Yeni Parti’nin ilk olağan kurultayı, 14-15 Kasım tarihlerinde Ankara Arena Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek. Kurultay sürecinde parti yönetiminin belirlenmesinde tabandan tavana seçim modeli esas alınırken, Anayasa Mahkemesi’nin olası isim değişikliği kararı ve yeni logo tasarımı da gündemin ana maddeleri arasında yer alıyor.
Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in aktardığı bilgilere göre, partide ilçe başkanı, il başkanı ve genel başkanın belirlenmesinde üyelerin doğrudan katılımını öngören bir yöntem izlenecek. Bu kapsamda ekim ayının sonlarına doğru 81 ildeki parti binalarında sandıklar kurulacak ve üyelerin katılımıyla genel başkan adayı belirlenecek. Üyelerin seçtiği isimler daha sonra il ve ilçe kongrelerinde delegelerin onayına sunulacak. Genel başkanlık seçimi için de benzer bir prosedür uygulanacak.
Kurultaya kadar üye sayısının 1 milyona yaklaştırılması hedeflenirken, toplantıda yaklaşık 1300 delegenin oy kullanması öngörülüyor. Kurultayın ilk günü genel başkan seçimi, ikinci günü ise Parti Meclisi seçimi yapılacak. Mevcut Genel Başkan Özgür Özel’in, delegelerin büyük çoğunluğunun desteğini alarak yeniden seçilmesi bekleniyor.
Logo değişikliği ve isim tartışmaları masada
Yeni Parti’nin logosunun da ilk kurultayda gündeme gelmesi planlanıyor. Partili kaynaklar, şu an için resmi bir logo bulunmadığını ve kurultayın ilk gününde yeni bir logo çalışmasının delegelerin onayına sunulabileceğini belirtti. Logo konusunda Yeni Parti isminin yanına ayırt edici bir sembol eklenmesi veya tamamen yeni bir tasarım yapılması seçenekleri değerlendiriliyor.
Anayasa Mahkemesi’nin, Yenilik Partisi ile isim benzerliği nedeniyle Yeni Parti’nin isminin değiştirilmesine karar vermesi durumunda, yeni ismin kurultayda veya kurucular kurulunda belirlenmesi gündeme gelecek. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, T24’ten Murat Sabuncu’ya yaptığı açıklamada isim sürecine ve hukuki duruma ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi birincisi biz partinin adını düşünürken, ismi millet koydu Yeni Parti diye. Ve bütün her yerde Yeni Parti diye biliniyor. Şimdi kurulmuş yeni bir partinin veya yeni kurulmakta olan bir partinin adını herkese duyurmak ve öğretmek en büyük zorluk. Yani biliyorsunuz ne partiler kuruldu, kurulduktan iki yıl sonra soruyorsunuz, vatandaşın sadece yüzde altmışı biliyor. Yeni Parti adını neredeyse vatandaşın yüzde yüzü bilir hale gelmişti. Biz Yeni Parti adıyla ilgili bir parti var mı diye baktık. Yok. Yine de her ihtimale karşı iki isimli, iki alternatifli çalıştık. Neredeyse üç saat imza atmak sürüyor kurucular kurulunda. İki kat süre çalıştırarak alternatif bir parti ismi de hazırladık. İçişleri Bakanlığı'na başvurduk. Bakanlık da Yeni Parti ismiyle başvurumuzu alıp kütüğe kaydetti. Bakanlık aldı, Yargıtay da kütüğe kaydetti. Sonradan bir başka parti bu bizim ismimize benzer iltibas olabilir diye başvurunca otomatikman yazıyorlar, böyle bir şey var ister değiştirin ister Anayasa Mahkemesi’ne soralım diye.”
Özel, hukuki süreçte akademisyenlerden görüş alındığını ve ismin korunması yönünde çalışmalar yapıldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz bu konuda Türkiye’de en çok çalışan, makalesi olan akademisyen Marmara Üniversitesi'nden Tolga Şirin'den bir mütalaa aldık. Yirmi sekiz sayfalık bir mütalaamız var. Ve iltibas olmadığı Anayasa Mahkemesi'nde önceki kararlarını incelenerek söylenince ismimizle devam ediyoruz. Anayasa Mahkemesi iltibası yoktur derse Yeni Parti adıyla devam edeceğiz. Vardır derse de iltibası ortadan kaldıracak bir isim veririz. Küçük bir ek yapılarak yani ona, herkes önerilerde bulunuyor işte. Türkiye'nin Yeni Partisi mi olur veya Yeni Başlangıç Partisi mi olur, Yeni Başlangıç mı olur bakacağız ondan sonra. Yani ‘yeni’yi koruyarak, yeni adının önde olduğu bir isimle devam edeceğiz. Çünkü ismi millet koydu. Biz senin koyduğun ismi değiştirdik, adını şu koyduk dersek esas problem orada.”
İsim tartışmalarının siyasi boyutuna da değinen Özel, bilinirlik artışının bazı çevreleri rahatsız ettiğini savundu:
“Şimdi görüyorum bazı işte iktidara yakın köşe yazarları falan. Efendim işte tartışılıyor, böyle bir isim koymasalardı. Belli ki Yeni Parti’nin iki ayda yüzde 98 bilinirliğe ulaşması onları rahatsız etmiş. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi diyelim ki iltibas buldu ve bir değişiklik istedi. Bu sadece ismi etkileyen bir şey. Ondan sonra partinin bugüne kadar ki faaliyetleri, üye kayıtları, aidatları, yaptığı işler hiçbiri etkilenmiyor.”