AK Parti tarafından hazırlanan ve 131 yatırım fonunun tasfiyesini düzenleyen yasa teklifi, yatırımcıların en kritik beklentisi olan "ne zaman ödeme alacakları" sorusuna yanıt vermiyor. Teklifte, mağdurlara zararlarının tamamının devlet garantisiyle karşılanacağına dair herhangi bir hüküm de yer almıyor.
Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, fon varlıklarının satışı ve hukuka aykırı işlemlerle aktarılan değerlerin geri kazanılmasını esas alıyor. Ancak kanun gerekçesinde kamu bütçesine mali yük getirilmeyeceğinin altı çizilmesi, geri kazanılan kaynakların yetersiz kalması durumunda açığın nasıl kapatılacağı belirsizliğini doğuruyor. Ödemelerin kaynağı yalnızca fonların mevcut varlıkları ile tahsil edilecek tutarlardan oluşacak.
Bağlayıcı süre ve ödeme takvimi eksikliği
Düzenlemede ne ilk ödemenin yapılacağı tarih ne de tasfiye işlemlerinin tamamlanması için bağlayıcı bir süre öngörülüyor. Bu durum, teklifin yasalaşması halinde bile yatırımcıların paralarına ne zaman kavuşacaklarının belirsiz kalmasına neden olacak.
Teklifte dikkat çeken bir diğer unsur ise 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesine ilişkin hüküm. Ancak bu madde, her mağdura kesin olarak 1 milyon TL ödeneceği anlamına gelmiyor. SPK'nin belirleyeceği fonlarda, endeksleme uygulanmadan hesaplanan net yatırımı 1 milyon TL'nin altında olanlara bu tutara kadar, üzerindeki yatırımcılara ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek. Nakit yetersizliği durumunda Kurul, en düşük net yatırımı bulunanlardan başlayarak veya tüm yatırımcılara ortak bir tutar belirleyerek ödeme yapma yetkisine sahip olacak. Hangi yöntemin hangi koşullarda uygulanacağı ise metinde açıklanmıyor.
SPK'ye geniş yetki, itiraz hakkına sınırlı güvence
Yasa teklifi, Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) tasfiye süreçlerinin neredeyse tüm aşamalarında belirleyici yetkiler tanıyor. Varlıkların değerlemesi, satış yöntemi ve ödeme sırası gibi kritik kararlar SPK tarafından verilecek. Kayıtlar arasında uyuşmazlık çıkması halinde yatırımcının itiraz süreci ve süresi özel olarak düzenlenmiyor.
Daha tartışmalı bir madde ise ödeme hakkından çıkarılmaya ilişkin. SPK tarafından piyasa bozucu eylem veya dolandırıcılık yaptığı tespit edilenlere ödeme yapılmayacak. Bu karar için kesinleşmiş mahkûmiyet şartı aranmaması, idari bir tespitin ödeme hakkını ortadan kaldırabilmesine yol açabiliyor. Bu kararlara karşı savunma ve itiraz usulleri ile iptal durumunda mağduriyetin giderilmesi açıkça belirtilmemiş durumda.
Borsa dışı satışlar ve TMSF'nin devreye girmesi
Fon varlıklarının hızla nakde çevrilmesi amacıyla SPK'ye borsa fiyatlarının gerçek değeri yansıtmadığı durumlarda toptan satış veya hâkim ortağa satış gibi olağan dışı yöntemleri kullanma yetkisi veriliyor. Borsa dışı satışlara da onay verilebilecek olan düzenlemede, bağımsız değerleme ve çıkar çatışmalarının önlenmesine yönelik özel güvenceler bulunmuyor.
Ayrıca doğrudan fona iadesi mümkün olmayan malvarlıklarına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanabilecek. TMSF, yargılama sonucu beklenmeden bu varlıkları satabilecek veya tasfiye edebilecek. Malvarlığı sahibinin beraat etmesi durumunda doğabilecek zararların nasıl karşılanacağına ilişkin bir mekanizma öngörülmüyor.
Kapsam dışı kalan fonlar ve gönüllü iade çelişkisi
Teklifin kapsamı, SPK'nin 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış 131 yatırım fonuyla sınırlandırılıyor. Daha önce tasfiyesi tamamlanan veya başka tarihlerde karar alınan fonlar düzenlemenin dışında kalıyor. Bu durum, benzer zarar gören yatırımcılar arasında farklı muamele riskini gündeme getiriyor.
Gerçeğe aykırı fiyatlar üzerinden olağan dışı kazanç elde edenlerin bu tutarları gönüllü iade edebilmesine izin veren madde de eleştiri konusu. Fonlarda parası kalan yatırımcıların ödemeleri belirsiz bir takvime bağlıyken, kazanç sağlayanlar için gönüllü iade mekanizması öngörülmesi bir çelişki olarak değerlendiriliyor. İade yapılmadığında zorunlu tahsilata geçilme koşulları da yeterince açıklanmıyor.
Düzenleme, denetim kurumlarının olası ihmallerinin araştırılmasını sağlayacak bir mekanizma içermiyor. Ayrıca tahsil edilen paralardan düşülecek yönetim ve tasfiye giderleri için açık bir üst sınır bulunmuyor. SPK ve Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin alacağı hizmet ücretlerine ilişkin sınırlama da yok. Teklifin uygulamasına ilişkin düzenli kamuoyu raporu yayımlanması veya TBMM'ye bilgi verilmesi zorunluluğu getirilmiyor.