Avukatı aracılığıyla DW Türkçe’den Alican Uludağ’a konuşan Arı, süreci ve cezaevindeki yaşadıklarını aktardı. Arı, “Neredeyse adının geçtiği her habere dava açtıran Ebubekir Şahin muradına erdi, beni cezaevine attırdı” dedi.
Gözaltı ve tutuklama süreci
İfade verdikten sonra geceyi nezarethanede geçirdiğini anlatan Arı, koşulların zorluğuna dikkat çekti. Arı, “Süleymancılarla aynı nezarethanede kaldım ve yer olmadığı için yerde uyumak zorunda kaldım. Sabah savcıya çıkarıldım. Öncekinden farklı olarak bu sefer savcı yüzü gördüm ama yine tutuklamaya sevk edildim. Sulh ceza hâkimi de bizi doğru düzgün dinlemeden, avukatlarımı tersleyerek ‘tutuklandın’ dedi” ifadelerini kullandı.
Arı, tahliye olduktan sonra hakkında Ankara Valiliği tarafından verilen ve devam eden koruma kararı bulunduğunu hatırlatarak, cezaevine giriş sırasında yaşanan şaşkınlığı şöyle anlattı:
“Cezaevine getirilirken sağlık kontrolü için uğradığımız hastanede ve de cezaevinin kapısında, koruma görevini icra eden polis memurlarıyla karşılaştık. Beni görünce epey şaşırdılar.”
Cezaevi dolup taşmış
Daha önce bulunduğu koğuşa yeniden gönderilen Arı, kapasitenin çok üzerinde bir kalabalık olduğunu vurguladı. Koğuşta yaklaşık 30 tutukluyken çıktığını belirten Arı, şu an 62. tutuklu olarak içeri girdiğini söyledi. Arı, “Bu yaz cezaevi dolup taşmış” diyerek mevcut durumu özetledi.
Koğuşta sadece 28 kişilik ranza bulunduğunu belirten Arı, 30’dan fazla tutuklunun yerde yattığını ve yaklaşık 60 kişinin iki tuvalet ile bir banyoyu kullanmak zorunda kaldığını ifade etti. Arı’nın koğuşunda Etimesgut, Çankaya ve Eyüpsultan Belediyesi operasyonlarında tutuklanan isimler de bulunuyor.
Yarım kalan kitap ve hukuksuzluk eleştirisi
Önceki tutukluluğu sırasında Doğan Avcıoğlu’nun bir kitabını koğuşta unuttuğunu ve döndüğünde aynı kitabı bulduğunu söyleyen Arı, “Yani önceki tutukluluğumda yarım kalan kitabımı okuyorum” dedi.
Suç işlemediğini savunan Arı, tutuklama gerekçesinin “kaçma şüphesi” olduğunu cezaevinde öğrendiğini belirtti. Arı, “Beni tutukladıkları suç maddesinin yatarı bile olmadığını da yine en iyi onlar biliyor” şeklinde konuştu.
Cezaevinde diğer tutuklularla birlikte izledikleri haberlerde Cumhurbaşkanı’nın basın özgürlüğünden bahsetmesi üzerine yaşanan ironik duruma değinen Arı, “Herkes gülümseyerek bana baktı. Aslında ağlanacak hâlimize gülüyorlardı” dedi.
Sulh ceza hâkimliğinde yaptığı itirazların tutanağa geçirilmediğini belirten Arı, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“‘Tarihe gazeteci tutuklayan hâkim olarak geçmeyin’ demiştim. Tüm gazetecilerin serbest bırakılması ve mesleğimizi özgürce yapabilmemiz umuduyla... Elbette bu da geçer. Ancak bunca hukuksuzluğa imza atanlar da tarihe geçiyor.”