Adalet Bakanı Akın Gürlek, Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul’a yönelik yürütülen soruşturmaların son durumu ile eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in adı geçen araçlara ilişkin açıklamalarını değerlendirdi. Gürlek, din kisvesi altında kurulan lüks yaşam tarzının ve suç örgütü yapılanmasının deşifre edildiğini vurgulayarak, soruşturmanın mali boyutunun derinleşeceğini ifade etti.
Bakan Gürlek, İdris Naim Şahin’e ait olduğu belirtilen çakarlı araçların dosyada yer alması konusundaki gelişmeleri aktardı. Eski bakanın aracı kiralama yoluyla devrettiğini öne sürmesine rağmen teknik verilerin farklı bir tablo çizdiğini dile getiren Gürlek, şunları kaydetti:
“Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Kiralama yoluyla bunu verdiğini söylüyor. Ama dosyadaki deliller ile bu tutmuyor.”
HTS kayıtları beyanları yalanlıyor
Araç kullanımıyla ilgili detaylara değinen Adalet Bakanı, Mehmet Özmen ile olan tanışıklığın eskiye dayandığını ancak araç kullanım sıklığının Şahin’in anlatımlarıyla çeliştiğini belirtti. Araç sahibinin sadece İstanbul’a geldiğinde aracı kullandığını iddia etmesine rağmen HTS kayıtlarının uzun süreli kullanımı gösterdiğini ifade eden Gürlek, “Söyledikleri ile dosyadakiler uyuşmuyor” dedi.
Soruşturmanın seyrine ilişkin bilgiler veren Bakan Gürlek, Kuriş grubuna yönelik üçüncü dalga operasyonunda 15 şirkete ve 4 derneğe kayyum atandığını hatırlattı. Gözaltına alınan şüphelilerin henüz hakim karşısına çıkmadığını belirten Gürlek, yeni itirafçı beyanlarının gelmeye devam ettiğini ve paraların yurt dışına çıkarılma yöntemlerinin tespit edildiğini açıkladı. Köln’de bir yapılanma bulunduğu ve merkezin oraya taşınmak istendiği bilgisini paylaşan Gürlek, “Bu tamamen bir suç örgütüne yönelik operasyondur. Bir dini yapılanmaya dair bir operasyon değildir kesinlikle” ifadelerini kullandı.
Din kisvesi altında lüks yaşam
Örgüt lideri Alihan Kuriş’in genç yaşta zenginleşme sürecine dikkat çeken Gürlek, 25 yaşındayken Porsche marka araç kullandığını ve ailesinin mal varlığında 185 civarında taşınmaz bulunduğunu bildirdi. Vatandaşların dini duygularının sömürülerek zorla senet imzalatıldığını ve şantaj yapıldığını vurgulayan Bakan, Ahmet Arif Denizolgun’un ölümünün de ayrı bir soruşturmayla incelendiğini sözlerine ekledi.
Denizolgun’un ölümünde boğulma iddiası ve sağlık ekiplerine geç haber verilmesi gibi şüphelerin araştırıldığını belirten Gürlek, Adli Tıp Raporu’nun beklendiğini söyledi. Soruşturmanın derinleşebileceğini belirten Bakan, MASAK raporlarının önemine işaret ederek Başsavcılığın yeni şirketlerle ilgili raporlar isteyeceğini kaydetti.
Ekrem İmamoğlu’nun yargılanma sürecine de değinen Akın Gürlek, mahkeme salonundaki gerginliğe dikkat çekti. Savcılık aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin mahkemede aynı beyanları tekrarladığını gözlemlediklerini belirten Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
“Mahkemeler şov yeri değil. Savcılık aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler. Mahkeme salonunda bir heyet var, bir savcı var. Savcılık aşamasında dinlenen şahısların aynısını tekrar ettiklerini görüyoruz. Heyet sorular soruyor, Ekrem İmamoğlu bu sorulardan dolayı gerginleşiyor. Canlı yayında mahkeme yayınlansın diyorlardı. Ben şimdi Ekrem İmamoğlu yine aynısını söyler mi, merak ediyorum.”