir şey fark etmiyor. Çünkü Amerika'nın geleceği orada belirleniyor. Bunlar şöyle bir karar veriyorlar. Bu dönem internet sistemini öne çıkartalım. Savaş biraz geride kalsın. Onu şey yapalım. Bu dönem savaşı öne çıkartalım."
Amerikan başkanlık sistemindeki döngüye dikkat çeken Nesin, "Amerika'da ilginç değil midir? Çok nadir başkanlar yani başkanlar derken zaten iki kere seçiliyorlar ama Demokrat Parti üç kere üst üste kazanamaz. Cumhuriyetçi Parti de üç kere üst üste kazanamaz. Bu çok nadirdir. Bütün Amerikan tarihinde iki ya da üç kere olmuştur. Bir kere de çok nadirdir. Hep iki iki iki iki gider çünkü o gruplar ona göre ayarlanmış sanki. Savaşçıysa cumhuriyetçiler gelsin, daha demokrat işler olacaksa demokratlar gelsin diye sanki kurulmuş bir kompozisyon gibi bir şey bu böyle. O yüzden Amerika'nın aynı savaşı daha medeni bir şekilde devam ettirmek istiyorsa Trump'ı azlettirmeye kadar gidebilir. Çünkü esas görevi Trump'a yaptırdı. Bundan sonra Amerika'da demokratlar iktidara gelirse yani Senato'yu alırlarsa aa özür dileriz Modra buyurun geri dön demeyecekler. O pis işi Trump yaptı" dedi.
"Amerika Savaş Çıkarmak Zorunda"
Serdar Öztürk, Amerika’nın savaş sanayisine dayalı ekonomisini anlatarak, "Burada belki tarihi açıdan Avrupa'nın daha çok savaşlarla haşır neşir olup savaşın yıkımını ve boyutlarını daha iyi yaşamış olması Amerika'nın ise bu kadar iç savaş dışında bir savaş yaşamamış olması ve sanayisinin çok önemli bir kısmını savaş sanayi üzerine kurgulama belki de bu iktidarların böyle değişmesinin zaman zaman sizin söylediğiniz gibi savaşçı iktidarların gelmesini mecbur kılıyor. Çünkü bildiğim kadarıyla dünyada en fazla uçak gemisi olan ülke Amerika Birleşik Devletleri. Şimdi bir uçak gemisi deyip geçmeyin. İçinde binlerce insan yaşıyor. ve binlerce silah ve mühimmat var. Şimdi bunları döndürmek, ekonomik anlamda söylüyorum. Yani onların yemekleri, içecekleri, uykuları, o gemilerin bir yerden bir yere gidişi, gelişi, bunlar çok ciddi masraf. Bu masrafı bir yerden çıkarmak zorundasınız. Yani eğer kapitalizm üzerine inşa etmişseniz ülkenizi bunları birilerine çıkarmak zorundasınız. Ve bu çıkardıklarınız genelde onların tabiriyle söylüyorum tırnak içinde 3. Dünya ülkeleri oluyor. Yani savaşı çıkaracağınız yer mutlaka ve mutlaka işte yeraltı ve yerüstü kaynakları mümkün olduğunca en fazla olan yerler oluyor" şeklinde konuştu.
Amerikan emperyalizminin kendi çıkarları için savaş çıkardığını belirten Öztürk, "Yani Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkeler yani hem kapitalizmi devlet biçimi olarak iyice özümsemiş hem de emperyalist olan ülkeler kendi çıkarları olmadığı sürece hiç savaş etmezler. Yani bu 2. Dünya Savaşı'nda da hani tarihi açıdan bakarsak benzerlik gösterir. Amerika Birleşik Devletleri niye Orta Doğu ile ilgilenir? Kendisinden binlerce kilometre uzakta bir yerde yeraltı kaynakları var. Şimdi Suriye ile niye bu kadar ilgileniyor? Aynı nedenle. Ukrayna ile bu kadar ilgilenmesinin nedeni ne? Aynı nedenle. İşte geçen hafta ya da evvelki hafta biz yine sizinle konuşurken Grönland yeniden gündeme gelecektir. Mutlak mutlaka dedik. Niye? E çünkü aynı nedenle. İşte Kolombiya yeniden gündeme gelecek, Küba yeniden gündeme gelecek dedik. Niye? Aynı nedenle. Yani Amerikan emperyalizmi bunu yapmak, kendi kapitalizmini ayakta tutabilmek, kendi dünyaya hükmedebilmek adına bunları bu savaşları çıkarmak zorunda" dedi.
Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü: "Sizin dediğiniz bence Amerika Birleşik Devletleri'nin dinlenme dönemi. Hani bu bu başkanın döneminde biraz internetle uğraşalım, ne bileyim çevreyle uğraşalım gibi dediği dönemler bence Amerika Birleşik Devletleri'nin o emperyalist yüzünün biraz dinlendirildiği dönemler. Çünkü hemen peşinden bir savaşçı geliyor. Ve dediğiniz gibi o savaşçıya o güne kadar yaptıramadıkları işleri yapıyorlar. Mesela Trump da aslında Cumhuriyetçilerin sizin dediğiniz o 2 yıl, 2 yıl bozan bir başkandı. Bir kez seçilmişti İşte bakın ara verip bir kez daha seçtiler. Çünkü ihtiyaç vardı. O bir İhtiyaç vardı. O bir 4 yıllık o bir ilk döneminde her istediğini yaptıramadılar ya da her istediğini yaptıramadı Trump. Onun için ikinci kez ona ihtiyaç vardı. Şimdi ikinci kez getirdiler. Yarım kalan işlerini tamamlatıyorlar aslında."
"Trump Kadar Kullanışlı Aday Bulamadılar"
Ahmet Nesin ise Trump’ın yeniden aday gösterilmesini değerlendirerek, "Ya şuradan belli ki Amerika ilk 4 yıl başkanlık yapan Trump'ı yukarısı o kadar bastırmış ki yerine başka aday değil biz gene Trump'ı istiyoruz diye çünkü hep söylüyorum en kullanışlı. Demek ki Trump'ın yerine bir 4 yıl ara verdikten sonra Biden döneminde bile Trump kadar kullanışlı bir aday bulamadıkları için Trump tekrar aday yapılmış. Bunun başka bir açıklaması yok. Söylediği gibi gerçekten bu uyuşturucu meselesi ise söylüyor. 'Amerikalı kardeşlerimizi uyuşturucudan öldürenleri öldürüyoruz' diyor. Böyle bir cumhurbaşkanı var Amerika'da yani devlet başkanı var. Şimdi bu gerçek olsa çok açık söylüyorum. 3 gün sonra Erdoğan'ı aynı şekilde götürmeleri lazım. Çünkü uyuşturucu Türkiye Venezuela ilişkileri Kolombiya'dan Venezuela'ya aktarıldığını Sedat Peker çok bariz açıkladı yani" ifadelerini kullandı.
Nesin, "Şimdi 15 gün sonra Kolombiya Devlet Başkanı Trump'la görüşecekmiş. Hı. Soru şu, 15 gün önceden bu soruyu sormak lazım. Not olarak tarihe düşelim diye. Acaba Trump, Polonya Devlet Başkanına da istersen Türkiye'ye git diyebilir mi? Mesela Türkiye'ye gelecek olsa kimin evinde misafir kalır?" sorusunu yöneltti.
Türkiye’deki Operasyonlar ve Kara Para Trafiği
Programda Türkiye’deki son gelişmeleri değerlendiren Serdar Öztürk, "Ya şimdi Türkiye'de bu çemberin içinde ve benim anladığım kadarıyla mesela Türkiye'deki bu son uyuşturucu, kara para operasyonlarının şimdi mesela hepsi ayrıymış gibi görünüyor. Bir şeyden bahsediyoruz ama zaten magazinleştirildiği için biz orada artist isimlerini birtakım sanatçıların isimlerini sürekli tartışıyoruz ama bunlar birbirinden ayrı görünse de sanki bir yerde birleşecek gibi geliyor bana. Şimdi bu operasyonlar sonuçta İBB'yi soktular içine. Son gönderdiğim haberde mesela benim çok dikkatimi çekti. Eee acaba dedim. Çünkü belki anımsarsınız Erdoğan'ın bu Kemal Kılıçdaroğlu'nun beşli çete diye adlandırdığı, o müteahhit grubuna en çok kızdığı konu buydu. Paraları yurt dışına kaçırmaları" dedi.
