weather
26°
Gerçek Haberci Gündem İran Meclis Başkanı Kalibaf: Hürmüz Boğazı şartlar yerine gelmeden açılmaz

İran Meclis Başkanı Kalibaf: Hürmüz Boğazı şartlar yerine gelmeden açılmaz

Muhammed Bakır Kalibaf, ABD taahhütleri uygulanmadıkça boğazın kapalı kalacağını ve "ya savaş ya müzakere" ikileminin gerçekçi olmadığını belirtti.

2 Dakika
Okunma Süresi
İran Meclis Başkanı Kalibaf: Hürmüz Boğazı şartlar yerine gelmeden açılmaz

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington yönetiminin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve Tahran'ın öne sürdüğü koşulların kabul edilmemesi durumunda Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine açılmayacağını açıkladı. İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre Kalibaf, Meclis Genel Kurulu'ndaki konuşmasında diplomasi sürecinde taviz verilmeyecek bir çizgi izlediklerini vurgulayarak, ülkesinin temel taleplerinin arabulucular aracılığıyla doğrudan ABD'ye iletildiğini bildirdi.

Kalibaf, İran'ın kırmızı çizgilerini net bir dille ifade ederek müzakerelerin önceki aşamasına dönülmeyeceğini ve boğazın belirli şartlar gerçekleşene kadar kapalı tutulacağını duyurdu. Meclis Başkanı, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Bu şartlar yerine getirilmediği sürece, İran halkının meşru hakları tanınmadıkça ve ABD taahhütlerini uygulamadıkça, hiçbir şekilde müzakerelerden önceki duruma dönülmeyecek ve Hürmüz Boğazı açılmayacaktır.”

Kalibaf: Hem savaşmalı hem müzakere etmeliyiz

İran içinde ABD ile yürütülen dolaylı veya doğrudan görüşmelere karşı çıkan kesimlerin eleştirilerini de yanıtlayan Kalibaf, "savaş veya müzakere" şeklindeki ayrımın gerçekçi olmadığını savundu. Sahadaki askeri direnç ile diplomasinin eş güdümlü yürütülmesi gerektiğini belirten Meclis Başkanı, bu stratejiyi şöyle açıkladı:

“Biz, savaş ya da müzakere şeklindeki ikilemin gerçekçi olmadığına; hem savaşılması hem de müzakere edilmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Kalibaf, askeri kapasitenin kullanımı ve diplomatik kazanımların pekiştirilmesi arasındaki dengeye dikkat çekerek sözlerini sürdürdü:

“Gerektiği anda sahip olduğumuz tüm askeri kapasiteyle düşmanı geri püskürtmeli ve ona ağır darbeler indirmeliyiz. Ancak sahada önemli bir zafer elde ettiğimiz ve düşmanın zayıf durumda olduğu bir zamanda, diplomasi araçlarıyla bu kazanımları pekiştirmeliyiz.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız