AK Parti hükümetlerinde bakanlık görevlerinde bulunan Erkan Mumcu’nun 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin yaptığı ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kumpas kurulduğunu ima eden açıklamaları tartışma yarattı. Yaklaşık yirmi yıldır Mumcu ile herhangi bir iletişimi olmadığını belirten Arınç, kendisini muhatap almak istemediğini ancak doğrudan hedef gösterilmesi nedeniyle açıklama yapma gereği duyduğunu ifade etti.
Arınç, Mumcu’nun sözlerinin gerçeği yansıtmadığını savunurken, o dönemde Erdoğan’ın Abdullah Gül’ün adaylığı konusunda kendisiyle görüştüğünü ve "Hayırlı olsun, bizim de adayımız Abdullah Bey’dir" dediğini aktardı. CHP’nin 367 vekil sayısına takılan itirazlarının arkasında durduğunu belirten Arınç, Mumcu’nun ise Meclis’e girmeyerek seçim sürecinin tıkanmasında rol oynadığını ileri sürdü.
Siyasi kariyerin sonu ve maddi iddialar
Mumcu’nun "Artık cumhurbaşkanını halk seçsin" fikrine öncülük ettiği yönündeki değerlendirmelerin asılsız olduğunu vurgulayan Arınç, 2007 seçimlerinde AK Parti’nin yüzde 47 oy alarak 341 milletvekili çıkardığını hatırlattı. MHP’nin de Meclis’e girmesinin ardından Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiğini belirten Arınç, Mumcu’nun siyasi kariyerinin bu süreçten sonra sona erdiğini savundu.
Arınç, Mumcu’nun sözlerini "hezeyan" olarak nitelendirirken, bu hareketin altında kendisinin ve Gül’ün yıpratılması amacı yatıyor olabileceğini dile getirdi. Bazı çevrelerin maddi durumlarını pekiştirmek için belirli yerlere yaklaşmaya çalıştığını iddia eden Arınç, şu ifadeleri kullandı:
"Bu hareketin altında sanıyorum ki Sayın Gül ile benim yıpratılmak istenmemiz ve bazı kanalların kendisini kullanmak istiyor oluşu olabilir. Belki de bazı maddi sebepler olabilir. Çünkü son zamanlarda maddi durumlarını biraz daha pekiştirmek için bazılarının bir yerlere hulûs çaktığını da çok iyi görebiliyorum."
Mumcu’nun 2002’de AK Parti’den Isparta milletvekili seçilip bakan olduktan sonra iki yıl sonra istifa ettiğini anımsatan Arınç, bu istifanın askerî vesayet zihniyeti taşıyan kişilerce AK Parti’ye karşı bir manivela olarak kullanılmak istenen Anavatan Partisi grup kurulumuyla ilişkili olabileceğini belirtti. Arınç, Mumcu’nun bu hareketlerinin karşılığını siyasi hayatını sonlandırmakla bulduğunu sözlerine ekledi.