Öztürk, para kaçırma yöntemlerine değinerek, "Türkiye'de ya da dünyada artık ülkelerin dışına paralar böyle somut şekilde kaçırılırken çok zorlanıyor. Onun yüzünden mesela yeni bir yöntem çıkmış. Soğuk cüzdan denen kripto para. Onun üzerinden kaçırılıyor. Sonuçta bir flash belleğe ya da hard diskin içinde Milyonlarca dolar. Bir de böyle özel uçak özellikle söylüyorum özel uçak kullanılarak yurt dışına yapılan VIP seyahatler. Mesela biraz önce ismini söyledik ama böyle esprili herkes okumuştur yani izleyenler de okumuştur bu Binali Yıldırım'ın oğlu Erkan Yıldırım'ın bir Türkiye'ye yurt dışından dönüşü sonra gümrükte kontrol sırasında çıkardığı bir olay var. Yazıldı bunlar, yazıldı, çizildi, açık kaynaklarda var. Şimdi niye itiraz edersiniz böyle işlerde? Sıkıntılı bir durum vardır. Bunun tersini düşünün. Yani Türkiye'den de bir şey çıkarmak istediğiniz zaman iyi bir yol ki o dediğim gibi beşli çetenin çoğunun parasını böyle çıkardığı söylenir hep yurt dışına. Erdoğan'ın da ona çok kızdığı bilinir yani" şeklinde konuştu.
"Kapalıçarşı Operasyonları Bir Yere Bağlanacak"
Yurt dışına çıkarılan paralarla ilgili değerlendirmesini sürdüren Öztürk, "Şimdi bu yurt dışına çıkarılan paralarla bir şeyler yapılacak, ticaret devam edecek. Nasıl devam edeceksiniz? Ya Türkiye ile bir irtibatınız olacak. Hani yabancı sermaye orada bir gidip bir yabancının adına şirket kuruluyor. O yabancının adına kurulan şirketle Türkiye'de iş yapılıyor. Türkiye yabancı sermaye konusunda çıkardığı yasalar nedeniyle eğer bir problem çıkarsa İngiltere'deki mahkemeleri muhatap olarak kabul ettiği, onların vereceği karara uyacağını kabul ettiği yasalarına bunu soktuğu için de gayet rahat sanki yabancı birisi gelmiş gibi bizim bazı uyanık Türkler bu yöntemi kullanıyor. Ben de o yüzden bu özellikle dün de vardı. Sanırım 7. dalga bu Kapalıçarşı. Kapalıçarşı operasyonları Çünkü orada yani Kapalı Çarşı dedikleri yer hani belki izleyenler çoğu biliyordur da sonuçta paranın çok çabuk el değiştirdiği ve sanal bir yer. Yani aslında orada bavullarla paralar yok. İşte telefonla bir takım adamlar alıyor satıyor falan. Aslında kayıt dışının kalbi de denilebilir belki. Yani tam tanımı o olmasa bile kayıt dışının merkezi de denilebilir. Şimdi oraya yönelmişse, bunun uyuşturucuyla olan bağlantıları başka bir taraftan başka operasyonlar halinde devam ediyor ise ben diyorum ki bu operasyonlar sonuçta bir yere bağlanacak. Durup dururken İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni bu işin içine sokmadılar. Ben de o haberi okuyunca bir tereddüte düştüm yani. Gözaltına alınanların isimlerinin açık açık yazılmış olması ve ne yaptıklarının anlatılıyor olması acaba dedittirdi bana. O yüzden birbirinden bağımsızmış gibi görünen bu operasyonların bir süre sonra artık seçim atmosferine girildiğinde mi ya da seçim için birtakım pazarlıklar başladığında mı ne zaman olur bilemiyorum ama sanki bir noktaya doğru tek bir davaya ya da tek bir olaya doğru birleşeceğini düşünüyorum. Dediğim gibi daha önce de söyledim. 6. aya kadar yani 2026'nın Haziran ayına, ayının sonuna kadar ben Türkiye'de bunlardan daha önemli gelişmeler olmasını da bekliyorum" dedi.
