AK Parti’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın kendisine yönelik "plansız ve programsız belediye devraldım" iddialarına sosyal medya üzerinden cevap veren Tunç Soyer, belediyenin mali durumunu ve asfalt döküm oranlarını karşılaştırdı. Soyer, Tugay’ın siyasi parti değiştirmesini seçmenin iradesine sadakatsizlik olarak nitelendirirken, İzmir halkının memnuniyetsizliğinin arttığını öne sürdü.
Soyer, Tugay’ın bir gazeteye verdiği röportajdaki ifadelerini hatırlatarak şu soruyu yöneltti:
“Cemil Tugay, 15 aydır bize çektirdikleri, İzmirlilere yaşattıkları yetmezmiş gibi bir gazeteye konuşmuş, benim dönemimle ilgili yine yalan yanlış ifadeler kullanmış. Röportajda diyor ki, 'Maddi sıkıntıları bir tarafa gerçekten plansız, programsız, adeta kadrosuz, sorunların biriktiği bir şehir ve belediye teslim aldım. Herkes belediye hizmetlerinden memnuniyetsizliğini dile getiriyor. En basitinden yol meselesi var mesela. Ancak geçen 2 buçuk yıl içerisinde bütçeyi denkleştirdim, kadroyu toparladım ve belediyeyi gerçekten iyi bir hale getirdim.' Madem öyle soruyorum, her şey bu kadar güllük gülistanlık ise AK Parti’ye geçmeye ne gerek vardı? Bu sorunun cevabını veremeyeceğini biliyorum. Ama itham ve iddialarıyla ilgili bazı cevapları İzmirlilere, çalışma arkadaşlarıma borç biliyorum.”
Borç yükü ve bütçe gerçekleşmelerindeki değişim
Soyer, belediyenin borç durumuna ilişkin somut rakamlar paylaşarak Mart 2019’da göreve başladığında 590 milyon dolar borçla devraldığını, Nisan 2024’te ise 640 milyon dolar borçla teslim ettiğini belirtti. Eski başkan, Cemil Tugay yönetimindeki iki yıllık süreçte belediyenin borcunun 1 milyar 200 milyon dolara ulaştığını ifade etti.
Soyer açıklamasında şunları kaydetti:
“Fakat belediye başkanlığı için bir siyasi parti çatısı altında alınan yüz binlerce oyun yarışılan rakip partiye taşınması kişisel bir hak olarak kabul edilemez. Çünkü seçimle oturtulan makamın asıl sahibi seçmendir. Başkan sadece temsil yetkisini devralmıştır. Vekalet hak sahibi gibi tasarruf etme imkânı vermez. Partinizden ayrılıyorsanız, partinizle aldığınız oylarla oturduğunuz makamdan da ayrılırsınız, emanete ihanet etmemiş olursunuz. Aksi hak ihlali değilse, en hafif tabiriyle seçmenin iradesine sadakatsizliktir. Cemil Tugay aslında bu sadakatsizliğin arkasındaki niyeti de açıkça itiraf etmiş, 'Türkiye zaten AK Parti tarafından yönetiliyor' demiş. 24 yıllık İzmir hikayesini hiç anlamadığını, 'muhalif' olmanın ne demek olduğunu bilmediğini göstermiş. Ancak bir yandan da geçtiği partinin kendi kusurlarını kapatacağı umuduna kapılmış. Rakamlar ise bunun hiç de kolay olmadığını söylüyor. Bayetav’ın 2026 Yaz Barometresi, İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmetlerinden memnun olmayanların oranının yüzde 59’a yükseldiğini, Cemil Tugay’a güvenenlerin oranının ise yüzde 16,3’e düştüğünü gösteriyor. Yani İzmirli bu transferden önce, onun İzmir ruhunu taşımadığını görmüş.”
Asfalt miktarında ciddi düşüş ve personel giderleri
Kadro değişikliklerinin belediye hafızasına zarar verdiğini savunan Soyer, asfalt döküm istatistiklerini de gündeme getirdi. Kendi döneminde yıllık ortalama 1 milyon ton sıcak asfalt döküldüğünü belirten Soyer, 2025 yılında bu miktarın 387 bin tona gerilediğini vurguladı. Personel giderlerinin toplam bütçeye oranındaki değişimi de ele alan eski başkan, bu farkın işten çıkarmalarla sağlandığını öne sürdü.
Tunç Soyer, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Yaptığımız onlarca icraatı, devrim niteliğinde projeyi bu yazıda anlatacak değilim. Maksimum çalışma potansiyelimi kullandım, kendi biyolojik sınırlarımı zorlayarak çalıştım, dolayısıyla vicdanım rahat. Sürekli benim dönemimi kötülemenin, hala nedenini anlayamasam da onun bitmek bilmez düşmanlığından kaynaklandığını biliyorum. Peki son 2,5 yılda İzmir’de ne yapıldı? Kordon'a duvar, alıp kullanmadığınız deniz taksiler ve tuktuk’lar dışında 2,5 yıl İzmir için ne yaptınız? Tabii ismini değiştirerek mevcuttakileri devam ettirdiğiniz, kapattığınız, durdurduğunuz, eksik evraklarla şikâyet ettiğiniz işler dışında. Yanlış hayat doğru yaşanmıyor. Fakat İzmir çaresizliğe ve yanlışa mahkum değildir. İzmir Büyükşehir Meclisi’nin sorumluluğu bir kat daha artmıştır. Bu makus talihi değiştirmek artık yine İzmir’in oylarıyla seçilen haysiyetli meclis üyelerinin omuzlarındadır. İzmir, umutla her birinin 'İzmir duruşu'na göstereceği saygıyı ve şehirlerine duydukları sorumluluğu görmeyi bekleyecektir.”