Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yeni yasama dönemine başlamasına kısa bir süre kala Ak Parti içinde fon krizi ciddi bir rahatsızlık yaratmış durumda. Nefes gazetesi yazarı Nuray Babacan'ın aktardığı bilgilere göre, partide bazı isimler krizin siyasi etkisinin beklenenden daha geniş olabileceği kanaatinde.
Babacan, Ak Parti üst düzey kurmaylarının konuya ilişkin değerlendirmelerini kaleme aldı. Kurmaylar, durumun ciddiyetini vurgulayarak vatandaş nezdindeki tepkinin kontrol altına alınması gerektiğini belirtiyor.
Kurmaylar, şu ifadeleri kullandı:
“Partinin gördüğü göreceği en büyük kriz. Bu seçim kaybettirebilir. Çünkü miktar çok büyük... Bunu kimseye anlatamazsınız. Partiye ilişkilendirilen isimler var. Bu konunun Meclis’te araştırılmasını önce biz istemeliyiz. Cumhurbaşkanıyla bunu konuşacağız...”
Sorumlulara ceza çağrısı
Ak Parti kulislerinde, krize neden olan kişilerin cezalandırılması gerektiğine dair görüşler ağırlık kazanıyor. Aksi takdirde oluşacak siyasi faturanın ağır olacağı belirtiliyor.
Parti içi yorumlarda şu ifadeler yer aldı:
“’Biz açken siz neler yapmışsınız’ diye bakıyor vatandaş. Bu tepkiyi kontrol etmek için derhal bir önalım yapıp, soruşturmanın genişletilmesi ve sorumlulara ceza verilmesi gerekir. Yoksa faturanın altından kalkamayız.”
Babacan'ın yazısında, parti içinde bu krizi 2000-2001 yıllarındaki bankacılık krizine benzetenlerin bulunduğu da belirtildi. O dönemde yirmiden fazla bankanın batması ve ekonomiye yirmi milyar doların üzerinde maliyet çıkması, Ak Parti'nin iktidara geliş sürecinde sıkça referans verilen konulardan biriydi.
Yazıda görüşüne yer verilen bir Ak Partili, konunun sadece kişisel yatırım tercihi olarak görülemeyeceğini savundu. Yüksek tutarlı paraların riskli alanlara yönlendirilmesinin, "bazı garantiler alındığı" izlenimi yaratabileceği ifade edildi.
Krizin seçmen nezdindeki yansımaları da parti yönetimini endişelendiriyor. Ekonomik sıkıntıların derinleştiği bir dönemde, Ak Parti'ye yakın isimlerin adının geçtiği iddiaların iktidara yönelik tepkiyi artırabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle soruşturmanın genişletilmesi ve sorumlular hakkında adım atılması gerektiğini düşünenler bulunuyor. İktidarın "ön alıcı" bir tavır sergilememesi halinde siyasi faturanın ağırlaşabileceği görüşü hakim.
Fonlarda kalan paraların ödeme yöntemi de tartışmalı başlıklardan biri. Babacan, "1 milyon liraya kadar olan hesapların önce ödeneceği" yönündeki iddialara ekonomi bürokrasisinde itiraz edenler olduğunu yazdı. Bu itirazların temelinde, böyle bir eşik belirlenmesinin yeni mağduriyet tartışmaları doğurabileceği görüşü yer alıyor.
Krizin kapsamı ve sızıntıların kaynağına ilişkin parti kulislerinde çeşitli sorular gündemde. Babacan, Sermaye Piyasası Kurulu'nun denetim alanındaki yapılarda Ak Parti'ye yakın isimlerin konuşulmasının, iktidarın muhalefete yönelttiği yolsuzluk iddialarını da zayıflattığı değerlendirmesini aktardı.