"Merkez Bankası Kuru Kapalıçarşı’dan Ayarlardı"
Ahmet Nesin, Kapalıçarşı’nın ekonomi üzerindeki etkisini geçmişten bir örnekle anlatarak, "Şimdi Kapalıçarşı'dan bahsettin. İzleyicilerimizin Kapalıçarşı'yı daha iyi anlamaları için şu örneği vereyim size. 1990'lar da dahil olmak üzere ki mutlaka öncesi de var. vardı ve hala devam ediyordur. Merkez Bankası'nın Kapalı Çarşı'da görevli iki elemanı vardı 1990'larda. Merkez Bankası memuru sadece maaş almaya Merkez Bankası'na uğrayan Merkez Bankası'nda masası olmayan elemanlar bunlar. Merkez Bankası'ndaki döviz kurunu İşte o dönemde euro öncesi de işte dolar, sterlin, işte mark, frank, hepsinin kurunu Merkez Bankası'na bildiriyorlar. Altın, gümüş fiyatlarını bildiriyorlar. Sormuştum yani bu bunu niye böyle? Merkez Bankası dolar bazını Kapalıçarşı'daki dönüşüm ile ayarlıyor demişlerdi. Bana çok şaşırmıştım. Yıllardır da Ya bunu şikayet olarak da söylemiyorum. Büyük bir olasılık da Amerikan Merkez Bankası'nda, Fransız Merkez Bankası'nda işte borsasında bir elemanı vardır. Ne bileyim ben Kapalı Çarşı gibi bir yerinde bir elemanı vardır. Bu bu gayet doğaldır. Bunu şikayet anlamında da söylemiyorum. Ama Kapalı Çarşı'nın ne kadar belirleyici olduğunu anlatmak için söyledim bunu. Ülkenin döviz fiyatında yani Türk lirasının yükselişi alçalışı Merkez Bankası'nda dönen o sistemle çok bağlantılı gidiyor" ifadelerini kullandı.
Öztürk’ten Erken Seçim Tarihi: 2027 Nisan
Son olarak ekonomik durumu ve seçim ihtimallerini değerlendiren Serdar Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:
"Düşünün şimdi bu kadar anlattığınız ve bu kadar önemli bir yer son 2 ayda 7. operasyonu falan geçiriyor. Evet. Bir sürü döviz bürosu o bu basılıyor. Zaten ortada dediğim gibi şey somut bir para yok. Elle tutabileceğiniz. Ama 7. operasyonun yapılıyor olması ciddi bir şey. Bunun da Türkiye'nin işte içinde bulunduğu o ekonomik darboğazla ya da işte Türkiye'den bir an önce farklı yollarla yurt dışına kaçmak isteyen sermayeyle yani Türkiye 3 ya da dört kez yasa çıkarıp yurt dışındaki bir sürü parayı çekti. Bunların bir bölümü de daha sonradan anlaşıldı ki uyuşturucu parası kara para. Çünkü hiçbir şey sormayacağım dedi. Şimdi o paraların geri çıkış zamanı belki; belki de o çıkışı engellemek için bir operasyon yapılıyor. Ama dediğim gibi yani bir bakıyorsunuz operasyon yapılan televizyonlar, operasyon yapılan sektörler, işte gözaltına alınanların kimlikleri, uyuşturucu, bunlar falan aldığınız zaman o bize magazin olarak sunulan o haberlerin dışında çok daha derin sanki başka bir kabuk değiştirme, başka bir yenilenme süreci var. Bu da muhtemelen işte bana göre de en geç 2027'nin nisanında Yapılacak bir erken seçime hazırlık gibi geliyor. Bunu da yine ısrarla söylüyorum. Bu bu yılın yani 2026'nın Haziran'ına kadar bu sürecin tamamlanması gerekiyor ki kalan bir yıl içinde iktidarın eli rahatlasın. Erdoğan'ın bir kez daha cumhurbaşkanlığına seçilmesi için kafalarında kurdukları planı uygulamaya geçirsinler. Çünkü şu yıl başında çalışana, emekliye, asgari ücrete, ona buna yaptıklarıyla %40 çıkıyorlardı. %40'ı bulmaları bile bana göre mucize. Bir şey yapmaları gerekiyor. Onun için hep söylediğimiz şey, siz de zaman zaman bunu söylüyorsunuz. Ya savaş çıkaracaklar ya başka bir yol bulacaklar. Evet. Yani daha doğrusu savaş çıkarmacaklardan kasıt şu, seçimi yapmayacaklar yani. Seçimi yapmamak için savaşı bahane edecekler. Veyahut bu seçimi kazanmanın başka yolunu bulacaklar. Bu da ekonomiden geçiyor. Bu ekonomiyle seçim kazanma olasılıkları bana göre hiç yok."
Yorumlar
Kalan Karakter: